(2004 S. K. m. 45, 257)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 12.11.2010 tarih ve 2010/1006-2010/1006 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi alacaklı banka vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi N. A. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: İhtiyati haciz isteyen vekili, müvekkili banka tarafından dava dışı borçlu olan ... Tekstil San. Tic. Ltd. Şti'ne kredi hesabı açıldığını, davalıların da bu sözleşmeye müşterek borçlu ve müteselsil kefil olarak imza attıklarını, ancak hesap kat ihtarına rağmen borcun ödenmediğini ileri sürerek, 815.774,44 TL alacak için ihtiyati haciz kararı verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, iddia ve dosya kapsamına göre, borçlulardan H. K.'nin sözleşmede imzasının bulunmadığı ve alacak rehinle teminat altına alındığından İİK 257. maddesine göre yasal koşulların oluşmadığı gerekçesiyle talebin reddine karar verilmiştir. Kararı, ihtiyati haciz isteyen alacaklı banka vekili temyiz etmiştir.
İİK. nun 45 inci maddesi hükmüne göre, rehinle temin edilmiş bir alacağın borçlusu iflasa tabi şahıslardan olsa bile alacaklı, yalnız rehinin paraya çevrilmesi yoluyla takip yapabilir. Ancak, poliçe ve emre muharrer senetlerle çekler hakkındaki takip hükümleri saklıdır. Aynı Yasa'nın 257 nci maddesi uyarınca da ihtiyati hacze karar verilebilmesi için gerekli koşullardan biri de alacağın rehinle temin edilmemiş olmasıdır. İİK'nun anılan maddesine göre aleyhine ihtiyati haciz istenenin lehine verilmiş bir rehin söz konusu ise alacaklı rehin tutar kadar alacağı için öncelikle rehne başvurması gerekir. Bu itibarla mahkemece ipotek belgeleri getirtilip kefalet borcu için ipotek verilip verilmediği, eğer ipotek kefil için verilmiş ise rehin tutarı kadar olan alacak için alacaklının önce rehne müracaat etmesi gerektiği, ipotek şayet borçlu lehine verilmiş ise bunun kefile başvuruyu engellenemeyeceği nazara alınarak bir karar verilmek gerekirken yazılı şekilde karar tesisi doğru olmamıştır.
Ayrıca, H. K.'nin sözleşmede imzasının bulunmadığı kabul edilmiş ise de; dosyadaki 07.03.2008 tarihli sözleşmenin 57. maddesi altında yer alan imzalar karşısında bu yargıya mahkemece nasıl ulaşıldığına ilişkin denetime imkan veren bir gerekçeye yer verilmemesi de yerinde olmadığından kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle ihtiyati haciz isteyen vekilinin temyiz itirazının kabulü ile kararın BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 03.03.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy