(4721 S. K. m. 641) (818 S. K. m. 142)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Ankara 24. Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen 27/01/2010 tarih ve 2008/375-2010/12 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalılar H
E
, İ
ve B
vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, bazı noksanlıkların ikmali için dosya mahalline gönderilmişti. Bu noksanlıkların giderilerek dosyanın gönderildiği anlaşılmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi K
E
O
tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşüldü düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalılar H
H
Ç
ve B
B
Ç
'nin murisi olan E
Ç
'nin, müvekkiline 16.500 TL borcu bulunduğunu ve bu nedenle çek keşide ederek kendisine verdiğini, çekin vade günü gelmeden E
Ç
'nin ölmesi nedeniyle bu borçtan mirasçılarının sorumlu bulunduğunu ileri sürerek 16.500 TL alacağın, 14/10/2008 tarihinden itibaren davalılardan müştereken ve müteselsilen alınmasını talep ve dava etmiş, yargılama sırasında diğer davalıları da davaya dahil etmiştir.
Davalılar davaya cevap vermemişlerdir.
Mahkemece, içeriğine, imzasına ve miktarına davalı ve dahili davalılar tarafından itiraz edilmeyen ve yasal süresi içinde karşılığının bulunmadığı belirlenen çek bedeli 16.500 TL alacağın keşide tarihi olan 14/10/2008 itibaren yasal faiziyle müştereken ve müteselsilen davalı ve dahili davalılardan alınmasına karar verilmiştir.
Kararı davalılar H
, E
, İ
ve B
vekili temyiz etmiştir.
1- Terekeyle ilgili olup konusu para alacağı olan davaların bütün mirasçılara birlikte yöneltilmesi zorunlu değildir. Bu dava murisin mirasçılarından birisi aleyhine de açılabilir. Çünkü mirasçılar TMK'nun 641 inci maddesi uyarınca murisin borçlarından müteselsilen sorumludurlar ve alacaklı BK'nun 142 nci maddesi uyarınca borcun tamamını müteselsil borçluların bir kısmından isteyebilir. Ancak, davacı dava arkadaşlarından (müteselsil borçlulardan) yalnız birine karşı dava açtıktan sonra, davayı dava arkadaşı olabilecek diğer kişilere teşmil edemez.
Dava, davalıların murisinin davacıya olan para borcundan dolayı açılmış, çeke dayalı alacak davasından ibaret olmakla beraber, davacının dava dilekçesiyle davasını murisin mirasçılarından B
B
Ç
ile H
H
Ç
'ye yönelttikten sonra diğer davalılara da dahili dava yoluyla davayı yöneltmiş olması doğru görülmemiş kararın bu nedenle temyiz eden dahili davalılar yararına bozulması gerekmiştir.
2- Öte yandan, temyiz dilekçesine ekli Ankara 3. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin kararından temyiz eden davalıların murisin mirasını reddetmiş olduğu anlaşılmaktadır. Mahkemece, sunulan mirasın reddi kararı nazara alınarak davalıların pasif husumet ehliyeti yönünden değerlendirme gerekirken yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru görülmemiş hükmün bu nedenle temyiz eden davalılar yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle temyiz eden dahili davalıların ve (2) nolu bentlerde açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin temyiz itirazının kabulüyle hükmün yukarıda yazılı nedenlerle temyiz eden dahili davalı ve davalılar yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 30.03.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy