(2004 S. K. m. 257, 258)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Sinop Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen 29.11.2011 tarih ve 2011/280-2011/131 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi ihtiyati haciz isteyen vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi G
O
Ç
tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği düşünüldü:
Karar: İhtiyati haciz isteyen vekili, müvekkiliyle borçlulardan R. Ç. arasında imzalanan kredi sözleşmesine, diğer borçluların müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatıyla kefalet verdiklerini, hesabın kat ihtarnamesiyle muacceliyet kespettiğini, borçluların mal kaçırma riski olduğunu ileri sürerek, borçlular hakkında ihtiyati haciz kararı verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, aynı borca dair Sinop İcra Müdürlüğünde açılmış bir takip dosyası olduğu, mal kaçırma girişimine dair delil bulunmadığı gerekçesiyle, talep reddine karar verilmiştir. Kararı, ihtiyati haciz isteyen vekili temyiz etmiştir.
İstem, ihtiyati haciz kararı verilmesi talebine ilişkindir. Mahkemece, aynı borca dair açılmış bir takip dosyası bulunduğu gerekçesiyle talep reddedilmiştir.
İhtiyati haciz, alacaklının bir para alacağının zamanında ödenmesini güvence altına almak için, mahkeme kararıyla borçlunun mallarına önceden geçici olarak el konulmasıdır. İhtiyati haciz, H.U.M.K.ndaki ihtiyati tedbirin özel bir çeşidi olup, ihtiyati haczin şartları ve etkileri İ.İ.K.nda düzenlenmiştir. İhtiyati haciz yolu başlı başına bir icra takip yolu değildir. Alacaklı borçluya karşı alacak davası açtıktan veya icra takibi yaptıktan sonra da aynı alacak için ihtiyati haciz isteyebilir. Borçluya karşı genel haciz yoluyla takip yapmış olan alacaklı takip kesinleşmeden önce hakkını tehlikede görüp, aynı alacak için borçlunun mallarına ihtiyati haciz koydurma hakkına haizdir.
Somut olayda da, Sinop İcra Müdürlüğünün 2011/2577 esas sayılı dosyasında borçlular hakkında talebe konu kredi borcu sebebiyle takip başlatılmış ise de, borçlulara henüz ödeme emri tebliğ edilmediğine ve takip kesinleşmediğine göre, bu aşamada alacaklının ihtiyati haciz talep etmesinde hukuki yararının bulunduğunun kabul edilmesi gerekirken, yazılı gerekçesiyle talebin reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın ihtiyati haciz isteyen yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan sebeplerle ihtiyati haciz isteyen vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle kararın ihtiyati haciz isteyen yararına BOZULMASINA, ödenen temyiz peşin harcın istemi halinde temyiz edene iadesine, 13.02.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy