(4389 S. K. m. 10) (5411 S. K. m. 61) (818 S. K. m. 304, 306, 307, 472)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 21.4.2010 tarih ve 2007/381-2010/317 Sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili ve davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, bazı noksanlıkların ikmali için dosya mahalline gönderilmişti. Bu noksanlıkların giderilerek dosyanın gönderildiği anlaşılmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi G. O. Ç. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin hesabında bulunan 6.500 TL'nin, onun bilgisi ve rızası dışında internet üzerinden M. A. isimli şahsın hesabına havale edildiğini, zarardan davalı bankanın sorumlu olduğunu ileri sürerek, 6.500 TL'nin 19.1.2007 tarihinden itibaren reeskont faiziyle davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, şifreyle onay verilmesi sonucu işlemin gerçekleştiğini, bu sebeple güvenliğin sağlanamadığı iddiasının yersiz olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının hesabından 19.01.2007 tarihinde A... Türk ve Z... Bankası Şubelerine ayrı ayrı havale yapıldığı, aynı gün davacıya ait telefonda sim kart değişikliği de yapıldığı, olayda davalı bankanın, aldığı önlemlerin yetersiz olması sebebiyle sorumlu olduğu, örneğin sms doğrulaması olmaksızın başkaca havalelerin de yapıldığı, bunun sistemin sağlıklı çalışmadığını gösterdiği, dava dışı gsm şirketinin de yedek sim kart çıkarılmasında gerekli dikkat ve özeni göstermemesi sebebiyle yarı oranında kusurunun bulunduğu, tazminatın belirlenmesinde kusur durumunun dikkate alınmasının gerektiği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, 3.250 TL'nin 19.1.2007 tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda reeskont faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili ve davalı vekili temyiz etmiştir.
1) Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı banka vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2) Davacı vekilinin temyiz itirazlarına gelince; Dava, davalı banka nezdinde açılmış olan davacıya ait hesaptaki paranın davacının bilgisi ve izni dışında internet yoluyla yapılan işlem sonucu çekilmesi suretiyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir.
Bankalar, kendilerine yatırılan paraları mudilere istendiğinde veya belli bir vadede ayni veya misli olarak iade etmekle yükümlüdür (4491 Sayılı Yasayla değişik 4389 Sayılı Bankalar Kanunu'nun 10/4 ve 5411 Sayılı Bankacılık Kanunu'nun 61. maddesi). Bu tanımlamaya göre mevduat, ödünç ile usulsüz tevdi sözleşmelerinin niteliklerini taşıyan kendine özgü bir sözleşmedir. B.K.'nun 306 ve 307. maddeleri uyarınca ödünç alan akdin sonunda ödünç verilen parayı eğer kararlaştırılmışsa faiziyle iadeye mecburdur. Aynı Kanunun 472/1. maddesi uyarınca usulsüz tevdide paranın nefi ve hasarı mutlak şekilde saklayana geçtiği için ayrıca açıklamaya gerek kalmadan saklayan bu parayı kendi yararına kullanabilir. Bu açıdan değerlendirildiğinde, usulsüz işlemle çekilen paralar aslında doğrudan doğruya bankanın zararı niteliğinde olup, mevduat sahibinin bankaya karşı alacağı aynen devam etmektedir. Usulsüz işlemlerin gerçekleşmesinde ispatlandığı takdirde mevduat sahibinin kusurundan söz edilebilir ve banka bu kusur oranı üzerinden hesap sahibinin alacağından mahsup talebinde bulunabilir.
Yasal dayanakları ortaya konularak yapılan bu açıklamalardan sonra somut olaya gelindiğinde usulsüz işlemin gerçekleşmesinde dava dışı T... İletişim Hizmetleri A.Ş.'nin %50 oranda kusurlu olduğu kabul edilerek yazılı şekilde hüküm kurulmuştur. Ancak, davacıyla dava dışı şirket arasında internet bankacılığıyla ilgili bir sözleşme olmadığı gibi, davaya konu iddia edilen zarar aslında davalı bankanın zararıdır. Davacının alacağı, davalı banka açısından aynen devam etmektedir. Davacı talebini akidi davalı bankaya yöneltmiştir. Şayet usulsüz işlemde davalı dışı gsm şirketinin bir kusuru mevcut ise, bu hususu ileri sürme hakkı mevduatı saklamakla yükümlü zarar gören davalı bankaya aittir. Davacının zararın meydana gelmesinde kusurunun bulunduğu hususu da kanıtlanmadığından, davalı banka, hesaptan usulsüz şekilde alınan paranın tamamından davacıya karşı sorumludur. O halde, davacının hesabındaki paranın tamamının davalı bankadan tahsiline karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan sebeplerle davalı banka vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle kararın davacı yararına BOZULMASINA, aşağıda yazılı bakiye 144,70 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, ödenen temyiz peşin harcın istemi halinde temyiz eden davacıya iadesine, 07.05.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy