(6762 S. K. m. 4, 5, 669, 790) (6100 S. K. m. 383) (6102 S. K. m. 757)
Dava: Hasımsız olarak görülen davada Selçuk Sulh Hukuk Mahkemesi'nce verilen 13.03.2012 tarih ve 2012/173-2012/234 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi talep eden vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşüldü düşünüldü:
Karar: Talep eden vekili, müvekkili şirkete ait 21 adet imzasız boş çek yapraklarının bulunduğu çek koçanının kaybolduğunu, çek yapraklarının kötü niyetli üçüncü şahıslar tarafından ele geçirilip doldurulması halinde müvekkili şirketin telafisi imkansız zarara uğrayacağını ileri sürerek çeklerin ibrazında bankaca ödenmemesi için tedbir konulmasını talep etmiştir.
Mahkemece, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, boş çek yaprağının tedavüle konulmuş sayılamayacağı, tedavüle konulduğu takdirde talep sahibinin imzaya itiraz etmesinin söz konusu olabileceği gerekçesiyle tedbir talebinin reddine karar verilmiştir.
Kararı talep eden vekili temyiz etmiştir.
İstek, TTK'nun 790/20. maddesi delaletiyle aynı Kanun'un 669 uncu maddesine dayanak önleyici tedbir istemidir.
01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren HMK'nın 383 üncü maddesinde çekişmesiz yargıyla ilgili olarak aksine bir düzenleme bulunmadığı sürece sulh hukuk mahkemesinin görevli olacağı öngörülmüştür. Kıymetli evrak iptali davalarının ve bu yönde bu çerçevedeki müstakil önleyici tedbir isteğinin çekişmesiz yargı koluna dahil olduğu kuşkusuzdur. Ancak, karar tarihinde yürürlükte olan 6762 sayılı TTK'nın 4 üncü maddesine göre, Türk Ticaret Kanunu'nda düzenlenen hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava sayılır. Öte yandan, yine aynı Yasa'nın 5/2 nci maddesi uyarınca bir yerde ticaret mahkemesi varsa Asliye Hukuk Mahkemesi'nin vazifesi içinde bulunan ve TTK'nın 4 üncü maddesinde tanımlanan ticari sayılan davalara ticaret mahkemesinde bakılır. Bu nedenle TTK'nın 669 ve devamı maddelerinde düzenlenen kambiyo senetlerinin zayii nedeniyle iptaline ilişkin davalarda ve müstakil ödeme yasağı istemlerinde HMK'nın 383 üncü Maddesinde öngörülenin aksine bir düzenleme bulunduğundan, görevin tayininde değer esasının benimsenmediği HMK'nın yürürlüğe girdiği 01.10.2011 tarihinden sonra, bu nitelikteki istekleri açısından asliye hukuk ve/veya asliye ticaret mahkemeleri görevlidir. 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 sayılı TTK'nın 757/1 inci maddesinde de bu tür işlerde ticaret mahkemelerinin görevli olacağı öngörülmüştür. Bu da yasa koyucunun iradesinin bu tür işlerde ticaret mahkemelerinin görevli olması gerektiği yolunda olduğunu göstermektedir.
23.10.2008 tarih ve 360 sayılı HSYK kararı ile, Büyükşehir Belediyesi sınırları içerisindeki merkez ilçeyle diğer ilçelerin adı ile kurulu ağır ceza merkezlerinde oluşturulan müstakil ticaret mahkemelerinin yargı çevresinin, yalnız büyük şehir belediyesi sınırları içerisinde kalan ilçeleri kapsamına alacak biçimde, ağır ceza mahkemesinin yargı çevresi olarak tespitine karar verilmiştir.
Açıklanan bu nedenlerle Selçuk İlçesi İzmir Büyükşehir Belediyesi sınırları içerisinde kaldığından istemle ilgili işe bakma yetki ve görevi İzmir Asliye Ticaret Mahkemesine ait olmasına rağmen esasa girilerek tedbir talebinin reddine karar verilmesi doğru olmamış, mahkeme kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz isteminin kabulüyle kararın BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 02.07.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy