(4389 S. K. m. 10) (5411 S. K. m. 61) (818 S. K. m. 306, 307) (818 S. K. m. 53)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Edirne 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen 17.03.2009 tarih ve 2008/203 - 2009/83 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalılar vekilleri tarafından ayrı ayrı istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, bazı noksanlıkların ikmali için dosya mahalline gönderilmişti. Bu noksanlıkların giderilerek dosyanın gönderildiği anlaşılmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Sultan Gümüş Başaran tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkili şirketin davalı Banka nezdinde bulunan hesabından müvekkilinin bilgisi ve talimatı olmadan 10.12.2007 tarihinde internet yoluyla toplam 9.650,00 YTL'nın tanımadığı davalı E. E. A.'ın hesabına aktarıldığını, olayın müvekkilince fark edilip davalı Banka'ya bildirilmesi üzerine 2.706,50 YTL'ye bloke konulup müvekkiline iade edildiğini, davalı Banka'nın elektronik bankacılık hizmetinde gereken güvenliği sağlayamadığını ileri sürerek. 6.943,00 YTL'nın olay tarihinden itibaren hesaplanacak temerrüt faizi ile birlikte davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı Banka vekili, davacının şifresini koruyamadığını, davacının zararının şifrenin 3. kişilerce öğrenilmesi sonucu meydana geldiğini, bankanın sisteminden kaynaklanan bir zarar bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı E. E. A. vekili, dava konusu olayda kullanılan bankamatik kartı müvekkiline ait olmasına rağmen müvekkilinin bu kartı kullanmadığını, müvekkili aleyhine açılan ceza davası derdest olup bekletici mesele yapılması gerektiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı Banka'nın basiretli bir tacir gibi davranıp gereken güvenlik önlemlerini almaması nedeniyle kusurlu olduğu, davacı bilgisayarında gereken güvenlik önlemlerini aldığından müterafik kusuru bulunmadığı, davacının hesabındaki paranın davalı E.'ın hesabına internet yolu ile aktarılıp olayın anlaşılmasından sonra hesapta kalan paranın davalı Banka'ca davalıya ödendiği, davalı E.'ın da haksız fiil nedeniyle davacının karşılanmayan zararından davalı Banka ile birlikte sorumlu bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile 6.943,00 TL'nin olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalılar vekilleri ayrı ayrı temyiz etmiştir.
1 - Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davalı Banka vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2 - Dava, davalı Banka nezdinde açılmış olan hesapta bulunan paranın davacının bilgisi ve izni dışında internet yolu ile yapılan işlemler sonucu çekilmesi suretiyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir. Bankalar kendilerine yatırılan paraları mudilere istendiğinde veya belli bir vadede ayni veya misli olarak iade etmekle yükümlüdür (4491 sayılı Yasa ile değişik 4389 sayılı Bankalar Kanunu'nun 10/4 ve 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun 61. maddesi). Bu tanımlamaya göre, mevduat ödünç ile usulsüz tevdi sözleşmelerinin niteliklerini taşıyan kendine özgü bir sözleşmedir. BK'nun 306 ve 307. maddeleri uyarınca ödünç alan, akdin sonunda ödünç verilen parayı eğer kararlaştırılmışsa faizi ile iadeye mecburdur. Aynı Yasa'nın 472/1. maddesi uyarınca usulsüz tevdide paranın nefi ve hasarı mutlak şekilde saklayana geçtiği için ayrıca açıklamaya gerek kalmadan saklayan bu parayı kendi yararına kullanabilir. Bu açıdan değerlendirildiğinde, usulsüz işlemle çekilen paralar aslında doğrudan doğruya bankanın zararı niteliğinde olup mevduat sahibinin Banka'ya karşı alacağı aynen devam etmektedir. Bu itibarla sahtecilik işlemi Banka'ya karşı gerçekleştiğinden, sahteciliğe konu para da Banka'nın parası olduğundan haksız fiil failinden ancak bankanın talepte bulunabileceği, davacının davalı E. E. A.'dan talepte bulunamayacağı nazara alınmadan yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
3 - Kabule göre de davalı E. olayla ilgisinin olmadığını ve ceza davasında beraat ettiğini savunmuş olup, dosya arasına celp edilen ceza dosyasında davalı E. hakkında delil yetersizliğinden beraat kararı verilmiş ve gerçek failin araştırılıp bulunması konusunda Cumhuriyet Başsavcılığı'na suç duyurusunda bulunulmasına karar verilip bu kararın kesinleştiğinin anlaşılmış bulunmasına göre, her ne kadar BK'nun 53. maddesine göre hukuk hakimi, ceza hakiminin belirlediği kusur oranı ve delil yetersizliğine dayalı beraat kararı ile bağlı değil ise de davalı E. Eray'ın hangi nedenle sorumluluğuna hükmedildiğinin gerekçeleri karar yerinde açıklanmadan anılan davalı aleyhine hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı Banka vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile hükümün davalı Banka yönünden ONANMASINA, (2) ve (3) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davalı E. E. A. vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın anılan davalı yararına BOZULMASINA, aşağıda yazılı bakiye 322,00 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalı Yapı Kredi Bankası A.Ş. 'den alınmasına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davalı E. E. A.'a iadesine, 07.04.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy