(6762 S. K. m. 1299) (6102 S. K. m. 1401)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Ankara 11. Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen 19.9.2012 tarih ve 2010/448 - 2012/412 Sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı sigorta şirketi vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin sigortalı işyerinde hırsızlık meydana geldiğini, davalı sigorta şirketinin zararın tamamını karşılamadığını, güvenlik tahsisi için ayrıca aidat alan site yönetimiyle güvenlikten sorumlu şirketin zarardan sorumlu olduklarını ileri sürerek, 5.000 TL'nin ihbar tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davalı sigorta şirketinden. 1.200 TL malzeme ve 15 TL kazanç kaybı zararının güvenlik şirketinden, 1.000 TL malzeme ve 30 TL kazanç kaybı zararının site yönetiminden olmak üzere toplam 7.230 TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiş, ıslah dilekçesiyle site yönetimi ve güvenlik şirketine yönelik talebini 6.401,50 TL'ye yükseltmiştir.
Davalı sigorta şirketi vekili, poliçedeki hırsızlık teminatının işyerinde çelik kapı bulunması halinde verildiğini, ancak hırsızlığın alüminyum kapının zorlanması suretiyle gerçekleştirildiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı güvenlik şirketi vekili, kameranın bozulmasının müvekkilinin sorumluluğunda bulunmadığını savunmuştur.
Davalı site yönetimi vekili, müvekkilinin gerekli tüm önlemleri aldığını belirtmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, güvenlik hizmetlerinin tam olarak yerine getirilmemesi sebebiyle hırsızlık suçunun işlendiği, sigorta sözleşmesine çelik kapı şartı konulmuş ise de, poliçe iş yerinin görülmesi suretiyle düzenlendiğinden bu hususun teminat kapsamı dışında olduğunun ileri sürülmesinin hakkaniyete uygun olmadığı, ancak sigorta şirketinin alınması gereken primle orantılı olarak sorumlu olacağı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne. 6.401,50 TL'nin dava tarihinden itibaren değişen oranlarda yasal faiziyle davalılardan müteselsilen (sigorta şirketinin sorumluluğu 4.881,20 TL ve 23.7.2010 tarihinden itibaren işleyecek faizle sınırlı olarak) alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Kararı, davalı sigorta şirketi temyiz etmiştir.
Davalı sigorta şirketine yönelik dava, işyeri sigorta poliçesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir. Sigortalı işyerinde gerçekleşen hırsızlık olayı sebebiyle oluşan zarar karşılanmamış, davalının, hırsızlık teminatının işyeri girişinde çelik kapı olması halinde verildiği yönündeki savunması karşısında davacı taraf, işyerinin yıllardır bu haliyle sigortalandığını ileri sürmüştür. Ancak, süresi uzatılan ve bu suretle yenilenen poliçelerin bulunduğu iddia ve ispat edilmiş olmadığından, her biri ayrı sözleşmeye dayalı ayrı poliçelerin mevcut olduğunun kabulü gerekir. Buna göre, her bir poliçedeki çelik kapı klozu geçerli olup, çelik kapı bulunmaması halinde hırsızlık olayının teminat dışı olduğu taraflarca özel şart olarak kararlaştırılmıştır. Bu durumda, mahkemece davalı sigorta şirketi yönünden davanın reddi gerekirken yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan sebeplerle davalı sigorta şirketi vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle kararın temyiz eden davalı yararına BOZULMASINA, ödenen temyiz peşin harcın istemi halinde temyiz eden davalı şirket'e iadesine, 26.09.2013 tarihinde oybirliği ile, karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy