(556 S. KHK. m. 8, 42)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İstanbul 3.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nce verilen 26.1.2011 tarih ve 2009/57-2011/7 Sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi tarafların vekilleri tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 25.6.2013 günü başkaca gelen olmadığı yoklamayla anlaşılıp hazır bulunan davacı vekili dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi B. Şengel tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin parfüm sektöründe faaliyet gösterdiğini, Dünya'ca tanınmış tescilli 'PinoSilvestre' ibareli markası, yeşil şişesi, ambalajı ve özgün çam deseni bulunduğunu, Türkiye'de de 40 yıldan beri satışının yapıldığını. 1988 yılında 'Pino' ibaresi yerine sehven 'PineSilvestre' olarak tescil edildiğini, markanın esaslı unsurunun 'Pino' olduğunu, aynı alanda faaliyet gösteren davalının 'Pinosilvestre+Şekil', 'Pinopink + Şekil' ve 'Pino + Şekil' ibareli markaları tescil ettirdiğini, bu markalarda asıl unsur 'Pino' ibaresiyle birlikte müvekkilinin 'çam' ağacı şeklinin kullanıldığını, müvekkili markasının tanınmış olduğunu, davalının kötüniyetli bulunduğunu, markaların karışıklığa neden olacağını ve tanınmışlığından faydalanacağını ileri sürerek, davalı markalarının 03. sınıf emtia bakımından hükümsüzlüğüne, sicilden terkiniyle ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın 5 yıllık süre içinde açılmadığını, esasen davacının markasının Türkiye tescilinin 'Pine' ibaresinden, Türkiye dışı tescillerinin ise, 'Pino' ibaresinden oluştuğunu, müvekkili markalarının 'Pino' ibaresiyle tescilli bulunduklarını, bir karışıklığın olmayacağını, davacının markasından haberdar bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve kısmen benimsenen bilirkişi raporuna göre, davacı markasının kısmen çam kozalağı ve kısmen çam ağacını andıran ve orta kısmında özel yazım karakteriyle küçük harflerin boyutları oldukça küçük tutulmak suretiyle 'PineSilvestre' ibaresinden teşkil ettiği, davalıya ait 2006/04981 ve 2006/49525 Sayılı markaların da aynı sınıf emtiada kullanılmak üzere tescil edildiği, yine çam ağacını andıran şekil üzerine orta kısmına özel yazım tarzıyla 'PinoSilvestre' ibaresi yazıldığı, bu markaların iltibas teşkil ettiği, 2003/19801 Sayılı davalı markasının ise, 'pino' ibaresinin yan taraflarına karalama şeklinde çam ağacının üst kısmını andıran ve yazılı ibarenin her iki yönünde ters orantılı olarak konulan karalama şeklinde olduğu, tek benzerliğin davacı markasındaki küçük harfle yazılı 'Pine' ile davalının markasındaki büyük harfle yazılı 'pino' ibaresi bulunduğu, ortalama tüketicilerin ürün ambalajlarını karıştırmayacakları, bilirkişinin iltibas görüşüne bu yönüyle itibar edilmediği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalı adına tescilli 2006/04981 ve 2006/49525 Sayılı markaların hükümsüzlüğüne karar verilmiştir.
Karar, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
1) Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2) Davacı vekilinin temyiz itirazlarına gelince: Dava, davalıya ait üç ayrı markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesi istemine ilişkindir.
Davacının 'şekil+ PineSilvestre', davalının ise, 'pinosilvestre+şekil', 'Pinopink+ şekil ve 'pino+şekil' ibareli markaların adlarına tescilli olduğu, davacı markasının tescilinin önceki tarihli bulunduğu, ayrıca başka ülkelerde de esas itibariyle 'şekil+Pinosilvestre' olarak tescillerinin olduğu, taraf markalarının kozmetik ürünlerini içeren 3. sınıf emtiayı kapsadıkları ve davalı markalarının tescil edildiği tarihlerinden itibaren 5 yıllık hak düşürücü sürede hükümsüzlük davasının açıldığı hususları uyuşmazlık konusu değildir. Mahkemece, davalı adına tescilli 'pino+şekil' ibareli marka hakkındaki davanın yazılı gerekçelerle reddine karar verilmiştir.
556 Sayılı KHK'nin 8/1 -b maddesi hükmü uyarınca, tescil için başvurusu yapılan marka, tescil edilmiş veya tescili için daha önce başvurusu yapılmış bir markayla aynı veya benzer ise ve tescil edilmiş veya tescili için başvurusu yapılmış bir markanın kapsadığı mal ve hizmetlerle aynı veya benzer ise, tescil edilmiş veya tescili için başvurusu yapılmış markanın halk tarafından karıştırılma ihtimali varsa ve bu karıştırma ihtimali tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir markayla ilişkili olduğu ihtimalini de kapsıyorsa, marka sahibinin tescile itirazı üzerine başvurunun reddine karar verilir. Tescil edilmesi halinde de koşulları oluştuğunda anılan KHK' nin 42. maddesi uyarınca hükümsüzlüğü talep edilebilir.
İltibasın tespitinde, markaların farklılığından ziyade benzer kısımlarının değerlendirilmesi gerekmektedir. Marka hakkının ihlalinden söz edebilmek için, iltibas tehlikesi gerekli ve yeterlidir. Bu ihtimalin gerçekleşebilir olması önemlidir. Bunun tespitinde ortalama alıcılar dikkate alınacaktır. Somut uyuşmazlık itibariyle davacının markasını oluşturan 'pine' ibaresiyle davalı adına tescilli 'pino' ibaresi arasında benzerlik olduğu gibi. davacı markasının esaslı unsuru kabul edilebilecek çam kozalağı şekliyle davalının bu markasındaki karalama şeklindeki çam ağacı veya çam kozalağı gibi görünen şeklin de benzer bulunduğu açıktır. Esasen, kısmen itibar edilen bilirkişi raporunda da davalının bu markası bakımından, davacı markasının kullanıldığı ürünlerle aynı ürünlerde tescil edilmesinin, ortalama tüketici nezdinde bu ürünlerinde de davacının ürün yelpazesinin bir parçası olarak algılanmasına neden olacağı ve davacıya ait markayla davalıya ait 'pino+şekil' markası arasında iltibas tehlikesinin oluştuğu belirtilmiştir.
Bu durum karşısında, davacı markasıyla davalı adına tescilli 'pino+şekil' markası arasında iltibasa neden olacak derecede benzerliğin varlığı kabul edilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan sebeplerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan sebeplerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle kararın davacı yararına BOZULMASINA, taktir olunan 990,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 5,90 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, ödenen temyiz peşin harcın istemi halinde temyiz eden davacıya iadesine, 25.06.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy