(6100 S. K. m. 141)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Tarsus 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen 24.3.2011 tarih ve 2008/390-2011/169 Sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 18.6.2013 günü başkaca gelen olmadığı yoklamayla anlaşılıp hazır bulunan davacı vekili dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi Mutlupınar Şengel tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalı şirkete sigortalı bulunan müvekkili şirkete ait mağazada 13.5.2008 tarihinde meydana gelen yangın sonucu mağazanın tamamen yandığını, davalı tarafından müvekkilinin hesabına 829.203,00 TL ödeme yapıldığını ancak yapılan bu ödemenin müvekkilinin uğradığı zararı karşılamadığını, müvekkilinin uğradığı zarar miktarının 1.545.000,00 TL olduğunun davalıya bildirilmiş olmasına rağmen davalının yaptığı ödemenin iyi niyetle bağdaşmadığını ileri sürerek, fazlaya dair haklar saklı tutularak açılan davada 600.000,00 TL tazminatın olay tarihi olan 13.5.2008 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davalıdan tahsili istenilmiş olup, yargılama sırasında 22.4.2010 tarihinde yapılan ıslahla dava dilekçesinde sehven yasal faiz isteminde bulunulduğunu, bu sebeple yasal faiz isteminin ticari faiz olarak ıslah edildiğini, ödenen bedel düşüldükten sonra kalan hasar bedeli olan 855.797,00 TL ile zarar tarihinden ıslah tarihine kadar olan dönemdeki ticari faiz toplamı olan 453.335,33 TL olmak üzere toplam 1.309.132,33 TL'nin tahsilini, asıl alacağa ıslah tarihinden itibaren ticari faiz uygulanmasını ve teminat limiti dahilinde kdv ye karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkili tarafından hasar bedelinin tamamen ödendiğini, davacının başkaca bir hak ve alacağının kalmadığını, ıslah isteminin de birden fazla konuda olduğundan hukuka aykırı bulunduğunu, davacının ıslahla talep ve iddialarını genişletemeyeceğini, buna muvafakatlerinin olmadığını savunarak, davanın ve ıslah isteminin reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen 21.2.2011 tarihli bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacıya ait işyerinde sigorta süresi içinde yangın rizikosunun gerçekleştiği, davalı tarafından ödenen kısmi riziko değerinin düşümü sonrasında davacının toplam 855.797,00 TL poliçe teminatı kapsamında zararının olduğu, yine davacının 372.278,94 TL temerrüt tarihi olan 27.7.2008 tarihinden ıslah tarihi 22.4.2010 tarihine kadar işlemiş ticari reeskont faizi alacağının bulunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüyle 855.797,00 TL ana para ile 372.278,94 TL 27.7.2008-22.4.2010 tarihine kadar işlemiş ticari reeskont faizi toplamı 1.228.075,94 TL'nin ana para 855.797,00 TL üzerinden ıslah tarihi 23.4.2010 tarihinden tahsil tarihine kadar işleyecek ticari reeskont faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya dair talebin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasıyla davacının dava tarihinden önce davalıya gönderdiği 25.9.2008 tarihli ihtarnamede hasar bedelinin 1.545.000,00 TL olduğuna dair beyanının fazlaya dair haktan feragat edilmesi sonucunu doğurmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Dava, davalı nezdinde sigortalı bulunan davacıya ait işyerinde meydana gelen yangın olayı sonucu uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir. Dava açılırken fazlaya dair haklar saklı tutularak 600.000,00 TL'nin olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tahsili istenmiş, yargılama sırasında yapılan ıslahla dava dilekçesinde sehven yasal faiz isteminde bulunulduğu belirtilerek yasal faiz istemi ticari faiz olarak ıslah edilmiş ise de davacının dava dilekçesinde istediği miktar için davasını açtığı tarihte ticari işlerde istenebilecek ticari faiz olan avans faizi oranının uygulanmasını istemesi mümkün olmasına rağmen yasal faiz uygulanmasının istenilmiş olması karşısında bu durumun davayla istenilen miktara uygulanacak faiz yönünden fazlaya ait istemden feragat edildiği sonucunu doğurduğundan maddi hukuk bakımından gerçekleşen bu feragatla düşen hakkın usul hukuku kurumu olan ıslahla canlandırılması mümkün değildir. Bu nedenle, ıslahla istenilen avans faizi oranı ancak ıslahla artırılan dava miktarı için geçerli olup, dava dilekçesiyle istenilen tazminat miktarı olan 600.000,00 TL için temerrüt faizi olarak yasal faiz oranlarının uygulanması gerekirken, bu miktar için de ticari faiz oranlarının uygulanması yerinde olmadığı gibi mahkemece davalının 27.7.2008 tarihinde temerrüde düştüğü kabul edilmiş ise de Yangın Sigortası Genel Şartları'nın B.8.1. maddesinde, sigortacının kesinleşmiş olan tazminat miktarını en geç bir ay içerisinde sigorta ettirene/sigortalıya ödemek zorunda olduğu düzenlenmiştir. Sigorta şirketinin ödemesi gereken tazminat miktarının ise ancak ekspertiz incelemesi sonucu düzenlenecek ekspertiz raporuyla kesinleşecek olması sebebiyle ekspertiz raporu tarihinden itibaren 1 ay sonrasında sigorta şirketinin temerrüdü gerçekleşecektir. Somut olayda ekspertiz raporu tarihinin 19.8.2008 olması sebebiyle bu tarihin 1 ay sonrası olan 20.9.2008 tarihinden itibaren davalı sigorta şirketinin temerrüdü gerçekleşmiş olmakla işleyecek temerrüd faizinin bu tarihten itibaren başlatılması gerekirken yazılı şekilde 27.7.2008 tarihinden itibaren başlatılması yerinde olmadığından kararın bu yönden de bozulması gerekmiştir.
Yukarıda açıklanan bozma neden ve gerekçelerine göre, mahkemece belirlenen davalının poliçe kapsamında ödemekle yükümlü olduğu toplam tazminat miktarı yerinde olup, bu miktara temerrüt tarihi olan 20.9.2008 tarihinden itibaren temerrüt faizi uygulanmasına, temerrüt faizinin hesabı sırasında tazminat miktarının dava dilekçesinde istenilen 600.000,00 TL'lık kısmı için yasal faiz oranlarının, bu miktarın üstünde kalan kısmı için ise ticari faiz oranı olan avans faizi oranının uygulanmasına, kısmi ödeme tarihi olan 24.9.2008 tarihine kadar işlemiş olan temerrüt faizinin bu şekilde hesap edilmesi sonucu bulunan faiz ve asıl alacak toplamından kısmi ödeme miktarı olan 829.203,00 TL'nin mahsup edilmesine, yapılan mahsup sonucu kalan miktarın belirlenerek, bu kez kalan miktarın 600.000,00 TL'lik kısmına tahsil tarihine kadar yasal faiz oranlarının, 600.000,00 TL dışındaki tazminat miktarına ise avans faizi oranlarının uygulanmasına karar verilmesi ve davalının sorumluluğunun bu şekilde belirlenmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş olup, kararın bu sebeple bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan sebeplerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine; (2) numaralı bentte açıklanan sebeplerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödenen temyiz peşin harcın istemi halinde temyiz edene iadesine, 20.06.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy