(1086 S. K. m. 83) (556 S. KHK. m. 16, 42)
Dava ve Karar: Taraflar arasında görülen davada Denizli 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen 11.12.2009 tarih ve 2007/95-2009/375 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı Yüksel Gülgeç ve T. K. tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, bazı noksanlıkların ikmali için dosya mahalline gönderilmişti. Bu noksanlıkların giderilerek dosyanın gönderildiği anlaşılmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi E. K. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşüldü düşünüldü:
Davacı vekili, davalının şirket ortağı ve müdürü T. K.'nin eski eşi olduğunu, müvekkilinin babası C. K.'nin 1984 yılından beri C. U. adıyla lokanta işlettiğini, markayı tanınır hale getirdiğini, 02.03.2004 tarihinde dava dışı şirket ortağı ve müdürü T. K.'nin aynı ibareyle ilgili olarak marka başvurusu yaptığını, sonradan 12.05.2006 tarihinde boşandığı eşi olan davalıya markayı kötü niyetli olarak devrettiğini ileri sürerek, davalı adına yapılan tescilin hükümsüzlüğünü, markanın davacı adına tescilini talep ve dava etmiştir.
Davalı ve dahili davalı davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, iddia, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davacı şirketin markasını devretmesi için geçerli bir sebebi bulunmadığı, bu yönde herhangi bir karar alınmadığı, devir bedeli olarak alınan miktarın cüzi olduğu, T. K.'nin müdürlük görevini kötüye kullanarak muvazaalı bir surette markayı devrettiği gerekçesiyle, davanın kabulüne, davalı adına kayıtlı markanın hükümsüzlüğüne, markanın davacı adına tesciline karar verilmiştir.
Kararı, davalı Y. G. ve T. K. temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı Yüksel Gülgeç'in tüm temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Ancak, davacı tarafın talebi üzerine kararda adı geçen T. K.'nin davaya katılan olarak kabulüyle yargılama giderleri ve vekalet ücretinden davalı Yüksel Gülgeç'le birlikte sorumlu tutulmasına karar verilmiştir. Oysa, ıslahen dahi olsa hasım değiştirilmesi ve 3.kişinin davalı durumuna konulması karar tarihinde yürürlükte olan HUMK. nun 83'ncü maddesine uygun olmadığı gibi esasen de böyle bir davada şirket müdürünün de davada yer alması gerekmediğinden, mümeyyiz T. K.'nin dahili davalı sıfatıyla yargılama gideri ve vekalet ücretinden sorumlu tutulması da mümkün değildir.
Bu itibarla mahkemece, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin sadece davalı Yüksel Gülgeç'ten tahsiline karar vermek gerekirken, yanılgılı değerlendirmelerle yazılı olduğu şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
3- Bozma sebep ve şekline göre dahili davalı T. K.'nin sair temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı Yüksel Gülgeç'in tüm temyiz itirazlarının reddine; (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle T. K.'nin temyiz itirazının kabulüyle kararın BOZULMASINA, (3) nolu bentte açıklanan nedenle davalı T. K.'nin sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığını, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edenlere iadesine, 20.02.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy