(6762 S. K. m. 644, 730)
Dava: Taraflar arasında görülen davada; İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 02/12/2010 tarih ve 2010/126-2010/672 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi asıl davada davalı, birleşen davada davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi E.K. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı.... Bank A.Ş. vekili, davalı tarafından keşide edilen çekin usulüne uygun ciro silsilesi ile müvekkiline ulaştığını, süresi içinde muhatap bankaya ibraz edilen çekin karşılığının bulunmadığını, çeke dayalı olarak başlatılan ilamsız icra takibinin de davalının itirazı üzerine durdurulduğunu, TTK'nun 644. maddesi uyarınca çek bedelinden davalının sorumlu bulunduğunu ileri sürerek, 33.914,35.-TL'nin faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı N. vekili, davaya konu çekin mal siparişi karşılığında dava dışı şirkete verildiğini, ancak mallar süresi içinde teslim edilmediğinden siparişin iptal edildiğini ve çekin geri istenildiğini, ancak çeki alan şirketin kredi borcunun teminatı olarak söz konusu çeki davacıya ciro ettiğinin öğrenildiğini, kredi borcunun yeniden yapılandırılarak söz konusu şirket tarafından davacıya taksitler halinde ödendiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Birleşen davada davacı N. vekili, davalı şirkete sipariş edilen mallara karşılık davalıya verilen çekin, siparişe konu malın zamanında hazır edilmemesi ve siparişin iptal edilmesi nedeniyle bedelsiz kaldığını ileri sürerek, söz konusu çek dolayısıyla borçlu olunmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı şirket, davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, asıl davada davalı N. ile birleşen davanın davalısı şirket arasında yapılan mermer alım sözleşmesi karşılığında davaya konu çekin keşide edildiği, çeki alan şirketin, bu çeki davacı bankadan aldığı kredinin teminatı olarak bankaya ciro ettiği, daha sonra sipariş edilen malın hazır edilmemesi nedeniyle siparişin iptal edildiği ve keşideci tarafından çekin geri istenildiği, ancak davalı şirketin çeki davacı bankaya ciro etmesi nedeniyle iade edemediği, buna karşılık anılan şirketin söz konusu çekten dolayı N.'den alacaklı olmadığına dair belge düzenlediği, davacı bankanın iyi niyetli son hamil olduğu, çekin süresi içinde bankaya ibraz edildiği ve karşılığı olmadığından herhangi bir ödeme yapılmadığı, asıl davanın davalısı tarafından çek bedelinin herhangi bir şekilde ödendiğinin ya da davacı bankanın çeki aldığı sırada çekin bedelsiz kaldığını bildiğini veya haksız ve kötü niyetli olduğunu kanıtlayamadığı gerekçesiyle asıl davanın kısmen kabulü ile 33.914,35.-TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, birleşen davanın kabulü ile davacının davaya konu çek nedeniyle borçlu olmadığının tespitine karar verilmiştir.
Kararı, asıl davada, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Asıl dava, TTK'nun 730/14. maddesi delaletiyle aynı yasanın 644. maddesi uyarınca açılan tazminat istemine ilişkindir. TTK'nun 730. maddesinde rehin cirosu ile ilgili aynı yasanın 601. maddesine atıf yapılmadığından çekte rehin cirosu caiz değildir. Bu itibarla çeki rehin cirosu ile devralan kişinin yetkili hamil olarak kabulü mümkün bulunmamaktadır. Somut olayda her ne kadar dava konusu çek üzerinde, çekin rehin cirosuyla devredildiği belirtilmemişse de, söz konusu çekin, lehtarı tarafından davacı bankadan alınan kredinin teminatı olarak davacı bankaya ciro edildiği, diğer bir deyişle çekin rehin cirosu ile davacıya devredildiği mahkemece kabul edilmiş olup bu hususa ilişkin bir temyiz bulunmamaktadır. O halde, çekte rehin cirosunun batıl olduğu, bu durumda davacının yetkili hamil olduğunun söylenemeyeceği ve yetkili hamil olmayan kişinin TTK'nun 644. maddesi uyarınca hak sahibi olamayacağı dikkate alınmaksızın hüküm kurulması doğru olmamış, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 03.10.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy