(818 S. K. m. 41)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Tuzla 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nce bozmaya uyularak verilen 15.12.2009 tarih ve 2009/186-2009/93 Sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalıların sürücü, işleten ve trafik sigortacısı bulundukları araçların karıştıkları kazada müvekkilinin yaralandığını, sürekli iş göremez şekilde sakat kaldığını, maddi ve manevi zararlarının doğduğunu ileri sürerek, 300.000.000,00 TL maddi tazminatın ve 2.000.000.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş: ıslahla maddi tazminat talebini 16.383,21 YTL'na yükseltmiştir.
Davalı A. Ö. vekili, müvekkilinin kazada kusurunun bulunmadığını, maddi ve manevi tazminat isteklerinin fahiş olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı K... A.Ş. vekili, manevi tazminatın teminat dışı olduğunu, müvekkilinin maddi tazminat bakımından ise limit dahilinde gerçek zararın kusur oranına tekabül eden kısmıyla sorumlu bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı Karayolları Trafik Garanti Sigortası Hesabı vekili, kazaya karışan ... plakalı aracın trafik sigorta poliçesinin bulunduğunu, dahili dava yoluyla davaya dahil edilmesinin mümkün olmadığını, iş göremezlik zararının ve manevi tazminatın Fon tarafından karşılanmadığını, sorumluluklarının kaza tarihindeki sigorta limitiyle sınırlı olduğunu, kaza tarihinden itibaren faiz talep edilemeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Diğer davalılar, davaya yanıt vermemiştir.
Birleşen davada davacı vekili, 23.9.2002 tarihinde meydana gelen trafik kazasında müvekkilinin ağır yaralandığını, bu sebeple 8.000,00 TL maddi tazminatın faiziyle birlikte davalı sigorta şirketinden tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Birleşen dava davalısı vekili, zaman aşımı definde bulunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, Dairemizin bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, davalılar Ö. F. Ç. ve davalı A... A.Ş. bakımından açılan davanın davacı tarafından atiye bırakıldığından karar verilmesine yer olmadığına, dahili davalı aleyhine hüküm tesis edilemeyeceğinden talebin reddine, davalı A. Ö.'nın olayda kusuru bulunmadığından davalılar A. Ö., S. G. ve K... A.Ş. yönünden maddi tazminat taleplerinin reddine, davalılar A. Ö. ve S. G. yönünden manevi tazminat koşulları oluşmadığından talebin reddine, birleşen dava yönünden ceza zamanaşımı süresi dolduğundan davanın zaman aşımım sebebiyle reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1) Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2) Ancak, davalılardan S. G. hakkında daha önce verilen karar temyiz edilmeksizin kesinleştiği halde, Dairemiz bozmasından sonra oluşturulan hükümde davalı S. G. hakkındaki davanın da reddi doğru görülmemiş, kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan sebeplerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte yazılan gerekçeyle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödenen temyiz peşin harcın istemi halinde temyiz edene iadesine, 25.04.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy