(506 S. KHK m. 7, 8)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nce verilen 2.7.2012 tarih ve 2011/167-2012/138 Sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Gülenay Erşan tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalı şirketin 25. sınıfta, 2008/61570 Sayılı ve bwin ibareli marka başvurusuna, müvekkilinin önceden tescilli 2006/36943 Sayılı bwin ve 2006/54690 sayılı bwin unsurlu markalarını mesnet göstererek yaptığı itirazın TPE YİDK kararıyla reddedildiğini, müvekkilinin iştigal konusu bahis ve şans oyunları olan ve tüm dünyada ve Türkiye'de tanınan bir şirket olduğunu, sadece kendi piyasasında değil genel olarak diğer piyasalarda da ayırt ediciliği yüksek ve tanınmış bir marka olduğunu. Real Madrid ve ac Milan gibi dünya çapındaki futbol kulüplerinin forma sponsoru olması sebebiyle, davalının bu markayla kendine haksız kazanç sağlama amacı olduğunu, müvekkil markasının ayırt ediciliğini zedelendiğini ve itibarına zarar verdiğini, davalı markasının müvekkilinin ticaret unvanına da tecavüz oluşturduğunu ileri sürerek, YİDK kararının iptaline ve marka tescil edilmiş ise hükümsüzlüğüne karar verilmesini dava ve istemiştir.
Davalı vekili, müvekkili markasının farklı sınıflarda tescilli olduğunu, tüketici nezdinde bahis oyunlarında kullanılan bir markayla tekstil sektöründe başörtüsü üreten ve pazarlayan bir firmanın markasının karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını, davacının marka kullanımının kamu düzenine aykırı ve suç niteliğinde olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı TPE vekili, YİDK kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davacı şirketin itiraza gerekçe markalarının 2006 yılından bu yana tescilli olduğu halde Türkiye içerisinde hiçbir kullanımının bulunmadığı, tanıtım ve reklamının yapılmadığı, markasının tanınmışlığına gerekçe olarak sadece ünlü futbol kulüplerine forma sponsoru ve yüksek cirosunun bulunduğu iddiasına dair herhangi bir lisans sözleşmesi veya delil sunulmadığı, sadece kendi internet sitesine ait çıktıların ibraz olunduğu, ancak bu delillerin doğrulanabilir yanının bulunmadığı, forma reklamının tek başına tanınmışlık kriteri olarak kabul edilemeyeceği, davacının bir bahis şirketi olduğu, davalının ise giyim sektöründe hizmet verdiği, aralarındaki sektörel farklılık sebebiyle KHK'nin 8/4 ve 7/1 (i) maddesi kapsamında ilave koruma sağlamayacağı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Mahkemece görüşüne başvurulan bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen raporda, davacı adına tescilli bwin markalarının, 556 Sayılı KHK'nin 7/1- (i) ve 8/4. maddeleri kapsamında tanınmış marka olduğu ve davalının anılan ibareyi farklı sınıflarda kullanılması halinde, markanın ayırt edici karakterinin zarar göreceği mütalaa olunduğu halde, kararda yazılı gerekçelerle tanınmışlık bakımından bilirkişi raporuna itibar olunmayarak davanın reddine karar verilmiştir. Davacı, işbu davada aynı zamanda tanınmışlığa dair olarak İstanbul 4. FSHHM'nin 29.12.2010 tarih 2009/96 Esas. 2010/1308 Karar sayılı ilamına da dayanmış olup, bu kararda davacı markasının 556 Sayılı KHK'nin 7/1-(i) ve 8/4. maddeleri anlamında tanınmış marka olduğundan bahisle davalı adına tescilli 2007/12468 Sayılı markanın hükümsüzlüğüne karar verildiği anlaşılmaktadır. Davacının dayandığı anılan kararın Dairemiz'in incelemesinden de geçerek kesinleştiği anlaşılmaktadır. (Dairemiz'in 24.5.2012 tarih 1947/8811 Sayılı ve 2013/651 Esas, 2013/2521 Sayılı kararları) davacının bwin markasına tanınmışlığıyla ilgili olarak dosyaya sunduğu uluslararası tescil belgeleri, reklam ve sponsorluk anlaşmaları ile bu anlaşmalar uyarınca, bwin markasının spor giysiler üzerinde de tanıtım amaçlı kullanımının bulunduğu gözönüne alındığında, 556 Sayılı KHK'nin 7/1- (i) ve 8/4. maddelerinde sayılan tanınmışlık Dairemiz incelemesinde de geçen İstanbul 4. FSHHM'nin 29.12.2010 tarihli kesinleşmiş kararı ile de anlaşıldığı halde, bu yöndeki bilirkişi raporuna aykırı olarak, yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödenen temyiz peşin harcın istemi halinde temyiz edene iadesine, 24.06.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy