(5846 S. K. m. 1, 4, 16)
Dava: Taraflar arasında görülen davada; İzmir Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nce verilen 17/02/2011 tarih ve 2010/123-2011/29 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili ve davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi F. K. O. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin proje müellifi olduğu Dikili'de bulunan...... Tatil Sitesi'nin mimari projesini tamamlayarak teslim ettiğini, ancak davalının site içerisinde yer alan kendisine ait evde projeye aykırı olarak değişiklikler yaptığını, değişiklikler ve eklentiler nedeniyle müvekkilinin manevi haklarının ihlal edildiğini belirterek 7.000,00.-TL manevi tazminatın faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı, sitedeki pek çok taşınmazda zorunlu olarak tadilatlar yapıldığını, projede bir çok temel hata bulunduğunu, bu hataların oturanların yaşam kalitesini düşürdüğünü, davacının kötü niyetli olup, haksız yarar sağlamaya çalıştığını, tadilatların 10 yıldan daha uzun bir süre önce yapılmış olup, davanın zamanaşımına uğradığını belirterek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan deliller, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalının mülkiyetinde bulunan binanın davacı tarafından projelendirilmiş bir mimari eser vasfında bulunduğu, projeye aykırı uygulamalar ve değişiklikler ile eserin projede öngörülen mimari bütünlüğünün bozulduğu, değişikliklerin zorunluluktan kaynaklanmadığı, eser sahibinin FSEK'nun 16. maddesinde düzenlenen manevi haklarının ihlal edildiği gerekçesiyle ihlalin boyutları ve özellikleri dikkate alınarak davanın kısmen kabulüne, 4.000,00.-TL manevi tazminatın faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili ve davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve davalının maliki bulunduğu konutta yaptığı imara aykırı tadilatların davacıya ait mimari proje üzerinde herhangi bir değişiklik yapılmaksızın gerçekleştirilmesi nedeniyle, söz konusu davalı eyleminin, davacının mimari proje nedeniyle eser sahipliğinden kaynaklanan manevi haklarına tecavüz de oluşturmayacak olmasına göre, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- Davalının temyizine gelince, mahkemece mahallinde yapılan keşifte hazır bulunan mimar bilirkişi tarafından düzenlenen 19.01.2011 havale tarihli raporda, davacı tarafından meydana getirilen projenin 5846 sayılı FSEK 1/B ve 4/3. maddeleri kapsamında ilim ve edebiyat eseri olduğu ve bu projenin uygulanması sonucu inşa edilen......Tatil Sitesi'ndeki dubleks konutlardan bir tanesi olan davalıya ait (C) Blok (2) nolu konutunda aynı kanunun 4/3. maddesine göre güzel sanat eseri olduğu mütalaa edilmiştir. 5846 sayılı FSEK 2/3. maddesi uyarınca mimari projenin ilim ve edebiyat eseri olarak korunabilmesi için aynı kanunun l/B maddesine göre sahibinin hususiyetini taşıması yeterli ise de, mimari projenin uygulanması sonucu ortaya çıkan dava konusu (C) Blok (2) nolu konutun yani mimari yapının aynı kanunun 4/3. maddesindeki mimarlık eseri (güzel sanat eseri) olarak nitelendirilip korunabilmesi için aynı kanunun 4/1. maddesi uyarınca estetik değere sahip olması da gereklidir.
Oysa, mahkemece de benimsenen 19.01.2011 havale tarihli raporda sadece uyuşmazlık konusu konutun hususiyet içeren bir fikri ürün olduğu gerekçesiyle FSEK 4/3. maddesi anlamında güzel sanat eseri olduğu görüşü açıklanmıştır. Bilirkişi raporunun bu haliyle hüküm verilmeye yeterli ve elverişli olduğundan söz edilemez. Zira, anılan raporda 5846 sayılı FSEK 4/1. maddesinde açıklanan ve güzel sanat eserlerini diğer eser türlerinden ayıran estetik niteliğe sahip olmak unsuru hakkında herhangi bir değerlendirme bulunmamaktadır. Kaldı ki, genel olarak güzel sanat eserlerinin özelliği bunların tek olmalarından kaynaklanmaktadır. Dava konusu konut ise ......Tatil Sitesi içerisinde aynı mimari projenin uygulaması sonucu inşa edildiği anlaşılan 24 dubleks daireden bir tanesidir. Bu durumun 5846 sayılı FSEK 4/3. maddesi uyarınca estetik nitelik yönünden yapılacak değerlendirmede özellikle dikkate alınması zorunlu olup, tatil sitesini oluşturan mimari yapılar topluluğunun bir bütün olarak estetik değere sahip güzel sanat eseri sayılıp sayılmayacağı, ya da dava konusu konutu diğerlerinden farklı ve eşsiz kılacak bir estetik niteliğin bulunup bulunmadığı gibi hususların bilirkişilerce tartışılıp değerlendirilmesi gerekir. Şüphesiz bu değerlendirme yapılırken de, bütün mimari yapıların az veya çok projeyi yapan mimarın özelliğini taşıdığı, fakat bir mimari yapının her şeyden önce fonksiyonel olarak belirli ihtiyaçları karşılamak zorunda olduğu ve bu zorunluluk mimarın serbest yaratma imkanlarını kısıtlayacağından, yapının estetik niteliğinin de ona göre irdelenmesi gerekeceği bilirkişilerce göz ardı edilmemelidir (Prof. Dr. Şafak N. Erol, Türk Fikir ve Sanat Hukuku, ikinci Bası, s. 48, Ankara- 1998).
O halde, mahkemece mimarlık konusunda öğretim üyesi ve uzman bilirkişilerden oluşan yeni bir bilirkişi heyetinden görüş alınmak suretiyle dava konusu konutun 5846 sayılı FSEK 4/3. maddesi anlamında mimarlık eseri sayılıp sayılmayacağı belirlendikten sonra, hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle kararın davalı yararına BOZULMASINA, aşağıda yazılı bakiye 2,75.-TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 02.10.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy