(2004 S. K. m. 223, 235) (6762 S. K. m. 336) (818 S. K. m. 41, 53, 321)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 4.3.2010 tarih ve 2008/381-2010/67 Sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacılar vekili ve davalı Müflis Türkiye İmar Bankası T.A.Ş. vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi M. V. C. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği düşünüldü:
Karar: Davacılar vekili, müvekkillerinin uzun yıllar Almanya'da çalışarak biriktirdikleri parayı yatırıma dönüştürmek amacıyla T. İmar Bankası T A Ş.'ne yatırdıklarını, kendilerine banka tarafından 1 adet hesap cüzdanı verildiğini, davalı bankanın yönetiminin 3.9.2003 tarihinde TMSF'na devredildiğini, müvekkillerine verilen hesap cüzdanının üzerine Off Shore yazılarak yatırılan paranın ayrı bir bankaya gönderilmesinin müvekkillerinin talimatı dışında gerçekleştiğini, müvekkillerinin parasının davalı Off Shore hesabına yatırıldığı gerekçesiyle ödenmediğini, davalı K. U.'ın İmar Bankası T.A.Ş. nin yönetim kurulu üyesi ve Off Shore Ltd.'nin hakim ortağı olması sebebiyle zarardan İmar Bankası taş ile birlikte 1. derecede sorumlu olduğunu, müvekkillerinin sadece İmar Bankasına para yatırdığını, davalı BDDK'nın bankayı gereği gibi denetleyemediği, davalı Z. C. D.'ın bankanın batmasına ve usulsüz işlemlerine göz yumduğu için sorumlu olduğu, TMSF'nin ise bu hesapları sigorta eden olarak sorumlu olduğunu ileri sürerek 53.367,34 TL'nin davalılardan tahsili ile Off Shore Ltd.'nin malı olmadığı, buradan para tahsil etme imkanının bulunmadığına, müvekkillerinin parasının bu bankaya aktarılmadığının ve İmar Bankası'na yatırıldığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı Müflis T. İmar Bankası T.A.Ş. vekili; müvekkili hakkında İstanbul 2. ATM 'nin 2004/132 E. dosyasında verilen 8.6.2005 tarihli iflas kararın 20.4.2006 tarihinde kesinleştiğini, davacıların iflas masasına yaptıkları alacak kayıt taleplerinin, iflas idaresince reddedildiğini, bu sebeple davacıların alacak davası değil iflas idaresi kararına karşı kayıt kabul davası açması gerektiğini, bunun bir dava şartı olduğunu, davacıların İmar Bank Off Shore Ltd nezdinde hesap açtırdığını, müvekkili ile Off Shore Ltd'nin fiilen ve hukuken ayrı tüzel kişilikler olduğu için müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini, davacıların isteyerek ve bilerek kendi hür iradeleriyle İmar Bank Off Shore Ltd'ye yatırmış oldukları parayı müvekkilinden isteyemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı BDDK vekili; müvekkili aleyhine denetim ve gözetim faaliyetleri gereği gibi yerine getirmediğinden bahisle hizmet kusuruna dayanılarak açılan davanın idari yargıda görülmesi gerektiğini, müvekkilinin Off Shore mudilerine karşı sorumluluk gerektirecek akdi, kanuni veya hukuki bir ilişkinin içinde bulunmadığını, davanın husumet yönünden reddi gerektiğini, davada Ankara Mahkemelerinin yetkili olduğunu, yetkisizlik kararı verilmesi gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Diğer davalılar K. U. ve Off Shore Ltd. davaya cevap vermemiştir.
Davalı Z. C. D. vekili; müvekkilinin BDDK tarafından atanmış bir kamu görevlisi olduğunu, davanın husumet sebebiyle reddi gerektiğini, müvekkilinin davacıların zararı oluşmasında kusuru bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı TMSF vekili; davaya konu edilen işlemin, idare tarafından ihdas edilen bir işlem olması sebebiyle, davanın idari yargıda görülmesi gerektiğini, tasarruf mevduatı niteliği bulunmayan Off Shore hesap bedellerinin TMSF'den talep edilemeyeceğini, bu sebeple TMSF'ye husumet yöneltilemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; davalı TMSF'nin davaya konu paranın ödenmemesine neden teşkil eden idari işleminin yerinde olup olmadığının görülme yerinin idari yargı olduğu, yine davalı BDDK aleyhine hizmet kusuruna dayalı olarak açılan alacak davasının tam yargı davası olarak idari yargıda görülmesi gerektiği, davalı K. U.'ın müflis bankanın faaliyette olduğu sırada hakim ortağı ve yönetim kurulu üyesi olmasının sorumluluğunu gerektirir nitelikte olmadığı, davalı Z. C. D.'ın BDDK tarafından atanan bir kamu görevlisi olduğu ve görevinden dolayı kendisine husumet yöneltilemeyeceği, davalı Müflis İmar Bankası taş iflas idaresi yönünden ise; davacıların davaya konu ettikleri alacak yönünden iflas idaresince verilen red kararına karşı süresinde masaya kayıt ve kabul davası açmadıkları, davalı Off Shore Ltd'den para tahsil edilmesinin mümkün bulunmadığının tespiti talebinin eda niteliğinde bulunmadığı gerekçeleriyle davalılar BDDK ve TMSF aleyhine açılan davanın yargı yolu yanlışlığı sebebiyle reddine, davalılar K. U. ve Z. C. D. aleyhine açılan davaların pasif husumet yokluğu sebebiyle reddine, davalı müflis İmar Bankası aleyhine açılan davanın süresinde masaya kayıt ve kabul için talepte bulunulmadığından reddine, davalı Off Shore aleyhine açılan davanın ise bu davalıya eda davası açılması sebebiyle reddine karar verilmiştir.
Davacılar vekili ve davalı Müflis T. İmar Bankası T.A.Ş. vekili; kararı ayrı ayrı temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı Müflis T.İmar Bankası T.A.Ş. İflas İdaresi vekilinin tüm, davacılar vekilinin (2) ve (3) numaralı bent dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Dava, banka hesabındaki paranın tahsili istemine ilişkindir. Davacılar vekili, müvekkilinin parasını gerçekte davalı Müflis T.İmar Bankası T.A.Ş'ne yatırdığını, bu bankanın çalışanlarının paranın başka bankaya yatırıldığını açıklamadıklarını, logolar dahil off-shore bankasıyla aynı banka gibi davrandığını, yönetim ve faaliyetleri dikkate alındığında off-shore bankasının paravan amaçlı kurulduğunun anlaşıldığını, müvekkilinin meydana gelen zararından sorumlu olduğunu, davalı K. U.'ın ise, bu bankanın yöneticisi bulunduğunu, T.T.K.nun 336. maddesi uyarınca sorumluluğunun olduğunu ileri sürmüştür. Ayrıca, aralarında davalı K. U.'ın da bulunduğu davalı T. İmar Bankası A.Ş'nin yöneticileri hakkında davalı İmar Bank Off Shore Limited'e aktarılmayan paralarla ilgili olarak dolandırıcılık yaptıkları iddiasıyla İstanbul 8. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2008/10 esas sayılı dosyasında kamu davası açıldığını ve bu davanın derdest olduğunu bildirmiştir. Davacı ve davacı durumundaki diğer mudilerin iradesinin fesada uğratıldığının veya benzer bir eylemin tespit edilerek davalı K. U.'la diğer davalı T.İmar Bankası yöneticileri hakkında verilebilecek olası bir mahkumiyet kararının, eldeki bu davayı etkileyebileceği açıktır.
Bu durum karşısında, davalı K. U.'la davalı Müflis T. İmar Bankası A.Ş'nin diğer yöneticileri hakkında açılan kamu davasının akıbetinin araştırılması, sonucunun beklenmesi, mahkumiyet kararı çıkması halinde bu kararın hukuki sonuçlarının 818 Sayılı Mülga B.K.nun 53. maddesi çerçevesinde değerlendirilmek suretiyle, aynı Kanunun 41 ve T.T.K.nun 321/son maddeleri uyarınca K. U.'ın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın davacılar yararına bozulması gerekmiştir.
3- Davacıların, Müflis T.İmar Bankası T.A.Ş. İflas İdaresi'ne yönelik temyiz itirazlarına gelince, mahkemece bu davalı aleyhine kayıt kabul davasının süresinde açılmadığı gerekçesiyle dava reddedilmiştir; ancak İ.İ.K.'nun 235/1 maddesi gereğince alacaklı bu davayı şayet İ.İ.K.'nun 223/3 maddesindeki yükümlülüğü yerine getirmiş ise red kararının tebliğinden itibaren, yerine getirmemiş ise sıra cetvelinin ilanından itibaren 15 gün içinde açması gerekir. İ.İ.K.'nun 223/3 maddesine göre ise, iflas masasına müracaat eden alacaklılar, tebligata elverişli adres göstermek ve Adalet Bakanlığı'nca çıkarılacak tarifede gösterilecek yazı ve tebligat masrafları için avans vermek suretiyle iflas idaresince alınacak kararların kendilerine tebliğini isteyebilirler. Bu muameleyi yaptırmış alacaklılar hakkında kanun yolları kararın kendilerine tebliğ tarihinden itibaren işlemeye başlar. Mahkemece, davacıların İ.İ.K.'nun 223/3 maddesindeki lazımeyi yerine getirip getirmedikleri, kararın kendilerine usulüne uygun olarak tebliğ edilip edilmediği araştırılmamış, bu husus kararın gerekçesinde tartışılmamıştır. Mahkemece, sıra cetvelinin Yeni Şafak Gazetesi'nde 22.10.2008 tarihinde ve Ticaret Sicil Gazetesi'nde 24.10.2008 tarihinde tebliğ edildiği gerekçeli kararda belirtilmiş ise de davanın 30.6.2008 tarihinde açıldığı göz önüne alındığında, ilan tarihlerine göre davanın süresinde açılmadığını kabul etmek de mümkün olmamaktadır. Bu durumda mahkemece İ.İ.K.'nun 223/3 maddesi gereğince inceleme yapılmak, usulünce tebligat yapılmadığı takdirde ise sıra cetvelinin ilan tarihine göre davanın süresinde açıldığının kabul edilmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, bu sebeple kararın BOZULMASINA karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan sebeplerle davalı Müflis T. İmar Bankası T.A.Ş. İflas İdaresi vekilinin tüm, davacılar vekilinin (2) ve (3) numaralı bent dışında kalan sair temyiz itirazları reddine, (2) ve (3) numaralı bentlerde açıklanan sebeplerle yerel mahkeme kararının davacılar yararına BOZULMASINA, ödenen temyiz peşin harcın istemi halinde temyiz eden davacılara iadesine, alınmadığı anlaşılan 73,90 TL temyiz başvuru harcının ve 24,30 TL başvuru ilam harcının davalı Müflis Türkiye İmar Bankası T.A.Ş.'dan alınmasına, 26.06.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy