(818 S. K. m. 306)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Ankara 9. Sulh Hukuk Mahkemesi'nce verilen 26.10.2011 tarih ve 2010/2149 - 2011/2148 Sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, 4.5.2005 tarihinde müvekkilinin bilgisi ve onayı dışında davalı Banka'daki hesabından internet bankacılığı yolu ile 2.000 TL'nin 3. bir şahsın hesabına aktarıldığını, bankanın kusurlu olduğunu ileri sürerek, 2.000 TL'nin 4.5.2005 tarihinden itibaren avans faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, bankanın gerekli güvenlik önlemlerini aldığını, müşterinin bankacılık işlemlerini yaptığı bilgisayarını ve şifresini koruyamadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı Banka tarafından internet bankacılığının gerektirdiği gerekli güvenlik önlemlerinin alınmaması sebebiyle zararın oluştuğu gerekçesi ile 2.000 TL'nın 4.5.2005 tarihinden itibaren akdi faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı Banka vekilinin aşağıdaki bendin dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Ancak, davacı taraf davada 4.5.2005 tarihinden itibaren avans faizi nispetinde temerrüt faizi talebinde bulunduğuna göre mahkemece bu tarihten itibaren temerrüt faizine hükmedilmek gerekirken infazda tereddüt yaratacak şekilde oranı da belirtilmeksizin akdi faizi ile şeklinde hüküm tesisi doğru olmamıştır. Mahkemece, davalı bankanın sahtecilik işlemi yapılan hesaba uygulanan akdi faiz oranı belirlenip, şayet bu oran avans faizi oranından düşükse davacı tarafın kararı temyiz etmemesi nedeni ile o oranda, avans faizi oranı akdi faizden düşükse avans faizi oranında faize hükmedilmek üzere kararın bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan sebeplerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan sebeplerle hükmün davalı yararına bozulmasına, ödenen temyiz peşin harcın istemi halinde temyiz edene iadesine, 27.03.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy