(818 S. K. m. 41, 49, 98) (4721 S. K. m. 24)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 18.5.2011 tarih ve 2009/639-2011/245 Sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi M. S. Çakır tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin İstanbul'dan turla Mısıra yapacağı seyahate katılmak için davalı şirketin Ankara-İstanbul seferini yapan uçağa bindiğini, uçağın İstanbul Atatürk Havalimanı'na indiğinde valizlerini bulamadığını, davalı şirket yetkililerinin valizlerin Moskova uçağına konulduğunu, kendisinin Mısır'a gitmesini valizlerin arkadan gönderileceğinin bildirdiğini, Mısır'a vardığında bagajının gelmemiş olduğunu öğrendiğini, davalı şirket yetkililerini aradığında bagajın Türkiye'de teslim edileceğinin söylendiğini, bu aramalar sebebiyle masraf yaptığını, zorunlu giysi almak zorunda kaldığını, tatilinin stres altında ve moral bozukluğuyla geçtiğini, fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla tur bedeli olarak 500,00 TL, zorunlu ihtiyaçlara yönelik harcama bedeli olarak 400,00 TL ve telefon fatura bedeli 100,00 TL olmak üzere 1.000,00 TL maddi, 10.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davaya konu taşımanın yurtiçi taşıma olduğunu Varşova Konvansiyonu'nun 22. maddesi uyarınca davalının sorumluluğunun yolcunun 20 kg serbest bagaj taşıma hakkı olduğu dikkate alındığında, her kilo için 20 Amerikan Doları üzerinden 400 USD olduğunu, davacıya 400 USD karşılığı 587,00 TL ödeme teklif edildiğini, ancak davacının bu ödemeyi kabul etmediğini, seyahat bedeli olarak talep edilen 500,00 TL'lik tutarla bagajın geç teslimi arasında illiyet bağı bulunmadığını, telefon faturalarının talep edilemeyeceğini, manevi tazminatın şartlarının oluşmadığını, ayrıca uygulanacak protokollere göre manevi tazminat hakkının bulunmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, davalı şirketin davacının yaptığı telefon gideriyle zorunlu olarak alınan giysi bedelini ödemek zorunda olduğu, ancak zorunlu ihtiyaç olmayan harcamaların bedelini istemeyeceği, seyahat tamamlanmış olduğu için tur bedelini zaten ödemek zorunda olduğundan tur bedelini isteyemeyeceği, davacının dinlenme, gezi amacıyla gittiği Mısır'da ilk günden itibaren üzerindeki giysiyle kalması ve bagajının arkasından gönderileceğinin belirtilmesine rağmen gönderilmemesinin davacıda moral çöküntüsüne yol açtığı, stres içinde seyahati tamamladığı, davalının eylemi ile bu zarara neden olduğu, B.K.49. maddesi gereği davacının sosyal ve ekonomik durumu, hal ve mevkiinin icabı tarafların olaya katkısı dikkate alınarak uygun tazminata hükmedilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüyle 2.000,00 TL manevi tazminat, 100,00 TL telefon görüşme ücreti, 400,00 TL zorunlu gider bedeli olmak üzere toplam 2.500,00 TL tazminatın temerrüt tarihinden itibaren işleyecek yasal faizle birlikte davalıdan alınıp davacıya verilmesine fazlaya dair istemin reddine karar verilmiştir.
Karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1) Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı Türk Hava Yolları A.O. vekilinin aşağıdaki bendin dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2) Dava, hava taşıma sözleşmesinden kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Bu sözleşme kapsamında yolcunun gideceği yere ulaştırılması yanında yolcu beraberindeki eşyaların taşınması da yer almaktadır. Bu husus uluslararası kurallarla belirlenmiş ve maddi tazminat bakımından özel düzenlemelere gidilmiştir. Manevi tazminat açısından ise işin çözümü Milli Kanunu olan B.K.'nun ilgili hükümlerine kalmaktadır. Öncelikle belirtmek gerekir ki, B.K.'nun 98/2 fıkrasında haksız fiillerden mütevellit mesuliyete müteallik hükümler kıyasen akde muhalif hareketlere de tatbik olunur hükmü yer almakta, bu hükümle sözleşmeye aykırı davranışlar sebebiyle de manevi tazminata hükmedilebileceği kabul edilmektedir. Ancak, salt sözleşmeye aykırılığın varlığı manevi tazminat isteminin kabulü için yeterli olmayıp, aykırılığın niteliğinden veya özel hal ve şartlar sebebiyle aynı zamanda davacının kişilik haklarının Medeni Kanunun 24. maddesi anlamında zedelenmesi ve bu sebeple bir yönüyle de B.K. m. 41. anlamında haksız eylem niteliği taşıması gerekir. Bu açıklamalardan sonra somut olaya gelindiğinde, davacının tur boyunca giymeyi planladığı kıyafetlerinin kaybı sebebiyle B.K.nun 49. maddesindeki koşulların oluşmadığı göz önünde tutularak davacının manevi tazminat isteminin tümden reddi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi yerinde görülmediğinden kararın bu sebeple davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan sebeplerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödenen temyiz peşin harcın istemi halinde temyiz edene iadesine, 27.06.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy