(556 S. KHK. m. 7, 8)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Tarsus 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen 18.1.2012 tarih ve 2011/254-2012/28 Sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi Davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi V. Y. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin Karam ibaresinin katı ve sıvı yağ emtiasında marka olarak tescili için TPE'ye başvurduğunu, davalı şirketin ise Karam ibaresini içeren 1988/102853 ve 1999/002520 numaralı tescilli markaları bulunduğunu ancak, davalının markalarını dava tarihinden geriye doğru son beş yıldır kullanmadığını ileri sürerek, davalının Karam ibareli markaların tescilli bulundukları tüm sınıflar yönünden hükümsüzlüğünü ve marka sicilinden terkinini talep ve dava etmiştir.
Davalı şirketi temsilen iflas idare memurları, davalı şirket iflas sebebiyle tasfiye sürecinde bulunduğundan markaların kullanılmasının fiilen mümkün olmadığını, davanın kötüniyetle açıldığını, tescilin zamanaşımına uğramadığını savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, hükümsüzlüğü istenen markaların tescil yenilemelerinin yapıldığı, koruma altındaki markaların terkininin mümkün olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, kullanılmayan markanın hükümsüzlüğü istemine dair olup, mahkemece davanın reddine karar verilmiştir.
Ancak, davacı tarafça davalının adına tescilli markasını haklı bir neden olmaksızın dava tarihinden geriye doğru beş yılı aşkın süredir kullanmadığı ileri sürülerek, 556 Sayılı KHK'nın 14, 42/I, c maddelerince markanın hükümsüzlüğü istenildiğine göre, tescil süresinin uzatılmış olmasının tek başına hükümsüzlük istemine engel oluşturmayacağı ve markanın kesintisiz (5) yıl kullanılmadığı iddiasının aksini ispat yükümünün davalıda olduğu gözetilerek, davalı tarafın bu yöndeki kanıtları toplandıktan sonra yapılacak değerlendirme sonucunda anılan maddelere dayalı hükümsüzlük istemi hakkında bir karar verilmek gerekirken, yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş ve kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda yazılı sebeplerle davacı vekilinin temyiz itirazının kabulüyle hükmün davacı yararına bozulmasına, ödenen temyiz peşin harcın istemi halinde temyiz edene iadesine, 27.06.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy