(818 S. K. m. 42, 43, 105)
Dava ve Karar: Taraflar arasında görülen davada Antalya 7. Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen 28.9.2010 tarih ve 2009/150 - 2010/245 Sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak tarafların vekilleri tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 5.4.2011 gününde davacılar vekilleri ile davalı Ö. T. mirasçıları vekili ve davalı M. M. T. vekili gelip, diğer davalı N. T. ve vekili tebligata rağmen duruşmaya katılmadıklarından, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi B. Ş. tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı M. K. (ölümü ile mirasçıları) vekili, davalı Ö. T.'nın da borçlusu olduğu 16.2.1991 tanzim tarihli, 28.12.1991 vade tarihli bononun sahte olduğu iddiasıyla, M. S. ve A. Ş. Ş. hakkında şikayette bulunması üzerine açılan ceza davasında adı geçen sanıkların beraat ettiğini, Ö. T. tarafından açılan menfi tespit davasının da reddedilip kararın kesinleştiğini, müvekkilinin davaya konu bono ile ilgili tüm hakları A. Ş. Ş.'dan temlik aldığını, davalı tarafın sahtecilik iddiası, menfi tespit davası ve ihtiyati tedbir kararı sebebiyle icra takibine geçilemediğini, paranın değer kaybı sebebiyle müvekkilinin zarara uğradığını ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı tutarak 250.000 YTL munzam zararın faiziyle birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı Ö. T. vekili, davaya konu senette müvekkilinin cirosu olmadığı gibi senet ve ciro imzalarının sahte olduğunu, ceza davasında sanıkların mahkumiyete yeter delil bulunmadığı gerekçesiyle beraat ettiğini, davacının bir zararı bulunması halinde dahi müvekkilinin bir kusuru olmayıp, B.K.nun 105. maddesi gereğince munzam zarar davası açma koşulları bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda benimsenen bilirkişi raporuna göre, davacı tarafın zararının hesaplanmasında Devlet tahvillerine verilen faizin de dahil edildiği, 6.9.2010 tarihli raporun bozmaya uygun olduğu, dava tarihi olan 23.9.2005 gününden geriye doğru 10 yıllık süre içindeki zararın zamanaşımına uğramadığı, talep edilebilir bu zararın 101.406,92 TL olarak hesap edildiği, enflasyonist ortamdan her iki tarafın da etkileneceği, zarardan B.K.nun 42 ve 43. maddeleri uyarınca %5 indirim uygulandığı, davacının icra takibine koyduğu 7.485.38 TL'nin mahsup edildiği, davalı tarafın dava tarihi itibariyle temerrüde düştüğü gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 88.851.20 TL'nin dava tarihinden itibaren yasal faiziyle davalılardan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, tarafların vekilleri temyiz etmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacılar vekilin tüm, davalılar vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Dava, alacağın geç tahsil edildiği iddiasına dayalı, munzam zarar istemine ilişkindir. Bozma ilamında da belirtildiği üzere, munzam zarar hesabı yapılan dönemdeki enflasyonist ortamdan tarafların aynı oranda etkileneceği dikkate alınarak sonuçta hükmedilecek zarar miktarının ve kapsamının tayininde B.K.nun 42 ve 43 üncü maddeleri uyarınca bir indirim yapılması gerekmektedir. Mahkemece belirlenen zarardan anılan yasal düzenlemeler dikkate alınarak %5 oranında indirim yapılmıştır. Ancak, dava tarihine kadar geçen dönemdeki enflasyon ve ekonomideki değişimler dikkate alındığında davalılar yararına daha yüksek bir oranda indirim yapılması gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan sebeplerle davacılar vekilinin tüm, davalılar vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan sebeplerle davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle kararın davalılar yararına BOZULMASINA, takdir olunan 825,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalı N. T. dışındaki davalılara verilmesine, istenmesi halinde aşağıda yazılı 1.304,05 TL harcın temyiz eden davacıya iadesine, ödenen temyiz peşin harcın istemi halinde temyiz eden davalıya iadesine, 05.07.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy