(6762 S. K. m. 329, 336, 405) (818 S. K. m. 31, 53) (4721 S. K. m. 2) (4389 S. K. m. 10)
Dava ve Karar: Taraflar arasında görülen davada Konya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 29.07.2011 tarih ve 2010/138-2011/389 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili ve katılma yoluyla davalı K... İnş. Tarım A.Ş. ve K... Holding A.Ş. vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 25.05.2012 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davalılardan K... Holding A.Ş. ve K... İnşaat Tarım A.Ş. vekili dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi N. A. tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı şirket temsilcilerinin yüksek faiz verileceği ve parasını istediği zaman geri alabileceği taahhüdünde bulunmaları üzerine müvekkilinin belge karşılığında davalılara 50.080 DM verdiğini, davalıların aynı yöntemle binlerce gurbetçiden nakit para topladıklarını, kısa bir süre sonra müvekkilinin parasını istediğini, ancak bu güne kadar kendisine ödeme yapılmadığını, hisse senetlerinin izinsiz olarak halka arz edildiğini, K... Grubu tarafından yapılan usulsüzlüklerin SPK ve diğer resmi kurum raporlarında açıklandığını, davalılar hakkında çeşitli suçlardan suç duyurusu yapıldığını, müvekkilinin şirket ortağı yapılmasının hukuken mümkün olmadığını, kanuna uygun bir ortaklık ilişkisinin kurulmadığını ve davalı H. B.'ın yönetim kurulu başkanı olarak diğer davalılarla birlikte zarardan sorumlu olduklarını ileri sürerek, şimdilik 53.397,70 TL'nin faizi ile birlikte müvekkiline ödenmesine ve geçerli bir ortaklık ilişkisinin bulunmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılardan şirketler vekili, zamanaşımı defi ile birlikte davacının davalı şirketlerden K... İnş. A.Ş.'nin ortağı olduğunu, ortağın sermaye olarak koyduğu parayı istemesinin mümkün bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı H. B. vekili, müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini savunarak davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, bilirkişi raporu ve toplanan kanıtlara göre, davacının iddialarını kanıtlayamadığı, ortaklık durum belgesi adı altında belge fotokopisinin davalı şirketlere para verdiğini ispata yeterli olmadığı, davalı şirketlere ödünç para verildiğinin de ispat edilemediği, davalı defter kayıtlarının incelenmesine göre de ortak olmak amacıyla vermiş olduğu paradan dolayı aradan on yıl geçtikten sonra ortak olmadığı iddiası ve dolandırıldığı iddiasının iyi niyet kurallarıyla bağdaşmayacağı, davacının zamanaşımı ve BK 31. maddesinde öngörülen süreleri kaçırdığını ve TTK. 329 ve 405. maddeleri uyarınca da paranın iadesi talebinin dinlenmesinin mümkün bulunmadığı ile davalı yönetici kusurunun kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili ve katılma yoluyla davalı K... İnş. Tarım A.Ş. ve K... Holding A.Ş. vekili temyiz etmişlerdir.
Dava geçerli şekilde ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti ve bu amaçla verilen paranın tahsili istemine ilişkindir.
Dosyada mübrez bilirkişi kurulu raporunda, K... İnş. Tar. San. İşletme Tic. A.Ş.'nin açılış tasdiki bulunan ancak kapanış tasdiki bulunmayan ortaklar pay defterinde davacının toplam 3.840 TL nominal değerde 640 adet hisse sahibi olduğu, bu kayda rağmen davacının 01.04.2000 tarihli ortaklık durum belgesinde 640 adet hisseye karşılık 50.080 DM gerçek değer yazılı olduğu, davacıya ait hisselerin doğrudan doğruya davalı şirketten alınmadığı bu payların kurucu ortaklardan intikal ettiğinin anlaşıldığı, şirketin 2009 yılında zarar beyan ettiği ve kar dağıtımı yapmadığı, şirket kayıtlarında ihraç primine rastlanmadığı, ortaklık pay defterindeki kayıtların bilgisayardan çıkarılmış föyler halinde deftere yapıştırıldığı, ortaklık durum belgesi ve ortaklar pay defterindeki kayıtların davacının ortak olduğunu gösterdiği, hukuki anlamda alacak hakkından bahsedilmesinin mümkün olmadığı, davacı iddiasının irade fesadı olan hile olarak değerlendirildiğinde BK'nun 31. maddesindeki bir yıllık hak düşürücü sürenin ortaklık durum belgesi tarihine göre dolduğu belirtilmiş, mahkemece bilirkişi raporuna itibar edilerek ve şirket yöneticileri bakımından da, hizmet sebebiyle emniyeti suistimal/cürüm işlemek için teşekkül oluşturmak ve dolandırıcılık suçlarından kamu davalarının beraatle sonuçlandığı, davalı yöneticinin hangi eylem ve işleminin TTK'nun 336. maddeye aykırılık teşkil ettiğinin somut delillerle ortaya konulmadığı, kaldı ki iki ve beş yıllık zamanaşımı sürelerinin ve uzamış ceza zamanaşımı süresinin de geçtiği ortak olduktan 10 yıl sonra bu iddialarla dava açmanın MK'nun 2. maddesine de aykırı olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dairemize intikal eden emsal dosyalara sunulan bilirkişi raporlarından defter kayıtlarında 997, 998, 999 yıllarında 30 adet ortak ismi bulunduğu şirket sermayesinin tamamının bu ortaklar tarafından taahhüt edilmiş olduğu davacının bu ortaklar arasında isminin geçmediği anlaşılmış, bilirkişi raporlarında ceza dosyası ve resmi kurum raporları ile davalılar tarafından hukuka aykırı faaliyetler konusunda bir takım tespitler var ise de, esasen buna ilişkin sonuçların SPK'nda düzenlendiği ve bu davalar açısından değerlendirilmesinin hukuki mesele olması nedeniyle mahkemeye ait olduğunun belirtildiği görülmüş, mahkemece defter kayıtlarındaki bu durum değerlendirilmemiş, hisselerin kurucu ortaklardan intikal ettiğine dair soyut görüş içeren bilirkişi raporuna göre ve ceza davalarından beraat kararı verildiği gerekçesiyle karar verilmiştir.
Dosya içinde bulunan Konya 3. Ağır Ceza Mahkemesi kararından ve Dairemize intikal eden emsal dosyalardan bilinen Konya 1. Ağır Ceza Mahkemesi kararından davalı şirket yöneticilerinin suç işlemek amacıyla örgüt kurmak, dolandırıcılık suçlarından yargılandıkları, 3. ACM dosyasında davanın nihai olarak zamanaşımı ile ortadan kalktığı, 1. ACM dosyasında ise mahkemece verilen zamanaşımı nedeniyle ortadan kaldırma kararının temyiz edilmiş olup, kararın kesinleşip kesinleşmediğinin belli olmadığı anlaşılmıştır. Ayrıca davacının delili olan ve bilirkişilerce değerlendirilmesi gerektiğine işaret edilen SPK ve Meclis Araştırma Komisyon Raporları, SPK duyuruları mahkemece değerlendirilmemiştir. Bilindiği üzere BK'nun 53. maddesi gereğince kesinleşmiş bir mahkumiyet hükmünde ceza mahkemesi tarafından belirlenen maddi vakıalar hukuk hakimini bağlayacağından 1 ACM kararının kesinleşip kesinleşmediğinin araştırılması, her iki kararın kesinleşmiş olması halinde, zamanaşımı nedeniyle ortadan kaldırma kararının kesinleşmiş bir ceza hükmü olmadığından hukuk hakimini bağlamayacağı, ancak hukuk hakiminin ceza dosyasındaki delilleri de değerlendirerek neticeye varacağı hususu nazara alınarak ceza dosyalarında alınan bilirkişi raporlarında tespit edilen maddi vakaların neler olduğunun belirlenmesi, tespit edilen maddi vakıalar varsa, bu maddi vakıaların dosyada mevcut, davacı tarafından ibraz edilen deliller ve görülmekte olan davada alınan bilirkişi raporlarıyla birlikte değerlendirilerek davacının uğradığını iddia ettiği zarardan davalıların sorumlu olup olmayacağının saptanması gerekir.
Ayrıca mahkemece davacının ortak olduğu gerekçesiyle dava reddedilmiş ise de, dava tarihi itibariyle davacının davalı şirketin sermayesinde payı bulunup bulunmadığı, payı mevcut ise bu payı kimden devraldığı da açıklığı kavuşturulmamış, davalı tarafından davacının ortak sıfatıyla genel kurullara katıldığı veya usulünce dağıtılmasına karar verilen kar payını aldığı veya başka bir şekilde ortaklığın benimsenmesi sonucunu doğuracak bir ilişkiye girdiği de iddia ve ispat edilmemiştir. Davacının ibraz ettiği Ortaklık Durum Belgesinde imzası bulunan kişinin davalı şirkette hissesi bulunup bulunmadığı, şirket sermayesini taahhüt edenlerden olup olmadığı üzerinde durulmamıştır.
Bu durumda, davanın, iddianın ileri sürülüş biçimi nazara alındığında davalıların organize ve haksız fiillerinden kaynaklanan bir istirdat davası niteliğinde olduğu da gözetilmek suretiyle BK'nun 53'üncü maddesi gereğince ancak kesinleşmiş bir mahkumiyet kararında ceza hakiminin kabul ettiği maddi vakıaların hukuk hakimini bağlayacağı gözetilmek, her iki ceza dosyasındaki deliller ve davacının dayandığı resmi kurum raporları somut davadaki delillerle birlikte değerlendirilmek ve dava tarihi itibariyle şirketin sermayesinde davacının pay defterine kaydedilen payının yer alıp almadığı belirlenmek suretiyle davacının ortak olup olmadığının kesin bir şekilde saptanması gerekir. Delillerin değerlendirilmesi neticesinde davacının ortak olmadığının anlaşılması halinde ise hukuki ilişkinin kurulduğu tarih itibariyle yürürlükte bulunan 4389 sayılı Bankalar Kanunu'nun 10. maddesindeki Bu Kanunun uygulanmasında yazılı ya da sözlü olarak veya herhangi bir şekilde halka duyurulmak suretiyle ivazsız veya bir ivaz karşılığında istendiğinde ya da belli bir vadede iade edilmek üzere para kabulü mevduat kabulü sayılır. Karşılığında mevduat cüzdanı yerine katılma belgesi, makbuz, senet ve benzeri belgelerin verilmesi, alınan paraların mevduat sayılmasına engel değildir. hükmüne göre eylemin, izinsiz mevduat toplamak olduğu kabul edilmek ve her bir davalının hukuki durumunun ve mümeyyiz davalılar vekilinin zamanaşımı def'inin buna göre tayin ve takdir edilmesi suretiyle karar verilmek üzere mahkemece verilen kararın davacı ve mümeyyiz davalılar K... İnş. Tarım San. İşl. Tic. A.Ş. ve K... Holding A.Ş. yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı ve mümeyyiz davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle kararın davacı ve mümeyyiz davalılar K... İnş. Tarım San. İşl. Tic.A.Ş. ve K... Holding A.Ş. yararına BOZULMASINA, takdir edilen 900,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılardan K... İnş. Tarım San. İşl. Tic. A.Ş. ve K... Holding A.Ş.'ne verilmesine, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 11.07.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy