(818 S. K. m. 487) (2004 S. K. m. 45)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Geyve Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen 16.12.2011 tarih ve 2011/39-2011/43 Sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi ihtiyati haciz isteyen vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Güliz Okyar Çalışkan tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği düşünüldü:
Karar: İhtiyati haciz isteyen vekili, F. K.'la müvekkili banka arasındaki kredi sözleşmesini, aleyhine ihtiyati haciz istenenlerin müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatıyla imzaladıklarını, asıl borçlunun taahhütlerini yerine getirmemesi üzerine hesabın kat edildiğini, söz konusu borcun bugüne kadar ödenmediğini, firma hakkında Kocaeli 2. İcra Müdürlüğünün 2011/9625 esas sayılı dosyasında ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla icra takibine geçildiğini ileri sürerek, borçluların taşınır ve taşınmaz malvarlıklarıyla üçüncü kişilerdeki hak ve alacaklarının borca yeter miktarının ihtiyaten haczini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece, borçlu aleyhine alacağın rehinle temin edilmesi sebebiyle takip yapılamayacağı, diğer kefiller yönünden ihtiyati haciz kararı verilebileceği düşünülebilirse de B.K.nın 487/1. maddesinde açıkça düzenlendiği üzere kefillere karşı ihtiyati haciz talebinde bulunabilmek için asıl borçluya müracaat ve rehinleri paraya çevirmeden evvel kefil aleyhine ihtiyati haciz kararı verilebileceği, somut olayda ise borçlu ve kefiller aleyhine, ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip talebinde bulunulduğu, bu itibarla ihtiyati haciz verilebilmesinin koşulları oluşmadığı gerekçesiyle, talebin reddine karar verilmiştir.
Kararı, ihtiyati haciz isteyen vekili temyiz etmiştir.
1) Talep, aleyhine ihtiyati haciz istenilen tarafın müşterek borçlu ve müteselsil kefili bulunduğu genel kredi sözleşmesine dayalı ihtiyati haciz istemine ilişkindir.
İ.İ.K.nun 45. maddesi uyarınca, ipotekle temin edilmiş alacaklar için kural olarak adi takip yoluna gidilemez. Ancak, B.K.nun 487. maddesi uyarınca, rehinle temin edilmiş alacak için ayrıca müteselsil kefil varsa, rehin alacaklısı müteselsil kefile karşı haciz yoluyla takip yapabilir. Yani, İ.İ.K.nun 45. maddesi hükmü, müteselsil kefiller hakkında uygulanamaz.
Somut olayda, aleyhine ihtiyati haciz istenilen K... Ağaç San. ve Tic. Ltd. Şti. ve F... İnşaat Turizm Otomotiv San. ve Tic. Ltd. Şti'ne kat ihtarnamesi tebliğ edilerek anılan borçlular temerrüde düşürüldüğüne ve bu sebeple İ.İ.K.nun 257. maddesinde sayılan koşullar oluştuğuna göre, bu borçlular yönünden ihtiyati haciz kararı verilmesi gerekirken talebin reddedilmesi doğru görülmemiştir.
2) Aleyhine ihtiyati haciz istenilenlerden T. K., kredi sözleşmesinde müşterek borçlu müteselsil kefil olarak yer aldığı gibi, aynı sözleşme ilişkisi sebebiyle F. K.'un bankaya olan borcuna karşılık kendi taşınmazına ipotek de tesis ettirmiştir.
Bu durumda, ipotek belgesi getirtilip, ipoteğin asıl borçlu için mi yoksa kendi kefaleti sebebiyle mi verildiği incelenerek, ipotek kendi kefaleti için verilmediği takdirde T. yönünden dahi ihtiyati haciz kararı verilmesi gerekirken bu borçlu yönünden eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) ve (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, ihtiyati haciz isteyen vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle kararın BOZULMASINA, ödenen temyiz peşin harcın istemi halinde temyiz edene iadesine, 14.05.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy