(2004 S. K. m. 258)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Karacasu Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen 28.2.2011 tarih ve 2011/5-2011/5 Sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi ihtiyati hacze itiraz eden borçlu vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi İ
A
tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: İhtiyati haciz kararına itiraz eden borçlu, davaya konu bonoda tanzim yerinin bulunmadığını, bu sebeple bono vasfını kazanmadığını, bononun neyin karşılığında verildiğinin de belirtilmediğini, ayrıca bononun arkasında Bu senet K... Esnaf Kefalet Kooperatifine İ. K.'in borcuna karşılık verilmiştir ibaresi yazdığını, dolayısıyla teminat evrakı niteliğinde olduğunu, yetkili yer mahkemesinin gösterilmediğini, borç miktarından fazla haciz yapıldığını ve mağduriyetine sebep olunduğunu ileri sürerek ihtiyati haciz kararının kaldırılmasını talep ve dava etmiştir.
İhtiyati haciz kararı talep eden alacaklı vekili, müvekkilinin emre muharrer senet karşılığında borçludan 10.000 TL. alacaklı olduğunu, senedin vadesi gelmesine rağmen borcun ödenmediğini savunarak istemin reddini talep etmiştir.
Mahkemece, itirazın reddine ilişkin verilen karar, Dairemizin 8.11.2010 tarih, 2010/13445 Esas, 2010/11453 Karar sayılı ilamında açıklanan sebeplerle bozulmuş, bozma ilamına uyularak, senedin bono vasfını kaybetse dahi belli bir miktar para borcunun kayıtsız şartsız belli bir vadede ödeneceğinin belirlenmesi ve bunun mücerret borç ikrarı olması sebebiyle itirazın yerinde olmadığı gerekçesiyle, reddine karar verilmiştir.
Kararı, ihtiyati hacze itiraz eden borçlu temyiz etmiştir.
İstem, ihtiyati haciz kararına yapılan itiraza ilişkin olup, mahkemece bozma ilamına uyularak yazılı şekilde karar verilmiş ise de, Dairemizin önceki bozma ilamının 1. bendinde İİK'nun 258. maddesine 17.7.2003 tarih 4949 Sayılı Kanun ile yapılan ekleme ile ihtiyati haciz talebinin reddi halinde alacaklının kanun yoluna başvurabilmesinin olanaklı hale getirildiği, bu kararlara karşı itirazın mümkün olmayıp, ancak temyiz yoluna başvurulabileceği belirtilmiş olup, somut olayda, mahkemece, ihtiyati haciz talebinde bulunan alacaklının bu talebi 29.6.2010 tarihinde bononun yasal unsurlarının bulunmadığı gerekçesiyle reddedilmiş, alacaklının itirazı üzerine talebin kabulüyle ihtiyati haciz kararı verilmiştir.
Oysa, yukarda açıklandığı üzere mahkemece, alacaklı vekilinin itirazının, bu karara karşı itiraz yolunun kapalı olduğu, ancak temyiz yoluna başvurabileceği gerekçesiyle reddedilmesi gerekirken, bu konudaki bozma ilamına da uyulduğu halde gereği yerine getirilmeyerek, bozma ilamının 2. bendindeki usuli eksikliğin tamamlanmak suretiyle yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu sebeple bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan sebeplerle ihtiyati haciz kararına itiraz eden borçlu vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle kararın adı geçen yararına BOZULMASINA, ödenen temyiz peşin harcın istemi halinde temyiz edene iadesine, 31.05.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy