(6100 S. K. m. 114, 116, 117, 307, 311) (556 S. KHK. m. 14, 42, 63)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nce verilen 28.11.2011 tarih ve 2011/371-2011/402 Sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin 03.emtia sınıfında 2008/20918 sayılı başvurusu ile goldenlady tırnak fondöteni+şekil ibaresini tescil başvurusunda bulunduğunu, davalı şirketin 25.sınıfta tescilli golden lady markasını dayanak göstererek yaptığı itiraz sebebiyle başvurunun reddedildiğini, markaların genel izlenim açısından farklı olduğunu, ayrıca kullanılacakları emtianın da aynı veya ilişkili olmadığını ileri sürerek başvurunun reddine mütedair YİDK kararının iptalini istemiş, öte yandan redde dayanak markanın beş yıldan beri kullanılmadığını iddiayla davalı adına tescilli 125992 Sayılı markanın 556 Sayılı KHK'nin 14. ve 42. maddeleri uyarınca hükümsüzlüğünün tespitiyle markalar sicilinden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı şirket vekili, YİDK kararına yönelik davanın reddi gerektiğini, hükümsüzlük davası yönünden ise müvekkilinin yabancı bir şirket olduğunu, Türkiye'de ikametgahı bulunmadığını, marka vekilinin işyerinin ise İstanbul'da bulunduğunu, hükümsüzlük talebi yönünden 556 Sayılı KHK'nin 63/III maddesi uyarınca mahkemenin yetkisiz olduğunu, dosyanın yetkili İstanbul Fikri ve Sınai Haklar Hukuk mahkemesine gönderilmesi gerektiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, hükümsüzlük davasına yönelik dava bakımından asıl davadan tefrik olunarak yürütülen yargılama sonucunda, davalının yabancı uyruklu bir şirket olması ve marka vekilinin iş yeri adresinin ise İstanbul'da bulunduğunun anlaşılması sebebiyle davaya bakmaya İstanbul Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin yetkili olduğu gerekçesiyle yetkisizlik sebebiyle dava dilekçesinin reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Dava, tefrik edilmiş haliyle, davalıya ait tescilli markanın 556 Sayılı KHK'nin 14 ve 42. maddeleri uyarınca hükümsüzlüğü isteminden ibaret olup davacı vekili, 18.10.2011 havale tarihli dilekçesiyle hükümsüzlük talebinden vazgeçtiklerini bildirmiştir.
Bilindiği üzere, 6100 Sayılı H.M.K.nun 307. maddesine göre feragat, davacının talep sonucundan vazgeçmesi niteliğinde olup davacı vekilinin anılan dilekçesiyle, dava dilekçesinin 2. bendindeki davalıya ait hükümsüzlük talebinden vazgeçtiğini bildirmesi, sözü geçen yasa maddesinde tanımlanan biçimiyle bir feragat beyanı niteliğindedir. Söz konusu feragat beyanı, 6100 Sayılı H.M.K.nun 311. maddesi uyarınca kesin hüküm sonucunu doğurduğu gibi mahkemenin yahut karşı tarafın kabulüne de bağlı değildir.
Bir davada kesin hükmün varlığının tespit edilmesi, taraflar arasındaki o davaya konu uyuşmazlığın maddi anlamda kesinleşmiş bir hükümle sona erdiğinin kabulünü gerektirdiği gibi, aynı zamanda ve usuli anlamda H.M.K.nun 114. maddesi uyarınca olumsuz bir dava şartının varlığının saptanması mahiyetindedir. Öte yandan, H.M.K.nun 116/a maddesi uyarınca yetki itirazı ilk itirazlardan olup 117/2. maddesi uyarınca dava şartlarından sonra incelenmelidir.
Bu durumda, davacı vekilinin hükümsüzlük isteminden feragat etmiş olmasına karşın, davanın feragat sebebiyle reddi yerine, gerekçede tüm bu hususlar tartışılmaksızın, tefrik edilen hükümsüzlük istemi bakımından mahkemenin yetkisizliğine karar verilmiş olması doğru olmamış, davacı vekilinin bu yöne dair temyiz itirazının kabulüyle yerel mahkeme kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan sebeplerle davacı vekilinin temyiz itirazının kabulüyle yerel mahkeme kararının BOZULMASINA, ödenen temyiz peşin harcın istemi halinde temyiz edene iadesine, 16.03.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy