(556 S. KHK. m. 71)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İzmir 7. Sulh Hukuk Mahkemesi'nce verilen 19.10.2011 tarih ve 2011/516-2011/1260 Sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı temsilcisi tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, 2009 yılına ait brüt satış tutarlarını ihtara rağmen bildirmeyen davalıya tahakkuk ettirilen TSE marka kullanma ücretinden doğan alacağın tahsili için başlatılan takibin davalının itirazı üzerine durduğunu ileri sürerek, itirazının iptalini ve %40 tazminat verilmesini talep ve dava istemiştir.
Davalı temsilcisi, sehven bildirimleri unuttuklarını, belge veriliş tarihinden üç yıl geçtiğinden sözleşmenin feshi gerektirdiğini, kurumla sözleşmeleri bulunmadığını, faturayla borç doğmayacağını, marka kullanma bedelinin istenemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, taraflar arasında birer yıllık ve feshedilmedikçe kendiliğinden yenilenecek iki ayrı sözleşme bulunduğu, fesih hakkının kullanılmadığı, davacının 4.012 TL asıl. 190,57 TL işlemiş faiz alacağının bulunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı temsilcisi temyiz etmiştir.
1- Dava, TSE marka kullanma ücretinden doğan alacağın tahsili için başlatılan takibe yapılan itirazın iptali istemine dair olup, 556 Sayılı Markalar Hakkındaki Kanun Hükmünde Kararnamenin uygulanmasından doğacak uyuşmazlıklar anılan kararnamenin 71. maddesine göre ihtisas mahkemelerinde görülmesi gerekecektir. Bu itibarla, davacı marka hakkına dayanmış bulunmasına göre bu konudaki delillerin taktirinin ihtisas mahkemesine ait olacağı kuşkusuzdur.
5846 sayılı Kanun ile 551, 554, 555, 556 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamelerden kaynaklanan hukuk davaları için ve Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi kurulmayan yerlerde, bir ticaret mahkemesi varsa bu mahkemenin, birden fazla ticaret mahkemesi varsa eşit tevzi suretiyle ticaret mahkemelerinin, müstakil ticaret mahkemesi olmayıp, bir ve iki numaralı asliye hukuk mahkemesi varsa 1 numaralı birden fazla asliye hukuk mahkemesi varsa 3 numaralı Asliye Hukuk Mahkemesi'nin görevli olduğuna dair Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun, 20.11.2003 tarih ve 537 Sayılı kararından sonra, 556 Sayılı KHK.'nin, 22.6.2004 tarih ve 5194 Sayılı Yasayla değiştirilen 71. maddesi hükmüne göre, bu Kanun Hükmünde Kararnamede öngörülen davalarda görevli mahkemenin ihtisas mahkemeleri olduğu, bu mahkemelerin tek hakimli olarak görev yapacağı hükme bağlanmıştır. Ayrıca, bu mahkemelerden hangilerinin ihtisas mahkemeleri olarak görevlendirileceğini ve bu mahkemelerin yargı çevresini Adalet Bakanlığı'nın teklifi üzerine Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'nun belirleyeceği düzenlenmiştir. Bu düzenlemeye uygun olarak, dava sırasında Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun, 16.9.2004 tarih ve 396 Sayılı kararı ve daha sonra alınan ve halen yürürlükte olan 24.3.2005 tarih ve 188 Sayılı kararıyla anılan Kanun Hükmünde Kararnamelere dair davalar bakımından Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi kurulmayan yerlerde, Asliye Ticaret Mahkemesi kurulmuş olup olmamasına bakılmaksızın, bir ya da iki asliye hukuk mahkemesi olan yerlerde 1 numaralı asliye hukuk mahkemesi, ikiden fazla asliye hukuk mahkemesi olan yerlerde 3 numaralı asliye hukuk mahkemesi görevlendirilmiş, bu mahkemelerin yargı çevresinin adli yargı adalet komisyonlarının merkez ve mülhakatları olan ilçeleri kapsadığı da belirtilmiştir. Mahkemelerin görevi kanunla düzenlenmiş olup, görev kuralları, kamu düzenine ilişkindir ve temyiz dahil, yargılamanın her aşamasında resen olup, görev kuralları, kamu düzenine ilişkindir ve temyiz dahil, yargılamanın her aşamasında resen dikkate alınır, İhtisas Mahkemeleriyle diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki, görev ilişkisidir.
Bu durumda, mahkemece, davaya konu uyuşmazlıkta İzmir Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin görevli olduğunun kabulüyle görevsizlik kararı verilmek gerekirken işin esasına girilerek yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiştir.
2- Bozma neden ve şekline göre, davalı temsilcisinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, kararın BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı temsilcisinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, ödenen temyiz peşin harcın istemi halinde temyiz edene iadesine, 15.05.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy