(2004 S. K. m. 67)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 8.12.2010 tarih ve 2009/12-2010/685 Sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi tarafların vekilleri tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 16.4.2013 günü başkaca gelen olmadığı yoklamayla anlaşılıp hazır bulunan davacı vekili dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi M. L. tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkili şirket çalışanlarından C. K.'nin 6.3.2007 tarihinde işyerinde geçirdiği kaza sonucunda öldüğünü, davacı tarafından ölenin mirasçılarına mahkeme ilamına dayalı olarak 197.500 TL olarak ödendiğini ve ibraname alındığını, davacının işveren mali mesuliyet sigortacısı olan davalı tarafından ödeme yapılmaması üzerine aleyhine başlatılan takibin itiraz üzerine durduğunu ileri sürerek, itirazın iptaliyle icra inkar tazminatının tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının işveren sorumluluk sigortasının bulunmuş olmasının poliçeyle teminat altında tutarın mutlaka ödeneceği anlamına gelmediğini, SSK tarafından hak sahiplerinin tüm zararlarının ödendiğini, bu sebeple karşılanması gereken bir zarar bulunmadığından müvekkilince davacı tarafa herhangi bir ödeme yapılmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, davalı tarafından düzenlenen poliçe kapsamında oluşan zararın meydana geldiği, rizikonun gerçekleştiği, poliçe kapsamı içinde kalan olay sebebiyle davalının limitle bağlı olmak üzere bu bedeli ödemesinin gerektiği, alacağın likit olmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, tarafların vekilleri temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince: dava, işveren sorumluluk sigortasına dayalı olarak başlatılan takibe yapılan itirazın iptali ve icra inkar tazminatının tahsili istemine dair olup, mahkemece, koşulları oluşmadığı gerekçesiyle davacı tarafın icra inkar tazminatı isteminin reddine karar verilmiştir.
Oysa, likit, yani unsurları borçlu tarafından önceden bilinen veya bilinmesi mümkün ve hesaplanabilir alacakların tahsili amacıyla girişilen icra takiplerine yönelik itirazın haksız olduğunun anlaşılması halinde bu yönde istem varsa davalı borçluya ayrıca icra inkar tazminat yükletilir. (İ.İ.K.mad. 67/2)
Somut olayda işbu davaya konu edilen alacağın başka bir mahkeme ilamına bağlı olarak davacı tarafından hak sahiplerine ödenmesi karşısında artık alacağın likit bir alacak olduğunun kabulü gerekir.
Bu durumda, mahkemece, yukarda yapılan açıklamalar doğrultusunda, davaya konu alacağın takip tarihi itibariyle borçlu açısından bilinebilir, hesap edilebilir (likit) bir alacak olduğunun kabulüyle sonucuna göre bir karar verilmek gerekirken bu istem hakkında yanılgılı değerlendirmeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiştir.
3- Öte yandan. 2.5.2007 tarihli davacı tarafından gönderilen ve davalı tarafından da 10.5.2007 tarihinde tebellüğ edildiği anlaşılan ihtarnameyle davalının temerrüde düşüp düşmediği denetime elverişli bir şekilde tartışılmaksızın mahkemece yazılı şekilde takip tarihinden itibaren temerrüt faizine hükmedilmesi de keza doğru bulunmamıştır.
Sonuç: Yukarıda (1) numaralı bentte yazılı nedenle, davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine, (2) ve (3) numaralı bentte açıklanan sebeplerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle kararın davacı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 990,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 5.346,00 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, ödenen temyiz peşin harcın istemi halinde temyiz eden davacıya iadesine, 25.06.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy