(6762 S. K. m. 1290)
Dava ve Karar: Taraflar arasında görülen davada İstanbul 3. Sulh Hukuk Mahkemesi'nce verilen 24/02/2011 tarih ve 2010/493-1011/151 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşüldü düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirkete 21.06.2004 tarihinde kızı adına hayat sigortası yaptırdığını, 17.08.2009 tarihinde davalı şirkete uyarı göndererek ayrılmak istediğini ve ödediği 9.252,00 TL' nin vergi kesintisi yapıldıktan sonra nemasıyla ödenmesini istediğini, davalının ödenen pirimin altında ödeme yapacağını öğrendiğini ileri sürerek şimdilik 5.000,000 TL nin nemasıyla tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, yetki itirazında bulunduğu gibi, hayat ve ferdi kaza teminatlarını içeren hayat sigortalarında ödenen pirimin iadesinin söz konusu olmadığını ileri sürerek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, yapılan yargılama sonucunda vergi mahkemesinin görevli olduğu gerekçesiyle davanın yargı yolu bakımından reddine karar verilmiştir.
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, hayat sigortası uyarınca ödenen pirim ve nemanın tahsiline ilişkindir.
Vergi mahkemesinde, gerçek ve özel hukuk tüzel kişileri aleyhine dava açma olanağı yoktur. Ayrıca fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak alacağın bir kısmı için dava açılmış ise, dava edilen, alacağın son kısmı olmadığı ve alacağın tamamı da çekişmeli bulunduğu takdirde alacağın tamamı göz önünde tutularak mahkemenin görevi saptanır. Bu açıklamadan sonra somut olaya geldiğimizde; dava dilekçesinde davalı olarak Allianz Hayat ve Emeklilik A.Ş. gösterilmiştir. Bu davalı özel hukuk tüzel kişisi olduğundan idari yargıda davalı olamayacağı gözetilmeksizin yargı yolu bakımından davanın reddine karar verilmesi, ayrıca alacağın tamamı çekişmeli olmakla mahkemenin görevli olup olmadığı hususunun da değerlendirilmemesi doğru olmamıştır. Bu nedenlerle davalı vekilinin temyiz isteminin kabulü, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcının istediği halinde temyiz edene iadesine, 22.02.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy