(5718 S. K. m. 50, 53) (1136 S. K. m. 164)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Yozgat 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen 13.12.2011 tarih ve 2011/522-2011/694 Sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalılar vekili ve katılma yoluyla davacı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 18.5.2012 günü hazır bulunan davacı vekili ile davalı vekili dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi İhsan Akgül tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, Almanya Nürnberg Sulh Mahkemesi tarafından verilen 19.10.2007 tarihli, 35 C 3245/07 numaralı kararın kesinleştiğini ileri sürerek, kararın tenfizine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davanın reddine dair verilen karar Dairemizce davacının davalı hakkında Türkiye'de dava açtığı ve bunun T.T.K.nın 405/2. maddesi gereğince reddedildiğinin ispat edilemediği, mahkemenin tenfiz isteminin reddine dair gerekçenin dosya kapsamına uygun olmadığı gerekçesiyle bozulmuş, mahkemece bozma ilamına uyularak, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalılar vekili ve katılma yoluyla davacı vekili temyiz etmiştir.
1) Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalılar vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2) Dava, yabancı mahkeme kararının tenfizi istemine dair olup, mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de yabancı bir mahkeme kararının tenfiz edilmesi için öncelikle kararın usulünce kesinleşmiş olması gerekmektedir.
Somut olayda, tenfizi istenen Nürnberg Sulh Mahkemesi'nin kararında, kararın bir suretinin davalıya 16.11.2007 tarihinde tebliğ edildiği ve kararın kesinleşme tarihinin 22.1.2008 olduğu yazılı ise de dosyaya ibraz edilen yabancı mahkeme kararının tercümesinden kararın davalıya hangi usulle tebliğ edildiği anlaşılamadığı gibi dosya içinde davalıya karar tebliğinin nasıl yapıldığına dair de herhangi bir belge mevcut değildir.
Bu itibarla, mahkemece davaya konu kararın tebliğine dair belgeler dosyaya getirtilerek oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu sebeple bozulması gerekmiştir.
Kabule göre de, Dairemizce tenfiz davaları nitelikleri itibariyle eda davası değil, tespit davası mahiyetinde kabul edilmesi sebebiyle maktu harca ve maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, nisbi harca ve nisbi vekalet ücretine hükmedilmesi de doğru olmamış, kararın bu sebeple de bozulması gerekmiştir.
3) Davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince, davacı tarafça yabancı mahkeme ilamının tenfizi talep edilmiş ve mahkemece de anılan kararın tenfizine karar verildiği halde davacı tarafın fazlaya dair her hangi bir istemi olmamasına rağmen davalı yararına vekalet ücretine hükmedilmesi doğru olmayıp kararın bu sebeple davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarda 1 numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalılar vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, 2 numaralı bentte açıklanan sebeplerle temyiz itirazlarının kabulüyle kararın, davalılar yararına BOZULMASINA, 3 numaralı bentte açıklanan sebeplerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle kararın davacı yararına BOZULMASINA, takdir edilen 900,00 TL duruşma vekalet ücretinin taraflardan alınarak yek diğerine verilmesine, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 18.05.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy