(1086 S. K. m. 74)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 8.6.2009 tarih ve 2009/247 - 2009/459 Sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi N. A. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin davalı banka nezdindeki hesaplarda bulunan mevduatlarının çok uzun süredir 30-35 günlük kırık vadelerle değerlendirildiğini, 31.7.2001 tarihinde müvekkili hesabından davalı banka tarafından sehven 32.337,42 TL'nın çekilmesi sebebiyle bu durumdan haberdar olunup davalı temerrüdünün oluştuğu 16.8.2005 tarihine kadar müvekkilinin bu paranın faiz getirişinden mahrum kaldığını, davalının bu döneme ilişkin faiz ödemesinin ise eksik bulunduğunu ileri sürerek, bakiye 30.419,34 TL faiz alacağın temerrüt tarihinden itibaren faizi ile davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının talebinin değerlendirilerek asıl alacak ve işlemiş faizin 1.8.2005 tarihinde hesaba aktarıldığını, banka tarafından yapılan ödemenin fazlaya ilişkin haklar saklı tutulmadan ve herhangi bir itirazı kayıt konulmadan davacı tarafından kabul edildiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne ilişkin olarak verilen kararın temyizi üzerine Dairemizce, davacı banka hesabına uygulanan mevduat faiz oranı üzerinden faiz alacağının hesaplanmasının gerektiği gerekçesiyle bozulması sonrasında, bozma kararına uyan yerel mahkemece yeniden yapılan yargılamada davanın kabulüne. 30.519,34 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, bankacılık işleminden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir.
Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 74. maddesi hükmüne göre hakim, her iki tarafın iddia ve savunması ile bağlı olup, ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez.
Somut olayda, davacı vekilinin dava dilekçesinde dava değerini 30.419,34 TL olarak belirtmesi ve harcı da bu miktar üzerinden ödemesine rağmen mahkemece davacı talebi aşılarak davanın 30.519,34 TL olarak kabulüne kararı verilmesi yerinde olmadığından kararın bozulması gerekmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre sair temyiz nedenlerinin incelenmesine bu aşamada gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazının kabulüyle hükmün davalı yararına BOZULMASINA, 2 numaralı bentte açıklanan nedenlerle, diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, ödenen temyiz peşin harcın istemi halinde temyiz edene iadesine, 11.07.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy