(6762 S. K. m. 669, 675, 730)
Dava: Hasımsız olarak görülen davada Konya 3. Sulh Hukuk Mahkemesi'nce verilen 31.1.2012 tarih ve 2011/1235-2012/180 Sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkili şirkete ciro edilen çeki, bankaya ibraz edildiğinde karşılığının olmadığı için yasal işlem yapılması için avukatına götürürken zayi ettiğini, bu sebeple çekin iptalini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece, iddia ve tüm dosya kapsamına göre, bankanın cevap yazısında çekin 2.5.2011 tarihinde karşılıksız işlem gördüğünün belirtilmiş olduğunu, çekin kayıp olmadığı anlaşıldığından davanın konusuz kaldığı, bu sebeple karar verilmesine yer olmadığına, davanın istirdat davası açmakta muhtariyetine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
İstek, T.T.K.nun 730/20. maddesi delaletiyle 669 vd. maddelerine göre açılmış çek iptali isteminden ibarettir.
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, yazılı gerekçeyle konusuz kalan dava sebebiyle karar verilmesine yer olmadığı biçiminde karar verilmiş ise de, davaya konu çekin hamili olduğu iddiasıyla işbu davayı açan davacı tarafından "çekin kendisi tarafından muhatabına ibraz edildiği, karşılıksız olduğunun saptanması üzerine çeki iade alan davacının elinde iken çekin kaybedildiği ve davacının çekin kaybı esnasında çek üzerinde hak sahibi olduğu" ileri sürülmüş olmakla, mahkemece davacının ileri sürdüğü bu hususlar gerektiği takdirde çeki takas odasına ibraz eden vekil hamil bankadan layıkıyla sorulup davacının gerçekten de ibraz anında çekin yetkili hamili olup olmadığı saptanmadan davanın konusuz kaldığına hükmedilmesi doğru olmadığı gibi, mahkemece re'sen yapılacak araştırma sonucunda çekin bir başkasının elinde bulunduğunun anlaşılması halinde T.T.K.nun 675. maddesi hükmü uygulanmaksızın istirdat davası açmakta muhtariyetine karar verilmesi de doğru olmamış, davacı vekilinin temyiz itirazının kabulüyle yerel mahkeme kararının BOZULMASINA karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan sebeplerle davacı vekilinin temyiz itirazının kabulüyle yerel mahkeme kararının BOZULMASINA, ödenen temyiz peşin harcın istemi halinde temyiz edene iadesine, 02.07.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy