(6102 S. K. m. 599, 690) (818 S. K. m. 81) (2004 S. K. m. 72)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Manavgat 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen 25.01.2012 tarih ve 2011/436-2012/68 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı S... Ltd. Şti. vekili, birleşen dosya davalısı vekili ve davacılar vekili tarafından ayrı ayrı istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi M. V. C. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacılar vekili; müvekkili Ş. S. Ş. ile davalı S. K. arasında tanzim olunan 22.10.2009 tarihli sözleşme uyarınca, davacı Ş.'nin davalı S.'nin diğer davacı şirketteki payının tamamını 1.360.000 TL bedelle satın aldığını, sözleşmeye göre, davacı şirkete ait 2 adet iş makinasının 360.000 TL bedel kabul edilerek davalı S.'ye devir ve teslim edildiğini, kalan 1.000.000 TLnin ödenmesi için aylık 40.000 bedelli 25 adet bono düzenlenerek davalıya teslim edildiğini, bunlardan 14 tanesinin ödendiğini, ancak sözleşme dışı olan ve sonradan ortaya çıkan davacı şirkete ait yaklaşık 2.500.000 TL üzerinde borcun ödemesinin yapıldığını, sözleşmenin ödeme başlıklı (f) bendine göre davacının senet bedellerinden fazlasını ödediğini ileri sürerek 15.03.2011-15.11.2011 vade tarihleri arasında bulunan 9 adet bono nedeniyle borçlu bulunmadığının tespiti ile 15.03.2011 vade tarihli bono hakkında başlatılan Manavgat 3. İcra Müdürlüğü 2011/1149 E. sayılı dosyası ile 15.04.2011 vade tarihli bono için Manavgat 1. İcra Müdürlüğü'nün 2011/1173 E. sayılı icra dosyasında ödenen paranın alacaklıya ödenmemesi ve diğer bonolar hakkında icra takibi yapılmaması konusunda ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep ve dava etmiş olup, birleşen dava ile de asıl davaya konu hisse devri nedeni ile teslim edilen 15.05.2011 vade tarihli bononun ilk ciranta olan S... Ltd. Şti.'nin kredi borcu nedeniyle tahsil amaçlı T. 03.07.2013 İş Bankası Saruhanlı Şubesi'ne teslim edilmiş iken, bankadan iade alınarak 2011/436 Esas sayılı davayı bertaraf etmek ve T.T.K.'nun iyi niyetli hamilleri koruyucu hükümlerinden faydalanmak maksadı ile davalıya ciro edildiğini ve davalının Antalya 13. İcra Müdürlüğü'nün 2011/4803 E sayılı dosyası üzerinden icra takibi başlattığını, bu bonodan dolayı davalıya borçlu olunmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı S. K. vekili; dava konusu bonoların taraflar arasındaki hisse devir sözleşmesine istinaden verildiği, bir bononun karşılıksız kaldığı iddiasının, ancak bono konusu mal teslim edilmemişse veya bedeli ödenmişse söz konusu olacağını, müvekkilinin yükümlü olduğu edimini, hisseyi noterden devrederek yerine getirdiğini, davacının da hisse devrinden önce şirketin ortağı olduğunu, sözleşmenin (f) maddesinin sözleşmede yer almasının bir önemi olmadığını, davacının devirden 18 ay sonra hiçbir ihtar ve ihbar yapmadan şirkete ait borçları ödediği iddiası ile açtığı davanın samimiyetsiz olduğu, davanın hisse devir bedelini ödemekten kaçınmak amacıyla açıldığını, davacının, S... Tekstil'in bonoların son hamili olduğunu bildiğini, bu hususta 28.04.2010 tarihli protokolün yapıldığını, müvekkilinin de adı geçen şirketin ortağı olmadığını, kaldı ki davacının hisse devrine konu 360.000 TL'lik borucunu da ödemediğini, bu konuda kendisine ihtarname gönderildiğini, savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı S... Ltd. Şti vekili; dava konusu bonoların davacı ile diğer davalı arasında yapılan hisse satış ve devrinden kaynaklandığını, bu sözleşmede diğer davalının edimini yerine getirdiği halde davacının edimini yerine getirmediğini, bununla beraber davacının aldığı hisseleri Mart 2011 tarihinde A. K. isimli yabancı uyruklu bir kişiye sattığını, davacının sözleşmenin 2.f maddesi uyarınca şirkete ait borçları ödediğini ispatlayamadığını, davacının bonoların bedelsiz kaldığına dair iddiasının keşideci ile lehtar arasındaki ilişki olduğunu, müvekkilini bağlamayacağı için müvekkilinin davacı borçluları zarara uğratmak kastı ile hareket ettiğinin kanıtlanması gerektiğini, davacının açtığı davanın bedelsizlik iddiasına değil, takas istemine dayalı bir menfi tespit davası olduğunu, lehtardan olan muhtemel alacağının hamile yani 3. kişiye olan borcu ile takas edilmeye çalışıldığını savunarak haksız açılan davanın reddini istemiştir.
Birleşen Dosya Davalısı vekili; davayı kabul etmediklerini, müvekkilinin iyi niyetli meşru hamil konumunda olduğunu, senet lehtarına ileri sürülebilecek def'ilerin müvekkiline karşı ileri sürülemeyeceğini, kaldı ki; senetlerin bedelsiz kaldığına ilişkin iddianın da doğru olmadığını, davacının müvekkiline karşı dava açabilmesi için müvekkilinin sırf davacı borçluları zarara uğratmak kastı ile hareket ettiğinin kanıtlanması gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; toplanan deliller ve tüm dosya kapsamı dikkate alınarak; davacıların davasını bedelsizlik iddiasına dayandırdığı, bedelsizlik iddiasının kişisel bir defi olup senet lehtarına karşı ileri sürülebileceği, keşidecinin sadece lehtarla arasında temel borç ilişkisi olduğu, senedin senet lehtarının kendi edimini yerine getirmemesi nedeniyle bedelsiz kalabileceği, senedin düzenlenmesine neden olan şirket hisselerinin davacı Ş. S. Ş.'ye devredildiği, o halde bonoların bedelsizliğinin iddia edilemeyeceği, davacıların istemlerini alacak davasına konu edebilecekleri gerekçesi ve kanaati ile asıl davada davalı S. K. aleyhine açılan davanın reddine, icra takibinin haksız ve kötü niyetli yapılmadığı, kötü niyetin ispat edilemediği gerekçesi ile tazminat takdirine yer olmadığına, birleşen dosyada davalı M. B. ve asıl dosyada davalı S... Ltd. Şti aleyhine açılan davaların, davalıların davaya dayanak sözleşmede imzaları olmadığı, 3. kişi oldukları gereğince husumet yokluğundan reddine, icra takibinin haksız ve kötü niyetli yapıldığının ispat edilememesi nedeni ile tazminat takdirine yer olmadığına karar verilmiştir.
Davalı S... Ltd. Şti. vekili, birleşen dosya davalısı vekili ve davacılar vekili; kararı ayrı ayrı temyiz etmiştir.
1- Dava; Mülga T.T.K.'nun 690. maddesi yollamasıyla 599. maddesi gereğince lehtar ve hamiller aleyhine açılan menfi tespit davası olup mahkemece davanın reddine karar verilmiştir. Ancak; davacılardan Ş. S. Ş. ile davalı S. K. arasında düzenlenen hisse devir sözleşmesinin (f) maddesinde "S. K.'nın müdürlüğü sırasında; vergi, sigorta, maden devlet hakkı, defter ve kayıtlarında gözüktüğü gibidir. Bu kayıtların haricinde, müdürlüğü dönemine ait harç, vergi çıktığı takdirde, yine çek ve bonolu borçları bulunup da kayıtlara yansımaması halinde bu borçlardan S. K. sorumlu olduğunu kabul eder." hükmü mevcuttur. Davacı Ş. S. Ş., sözleşmenin bu hükmüne dayanarak defter kayıtlarda yer almayan 2.500.000,00 TL borç çıktığını, bu borçtan davalı S. K.'nın sorumlu olduğunu, kendisinin ödeme yaptığını bildirerek hisse devri nedeniyle verilen bonolardan ötürü borçlu olmadığının tespitini talep etmiştir. Davalı S. K. ise davacı Ş. S. Ş.'nin bu iddiasına karşı çıkmış olup, bonoları elinde bulunduran diğer davalılar ise iyi niyetli hamil olduklarını savunmuşlardır. Bu durumda Mülga T.T.K.'nın 599. maddesi gereğince davacıların evvela (f) maddesi gereğince davalı S. K.'nın sorumlu olduğu bir borcu ödediğini ve bu nedenle senetlerin bedelsiz kaldığını, bundan sonra ise senetleri elinde bulunduran diğer davalıların bonoları iktisap ederken bile bile borçlunun zararına hareket ettiklerini ispat etmesi gerekir. Mahkemece; davacıların davalı S. K.'ya yönelik davasını ispatlayamadığı kabul edilmiş ise de davacı Ş. S. Ş.'nin ödeme yaptığına dair ibraz ettiği deliller ve davacı şirket kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmamış ve ödeme var ise bu ödemenin geçmiş dönem borçları olup olmadığı üzerinde durulmamıştır. Bu durumda 818 Sayılı B.K.'nun 81 ve Mülga T.T.K.'nun 599. maddesi gereğince dosya içinde mevcut tüm deliller değerlendirilmek suretiyle senetlerin bedelsiz kalıp kalmadığı ve hamil olan diğer davalıların kötü niyetli olup olmadığı çerçevesinde inceleme yapılıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde karar verilmesi doğru olmamış bu nedenle kararın bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
2- Bozma neden ve şekline göre davalıların temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: Temyiz edilen kararın yukarıda 1 nolu bentte açıklanan sebeplerle BOZULMASINA, 2 nolu bentte açıklanan nedenle davalıların temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 03.07.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy