(818 S. K. m. 487, 500)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Salihli 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen 30.12.2010 tarih ve 2010/272-2010/935 Sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Murat Azaklı tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalı bankanın dava dışı K. Ö. adlı kişiye açmış olduğu krediye karşılık taşınmazı üzerinde ipotek tesisi ettirdiğini, davacının murisi E. K.'un da kefil olduğunu, asıl borçlunun borcunu ödememesi üzerine kefil olan davacının murisinin davalı bankaya kefaleti gereği 15.5.2008 tarihinde 3.813,96 TL ve 19.578,46 TL olmak üzere toplam 23.392,42 TL ödediğini, kefilin 17.6.2008 tarihinde ölümü sonrasında, davacının borçlu K. Ö.'nün davalıya verdiği ipoteğin müvekkiline devrini istediğini, ancak bankanın taşınmaz ipoteğini daha önceden 10.10.2007 kaldırdığını öğrendiğini, davalının kefaletten dolayı tahakkuk eden borcun temini için kefalet akdi sırasında tesis olunan gayrimenkul ipoteği teminatını serbest bıraktığından kefil E. K'a karşı sorumlu olduğunu, davalının bu şekilde kefilin durumunu ağırlaştırdığını ileri sürerek, murisin ödediği miktarın davacının mirastaki 3/8 payına karşılık 8.772 TL'nin 15.5.2008 tarihinden itibaren ticari faizi ile tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkili ile dava dışı K. Ö. arasında genel nakdi ve gayrinakdi kredi sözleşmesi imzalandığını, davacının murisi E. K.'un toplam 70.000 TL tutarla kefil sıfatıyla yer aldığını, davanın bütün mirasçılar ile birlikte açılması gerektiğini, davacı tarafından davacının murisi E. K.'un kefil sıfatıyla yaptığı ödemenin iadesi için elindeki dekontlarla asıl borçluya müracaat hakkının her zaman bulunduğunu, bunu kullanmadan durumunun ağırlaştığı iddiasında bulunamayacağını, 10.10.2007 tarihinde ipotek fekkedilmiş iken 15.5.2008 tarihinde davacının murisinin ödeme yaptığını, ipoteğin fek işleminin davacı ve murisi tarafından bilindiğini, hatta davacının bizzat işlemlerin içinde yer aldığını, ipoteğin fek edilmesi sonrası aynı gün K. Ö. 'in ticari kredili mevduat hesabından kullandığı 15.000 TL tutarın kefil E. K.'un hesabına aktarıldığını, sözleşmeye göre davalının dilerse ipoteği fekketme hakkı bulunduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davalı ile davacının murisi ve dava dışı K. Ö.'in imzalamış olduğu 14.7.2003 tarihli genel nakdi ve gayrinakdi kredi sözleşmesine göre davalının ipotek tesisi, teminatın iadesi hususlarında ihtiyari yetkisinin bulunduğu, bu hususu davacı murisinin kefil sıfatıyla imzalayarak kabul edildiği, dolayısıyla BK'nun 487 ve 500. maddelerinin uygulanma koşullarının oluşmadığı, diğer taraftan iştirak halindeki mülkiyette bir mirasçının terekeye ait bir mal, hak veya alacaktan yalnız kendi payına düşen kısım için kendi adına dava açtığı taktirde davanın reddi gerektiği, zira bir mirasçının iştirak halindeki pay üzerinde tasarruf yetkisinin bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davalı bankanın, kredi borcu sebebiyle borçludan aldığı ipoteği, borcun kefil tarafından ödenmesine rağmen fekketmesi nedeniyle, ipoteğin kefile devredilmemesi sonucu uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir. Mahkemece, iştirak halinde mülkiyette mirasçıların birlikle dava açmaları gerektiği, mirasçının kendi payına dayalı olarak dava açamayacağı gerekçesiyle usulden reddi yanında esastan da reddine karar verilmiştir. Davanın yalnızca usulden reddine karar verilmesi gerektiği halde, bu aşamada esastan da reddine karar verilmesi doğru olmamışsa da, hükmün doğru olan usulden red gerekçesiyle ONANMASINA karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 2,75 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 02.10.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy