(6762 S. K. m. 1299)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Diyarbakır 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen 01.03.2011 tarih ve 2009/796-2011/176 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi M. A. B. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkili ile davalı arasında işyeri sigorta poliçesi düzenlendiğini, müvekkilinin işyerinde meydana gelen hırsızlık olayı nedeniyle 37.000 TL ve KDV zararının meydana geldiğini ancak davalı sigorta şirketinin hasar bedelini ödemediğini ileri sürerek, 37.000 TL'nın KDV ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, yargılamanın devamı sırasında verdiği ıslah dilekçesi ile talebini 45.907,80 TL'na yükseltmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının emtiayı korumak için yeterli tedbir aldığı, işyerinin kilidinin kırılmak suretiyle içeriye girildiği gerekçesiyle davanın kabulü ile 43.660 TL'nın 16.11.2009'dan itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1 - Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2 - Dava, işyeri sigorta poliçesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
Davacı vekili, müvekkilinin işyerinde meydana gelen hırsızlık olayı sonucunda dükkanda bulunan çok sayıda halının çalındığını ancak davalı sigorta şirketinin sigorta tazminatı ödemediğini iddia etmiş, davalı vekili ise davacının gerçek bir zararının bulunup bulunmadığının tespit edilemediğini, davacı sigortalı tarafından sunulan alış faturaları dolayısıyla şüpheye düştüklerini belirterek davanın reddini istemiştir. Tarafların değinilen iddia ve savunmalarına karşın mahkemece davalının savunmasında öne sürülen hususlar incelenip değerlendirilmiş değildir. Mahkemece öncelikle davacıdan talep ettiği katma değer vergisi oranının ve dolayısıyla dava değerinin ne olduğu sorulup belirlendikten ve ıslah dilekçesi davalı tarafa tebliğ edildikten sonra dosya içinde örneği mevcut olmayan ekspertiz raporu getirtilip mahallinde yapılacak olan keşif sonrasında davacının dükkanının büyüklüğü ve çalındığı iddia edilen halıları alacak kapasitesinin bulunup bulunmadığı açıklığa kavuşturularak yine davacı tarafça sunulan alış faturalarını düzenleyen işyerlerinden söz konusu faturaların içeriği sorulduktan sonra oluşacak kanaate göre sonuca gidilmesi gerekirken eksik inceleme ile hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
3 - Öte yandan dosya içeriğinde mevcut tutanağa göre davacının dükkanında olay sonrasında bir miktar halı bulunduğunun anlaşılmasına karşın bu husus dikkate alınmayarak mali müşavir bilirkişiden alınan ve davacının toplam mal alış ve satış bedelleri arasındaki farkı bildiren rapor doğrultusunda zararın tespit edilmesi dahi doğru görülmemiş kararın bu nedenle de bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE (2) ve (3) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 27.06.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy