(3167 S. K. m. 2, 3)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 12.7.2011 gün ve 2010/106-2011/362 Sayılı kararı onayan Daire'nin 5.7.2012 gün ve 2011/11222-2012/12002 Sayılı kararı aleyhinde davalı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlatılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin keşidecisi M. K. olan davalıya ait toplam 62.000,00 TL bedelli 8 adet çekin hamili olduğunu, keşidecisinin kimliğinin gerçeği yansıtmadığının ortaya çıktığını, davalının çek hesabı açarken üzerine düşen yükümlülükleri ihlal ettiğini, keşideci hakkında icra takibi yapılıp aciz vesikası alındığını, karşılıksız çek keşide etmek suçundan şikâyette bulunulduğunu, daha sonra gerçek kimliği tespit edilen M. K. hakkında dolandırıcılık ve sahtecilik suçlarından dava açıldığını, meydana gelen zararın %50'sinden davalının sorumlu bulunduğunu ileri sürerek, fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydı ile 31.000,00 TL'nın işleyecek avans faiziyle birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin kusurunun bulunmadığını, Çek Kanunu uyarınca alınması gerekli tüm belgelerin alındığını, davacının da müterafik kusurunun bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir
Mahkemece, davalı bankanın dava dışı firmaya çek karnesi verirken 3167 Sayılı Yasa'nın 4814 Sayılı Kanun ile değişik 2. ve 3/2 maddelerinde belirtilen yükümlülüklerini tam olarak yerine getirmediği çek hesabı açmak maksadıyla bu kanunla kendisine verilen görev ve yükümlülükleri yerine getirirken gerekli dikkat, basiret ve özeni göstermediği, veriliş tarihi 8.12.1993 olan nüfus cüzdanında yer almaması gereken T.C. Kimlik numarasına dahi dikkat edilmediği, çekle ödemelerde bir bankanın yalnızca ödemeye aracılık eden kuruluş olmadığı, aynı zamanda çekin muhatabı olduğu, bu sebeple yalnızca ilgili Yasa ve bankacılık teamülleri uyarınca istenmesi gereken bir kısım belgelerin istenmiş ve şeklen alınmış olmasının bankayı sorumluluktan kurtarmayacağı, davalı bankanın % 50 oranında kusurlu olduğu, gerekçesiyle davasının kabulüyle 31.000 TL'nin değişen oranlarda avans faizi ile birlikte tahsiline dair verilen kararın davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine karar Dairemizin 5.7.2012 tarihli ilamıyla onanmıştır.
Davalı vekili, bu kez karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Dosyadaki yazılara, mahkeme kararında belirtilip Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davalı vekilinin HUMK'nun 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirisini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı vekilinin karar düzeltme isteğinin HUMK'nun 442. maddesi gereğince REDDİNE, alınması gereken 43,90 TL karar düzeltme harcı peşin ödenmiş olduğundan yeniden alınmasına yer olmadığına, 3506 Sayılı Kanun ile değiştirilen HUMK'nun 442/3. maddesi hükmü uyarınca, takdiren 203,00 TL para cezasının karar düzeltilmesini isteyenden alınarak Hazine'ye gelir kaydedilmesine, 15.11.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy