(6762 S. K. m. 4, 5) (6100 S. K. m. 382, 383) (6102 S. K. m. 4, 757)
Dava: Hasımsız olarak görülen davada Küçükçekmece 3. Sulh Hukuk Mahkemesi'nce verilen 15.5.2012 tarih ve 2012/503-2012/706 Sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Z. Ç. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkili bankaya tahsil için verilen 10.4.2012 vade tarihli, 2.400,00 TL bedelli borçlusu K. S. olan 1 adet bononun kargoda kaybolduğunu, bu süre içerisinde senet borçlusunun borcunu ödeyerek senedi iade istediğini ancak bononun bulunamadığını ileri sürerek işbu bononun iptaline ve ödeme yasağı konulmasına karar verilmesini dava ve istemiştir.
Mahkemece tüm dosya kapsamına göre, davaya konu senedin senet borçlusu tarafından ödendiği dava dilekçesinde beyan edilmekle alacağın dava açılmadan tahsil edildiği anlaşıldığından, T.T.K.nın ilgili hükümlerine göre davayla elde edilmek istenen amacın dava açılmadan elde edilmiş olduğu gerekçesiyle davanın ve ödeme yasağı talebinin reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, kıymetli evrakın zayii sebebiyle iptali ve ödeme yasağı konulması talebine ilişkindir.
1.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren H.M.K.nın 383. maddesinde çekişmesiz yargı işleriyle ilgili olarak aksine bir düzenleme bulunmadığı sürece sulh hukuk mahkemesinin görevli olacağı öngörülmüştür. Kıymetli evrak iptali davalarının çekişmesiz yargı koluna dahil olduğu kuşkusuzdur. Ancak, 6762 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesine göre, Türk Ticaret Kanunu'nda düzenlenen hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava sayılır. Yine aynı Kanunun 5\2 maddesi uyarınca bir yerde ticaret mahkemesi varsa Asliye Hukuk Mahkemesi'nin vazifesi içinde bulunan ve T.T.K.nın 4. maddesinde tanımlanan ticari sayılan davalara ticaret mahkemesinde bakılır. H.M.K.382/2-e bendi gereğince kıymetli evrakın iptaline dair taleplerin çekişmesiz yargı işi olduğu ortada ise de yukarda anılan T.T.K.hükümleri gözetildiğinde, H.M.K.nın 383. maddesinde öngörülenin aksine bir düzenleme bulunduğundan, görev tayininde değer esasının benimsenmediği H.M.K.nın yürürlüğe girdiği tarihten sonra, bu nitelikteki davalarda sulh hukuk mahkemeleri değil asliye hukuk ve/veya asliye ticaret mahkemeleri görevlidir. Nitekim 1.7.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 757/1. ve 4. maddelerinde de bu tür davalarda ticaret mahkemelerinin görevli olması gerektiği belirtilerek yasa koyucunun bu tür uyuşmazlıklarda görevli mahkeme tayininde ticaret mahkemelerinin görevli olması gerektiği yönündeki iradesi açıkça ortaya konulmuştur. Açıklanan bu nedenlerle, istemle ilgili işe bakma görevi asliye hukuk ve/veya ticaret mahkemesine ait olmasına rağmen görevsizlik kararı verilmesi doğru olmamış, kararın BOZULMASINA karar vermek gerekmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre, davacı vekilinin esasa dair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan sebeplerle kararın BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan sebeplerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, ödenen temyiz peşin harcın istemi halinde temyiz edene iadesine, 27.06.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy