(2004 S. K. m. 257)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Gaziantep Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 20.9.2010 tarih ve 2010/1349-2010/1349 Sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi ihtiyati haciz talep eden vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi E. K. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği düşünüldü:
Karar: İhtiyati haciz talep eden vekili, aleyhine ihtiyati haciz istenen borçluların, borçlarına karşılık müvekkiline toplam 7 adet bono verdiklerini, vadesi gelen üç bononun ödenmediğini, son olarak 24.8.2010 vadeli bonoya dayalı olarak ihtiyati haciz kararı verildiğini, bu karar gereğince yapılan takipte borçlu F. Ö.'e ait taşınmazların bir başkasına satıldığının ortaya çıktığını, diğer borçlu aleyhine yapılan hacizde de muvazaalı olarak düzenlenen kira sözleşmesi ibraz edilerek hacze engel olunduğunu, borçluların mal varlıklarını kaçırmak üzere olduklarını ileri sürerek, ihtiyati haciz kararı verilmesi talep edilmiştir.
Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre, talebe konu 4 adet bononun vadesinin gelmediği, bu bonoların aynı hukuki ilişkinin ürünü olduğuna dair bir sözleşme olmadığı, bonolardan birinin vadesinde ödenmemesi halinde diğerlerinin muaccel olacağına dair de bir sözleşme bulunmadığı, bonolarda matbu şekilde yazılı muacceliyet kaydının yeterli olmadığı, mal kaçırmayla ilgili kanaat verici bir delil gösterilmediği gerekçesiyle talebin reddine karar verilmiştir.
Kararı, ihtiyati haciz talep eden vekili temyiz etmiştir.
İstem, vadesi gelmemiş bonolara dayalı ihtiyati haciz kararı verilmesine ilişkindir.
Müeccel bir alacak için kural olarak ihtiyati haciz istenemez. İstenebilmesi için, alacaklının alacağını vadesinde alabilmesinin ciddi bir şekilde tehlikeye düştüğüne veya düşmekte olduğuna delalet edecek hallerin varlığı şarttır. Bu haller, İ.İ.K.nun 257/2 nci maddesinde sayılmış olup, vadesi gelmemiş borçtan dolayı, borçlunun muayyen ikametgahı yoksa borçlu taahhütlerinden kurtulmak maksadıyla mallarını gizlemeye, kaçırmaya veya kendisi kaçmaya hazırlanır yahut kaçar ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunursa, bu nedenlerden birinin bulunması halinde ihtiyati haciz istenebilir.
Mahkemece, bonoların vadelerinin gelmediği, bonoların aynı hukuki ilişki sebebiyle verildiklerine dair sözleşme olmadığı, bonolarda matbu olarak yazılı olan muacceliyet kaydının yeterli olmadığı ve borçluların mal kaçıracaklarına dair kanaat verici bir delil gösterilmediği gerekçesiyle talep reddedilmiş ise de, yapılan değerlendirme somut olayla uyuşmamaktadır. Zira talep, muaccel olmamış bonolara dayalı olup, alacaklının dayanak bonoların muaccel olduğu yolunda bir iddiası bulunmamaktadır. Alacaklı taraf, borçlular aleyhine daha önce yaptıkları icra takiplerinin bulunduğu, bu takiplerde üzerine haciz konulan taşınmazların talebe dayanak bonoların vade tarihinden kısa bir süre önce üçüncü kişilere devredildiği iddiasında bulunmuş olup, mahkemece bu konuda bir araştırma yapılmaksızın soyut gerekçeyle talep reddedilmiştir. Bu itibarla, davacının iddialarının araştırılması, bu iddiaların doğru olduklarının tespiti halinde İ.İ.K.nun 257/2 nci maddesindeki halin gerçekleştiğinin kabul edilmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, hükmün bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan sebeplerle ihtiyati haciz talep eden vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle kararın ihtiyati haciz talep eden yararına BOZULMASINA, ödenen temyiz peşin harcın istemi halinde temyiz edene iadesine, 17.05.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy