(1086 S. K. m. 438) (6100 S. K. m. 372) (5237 S. K. m. 155, 157, 247) (6098 S. K. m. 60)
Taraflar arasında görülen Manisa 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen 23/03/2011 tarih ve 2008/238-2011/86 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava konusu meblağ 15.620 TL'nin altında bulunduğundan HUMK.'nun 3156 sayılı kanunla değişik 438. maddesi gereğince duruşma isteğinin reddiyle tetkikatın evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dava dosyası için Tetkik Hakimi E. K. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirketin davalı banka da büyük meblağlar içeren bir mevduat hesabının bulunduğunu, şirketin muhasebe bölümü çalışanlarından M.D.'nin zaman zaman davalı bankadan talimatla para çekilmesi işlerinde geçici olarak yetkili kılındığını, ancak çok sonra adı geçenin kendi hazırladığı sahte talimatlarla müvekkili şirketin hesaplarından zimmetine para geçirdiğinin anlaşıldığını, bu nedenle M. D. hakkında kamu davası açıldığını ve dolandırıcılık ile güveni kötüye kullanma suçlarından mahkumiyetine karar verildiğini, davalı bankanın gerekli incelemeyi yapmaksızın sahte talimatlara dayalı olarak adı geçen kişiye ödemede bulunması nedeniyle kusurlu olduğunu ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 7.500 TL'nin faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, BK'nun 60. maddesi uyarınca davanın zamanaşımına uğradığını, davanın zarara yol açtığı iddia olunan kişiye değil de müvekkili bankaya açılmasının da doğru bulunmadığını, öncelikle davacı şirketin kendisinin özen borcunu yerine getirmediğini, müvekkili banka tarafından yapılan tüm işlemlerin davacının bilgisi dahilinde olduğunu, müvekkili bankanın kusurlu bir davranışın bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı banka şubesi tarafından, davacı şirket çalışanı M.D.'ye sahte talimatlara dayalı olarak toplam 307.450 TL ödeme yapıldığı, davalı bankanın ödeme yaparken gerekli dikkat ve özeni göstermediği, adı geçen kişiye belirtilen miktarda usulsüz ödeme yapılmasına rağmen davacı şirketin yaklaşık 2 yılı aşkın bir süre bu konunun farkına varamadığı, kendi hesaplarını dönem dönem kontrol etmediği, bu hali ile söz konusu zararların meydana gelmesinde tarafların eşit miktarda kusurlu oldukları gerekçesiyle taleple bağlı kalınarak davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, davacıya ait mevduat hesabından usulsüz olarak çekilen paranın tam tutarının ileride açılması muhtemel bir davada tartışılıp değerlendirilmesinin tabi bulunmasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, bakiye 334,10 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 10.10.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy