(6102 S. K. m. 1268) (6762 S. K. m. 1332)
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 22/05/2012 tarih ve 2011/89-2012/104 sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ……. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin çalışmış olduğu dava dışı şirket tarafından Hayat Sigortası yaptırıldığını, 13.05.2008 tarihinde meydana gelen kazada % 54 oranında iş gücü kaybına uğradığını, bunun üzerine ilgili sigorta poliçesinin sigorta ettireni konumunda bulunan müvekkilinin çalıştığı şirket tarafından İstanbul 15 ATM'nin 2010/205 esas sayılı dosyasıyla açılan davanın aktif husumet yoksunluğu sebebiyle red olunması sonrasında huzurdaki davanın açılması zaruretinin doğduğunu ileri sürerek ilgili poliçeye istinaden 25.000 TL. tazminatın faiz ve diğer fer'ilerle birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, talebin öncelikle TTK'nun 1268. maddesi gereğince kaza tarihinden itibaren 2 yıldan fazla bir zaman geçmiş olması sebebiyle zamanaşımına uğradığını, kaldı ki davacının kendisini bilerek ağır tehlikeye maruz bırakan hareketi sonucu malul kalmış olması sebebiyle müvekkilinin mevzuat gereğince tazminat ödeme yükümlülüğünün bulunmadığını, zira davacı sigortalının D-100 yan yolundan bariyerleri aşmak suretiyle karşıdan karşıya geçmek amacıyla birden bire yola çıkarak, dikkatsiz ve tedbirsiz davranmak suretiyle çıkarak kazaya neden olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, kazanın 13.05.2008 tarihinde meydana geldiği ve ceza zamanaşımına göre davanın açıldığı tarih itibarı ile zaman aşımı dolmadığı, davacının 13.05.2008 tarihinde meydana gelen trafik kazasında, trafik kaza raporuna göre kusuru bulunsa da, sürücünün de kusuru bulunduğu, davacının çalıştığı şirket tarafından Hayat Grup sigorta poliçesi ile sigortalandığı ve kaza sonucu kalıcı sakatlık bölümünden 25.000 TL'lik tazminatın yer aldığı, davacının kasten kendini sakatlamak amacı ile böyle bir kazaya sebebiyet olamayacağı, Tuzla Devlet Hastanesi raporuna göre de 2 kol ve bacağı kullanamayacak durumda % 56'ya varan bir sakatlığının bulunduğu, bu tür bir sakatlığın bilirkişilerinde belirttiği gibi hayat sigortası genel şartlarında % 100 maluliyet anlamını taşıdığı, gerekçesiyle davanın kabulü ile 25.000 TL.'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- 6762 sayılı TTK.'nun 1332. maddesinin son fıkrasına göre, sigortalı veya sigortadan faydalanan kimse rizikonun gerçekleştiğini öğrendiği tarihten itibaren 5 gün içinde durumu sigortacıya bildirmeye mecburdur. Sigorta bedeli bu 5 günlük müddetin geçtiği tarihte muaccel olur. Aynı Yasa'nın 1268. maddesi hükmüne göre de sigorta akdinden kaynaklanan bütün mutalebeler 2 yılda zamanaşımına uğrar. Bu itibarla, mahkemece davalı tarafın zamanaşımı def'i anılan hükümler nazara alınarak değerlendirilmek gerekirken, ceza zamanaşımı süresinin dolmadığı gerekçesi ile zamanaşımı def'inin reddine karar verilmesi doğru olmamış bozmayı gerektirmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmediğine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 16.09.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi.