(2004 S. K. m. 72)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İstanbul 6. Sulh Hukuk Mahkemesi'nce verilen 19.11.2011 tarih ve 2009/323-2009/1391 Sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekiliyle davalı tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, bazı noksanlıkların ikmali için dosya mahalline gönderilmişti. Bu noksanlıkların giderilerek dosyanın gönderildiği anlaşılmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi V. Y. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalıya üye işyeri sözleşmesi gereğince pos cihazı teslim edildiğini, 14.12.2004 tarihinde A. K.'na ait kredi kartı ile 2.750.-TL'lik alışveriş yapıldığını, ancak alışverişin kart sahibi tarafından yapılmadığını, kart sahibi tarafından kartın kaybolduğu ihbarında bulunulduğunu, davalının sözleşmeye aykırı olarak imza ve kimlik incelemesi yapmadığını, bu sebeple oluşan zarardan sorumlu olduğunu ileri sürerek, 2750.-TL'nin bankanın uyguladığı en yüksek kredi faiz oranının %50 ilavesiyle bulunacak oran üzerinden faiziyle davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin kimlik kontrolü yaptığını, kredi kartıyla birkaç kez yüksek meblağda çekim yapıldığı halde limit yetersizliği sebebiyle bankanın onay vermediğini, 2750 -TL'lik çekim için onay verdiğini ve satışa dair fatura düzenlendiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemenin davanın kısmen kabulüne dair kararı, taraf vekillerince temyiz edilmiş, Daire'mizin 29.4.2008 tarihli ilamı ile, davalının temyiz itirazlarının reddine, davacının temyiz itirazının kabulüyle kararın davacı yararına bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozma ilamına uyulduktan sonra, taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 7. maddesi göre temerrüt faizinin bankanın uygulamış olduğu en yüksek kredi faiz oranına %50 ilave edilmek suretiyle hesaplanacağı düzenlendiğinden ve bu oranın da resen %112,50 olarak hesaplandığından ve Yargıtay bozma ilamı uyulduğundan bahisle, davanın kısmen kabulüne, 1.925 TL nin 15.12.2004 tarihinden itibaren işleyecek %112,50 oranındaki faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya dair talebin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekiliyle davalı temyiz etmiştir.
1) Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına göre, davalının yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir.
2) Davacı vekilinin temyiz itirazlarına gelince; mahkemece bozma ilamına uyulmuş ise de bozma ilamı gereği tam olarak yerine getirilmemiştir. Hükmüne uyulan bozma ilamında, davalının tam kusuruyla zarara sebep olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğine değinilmiş olup, mahkemece de bozma ilamına uyulduğu halde, davanın tam kabulü sonucunu doğuracak şekilde hüküm kurulmaması bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan sebeplerle davalının bütün temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan sebeplerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle kararın davacı yararına BOZULMASINA, aşağıda yazılı bakiye 4,00 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, ödenen temyiz peşin harcın istemi halinde temyiz eden davacıya iadesine, 04.04.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy