(2004 S. K. m. 265)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Küçükçekmece 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen 10.3.2011 tarih ve 2011/40-2011/40 Sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi ihtiyati hacze itiraz edenler vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği düşünüldü:
Karar: İhtiyati hacze itiraz edenler vekili 15.3.2011 tarihli itiraz dilekçesiyle mahkemenin 10.3.2011 tarihli ihtiyati haciz kararına dayanak olan senedin arkasında da belirtildiği şekilde 1.3.2010 tarihli anlaşmaya istinaden teminat senedi olarak dava dışı A.Ş'ye verildiğini ciro edilemeyeceğini, kayıtsız şartsız borç ikrarı olmadığını, muacceliyetin yargılamayı gerektirdiğini, bedelin ödenerek teminat senedinin A.Ş'den geri alındığını, senedin sahte olabileceğini, davacıların dolandırıldığını ileri sürerek ihtiyati haciz kararına itiraz etmiştir.
Karşı taraf alacaklı vekili, itiraz eden borçluların borçtan kurtulmak için sonradan belge düzenlediklerini, teminat bonosunun yazılı delile dayanmadığını, A.Ş'ye karşı ileri sürülebilecek defilerin son hamil olan müvekkiline karşı ileri sürülemeyeceğini, takibe konu senedin sahte değil gerçek olduğunu savunarak itirazın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlara göre, her ne kadar senet arkasında teminat senedidir, üçüncü kişilere ciro edilemez kaydı olsa da teminat kaydında neyin teminatı olduğunun senetten veya ayrı bir belgeden anlaşılamadığı gerekçesiyle ihtiyati hacze itirazın reddine karar verilmiştir.
Mahkeme kararı ihtiyati hazce itiraz edenler vekili tarafından temyiz edilmiştir.
İstem ihtiyati hacze itiraza dair olup, ihtiyati hacze dayanak yapılan senet arkasında, senedin ciro edilemeyeceğine dair kayıt bulunmaktadır. Senet metnindeki yazılardan ve ihtiyati haciz isteyen H.'in de tanık olarak imzaladığı sözleşme ve yine senet lehtarı dava dışı A.'in imzaladığı belgelerden senet arkasındaki şerhin başlangıçta düzenlendiği anlaşılmaktadır. Senet arkasındaki menfi emre kaydı sebebiyle senedin ciro yoluyla el değiştirmesi mümkün bulunmadığından, ihtiyati haciz isteyenin senette hak sahibi olduğu kabul edilemez. İhtiyati hacze itiraz eden itirazında bu hususu da ileri sürmüş bulunduğundan, mahkemece bu sebeple ihtiyati hacze itirazın kabulüne karar vermek gerekirken, reddine karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan sebeplerle ihtiyati hacze itiraz eden vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle kararın ihtiyati hacze itiraz eden yararına BOZULMASINA, ödenen temyiz peşin harcın istemi halinde temyiz edene iadesine, 25.01.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy