(2004 S. K. m. 257)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İstanbul 47. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 1.12.2011 tarih ve 2011/202-2011/203 Sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi ihtiyati haciz talep eden (alacaklı) vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi E. K. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği düşünüldü:
Karar: Alacaklı vekili, borçlu şirketle banka arasında genel kredi sözleşmesi imzalandığını, diğer şahıslarında sözleşmeyi müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığını, borcun ödenmemesi sebebiyle hesabın kat edildiğini ileri sürerek, nakit ve gayri nakit alacak tutarı toplamı üzerinden ihtiyati hacze karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, hesap kat ihtarının borçlu G.S'ye tebliğ edilmediği, nakit alacak tutarı için borçlu şirketle B.Ş. yönünden ihtiyati haciz talebinde bulunulabileceği, gayri nakit alacağın muaccel olup olmadığının anlaşılamadığı gerekçesiyle, talebin kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, alacaklı vekili temyiz etmiştir.
Dava, ihtiyati haciz istemine dair olup, mahkemece hesap kat ihtarının borçlu G.S.'ye tebliğ edilmediği, genel kredi sözleşmesine yönelik ihtiyati haczin borçlu şirketle B.Ş. yönünden hüküm altına alınabileceği, gayri nakit alacağın ise muaccel olup olmadığının anlaşılamadığı gerekçesiyle, ihtiyati haciz talebinin kısmen kabulüne karar verilmiştir. Oysa, alacaklı banka İ.İ.K.nun 257/2. maddesi uyarınca borçluların mallarını gizleme ve kaçırma ihtimalinin olduğunu ileri sürmüş olup, mahkemece anılan iddia değerlendirilmeden hüküm kurulmuştur.
Ayrıca, alacaklı banka borçlu şirket nezdinde bulunan çeklerle ilgili olarak yaprak başına sorumlu olduğu miktarın da depo edilmesini talep etmiştir. Genel Kredi Sözleşmesinin 13. maddesinde, bankanın müşterinin sözleşmedeki yükümlülüklerini yerine getirmemesi borçlarını ödeyememesi hallerinde sorumlu olduğu miktarları her zaman, herhangi bir sebep bildirmeksizin depo edilmesini talep edebileceği düzenlenmiştir.
Bu itibarla, mahkemece ihtiyati haciz talep eden bankanın genel kredi sözleşmesine yönelik istemi yönünden İ.İ.K.nun 257/2. maddesi uyarınca borçlu G.S'nin mallarını gizleme ve kaçırma durumu bulunup bulunmadığı değerlendirilip, neticesine göre bir karar vermek ve gayri nakit alacağa dair istemin ise anılan sözleşme hükmü uyarınca kabulüne karar vermek gerekirken, yanılgılı değerlendirmelerle yazılı olduğu şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu sebeplerle bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, ihtiyati haciz talep eden alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün anılan taraf yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın istemi halinde temyiz edene iadesine, 14.05.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy