(818 S. K. m. 47)
Dava ve Karar: Taraflar arasında görülen davada İncesu Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen 01.05.2008 tarih ve 2005/9-2008/80 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı H. N. mirasçıları, asıl davada davalı birleşen davada davacı M. K. vekiliyle asıl davada davacılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, bazı noksanlıkların ikmali için dosya mahalline gönderilmişti. Bu noksanlıkların giderilerek dosyanın gönderildiği anlaşılmakla dava dosyası için Tetkik Hakimi Erol Kaplan tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşüldü düşünüldü:
Asıl davada, davacılar vekili, davalılardan H. N. K.'in işleteni, davalı A. R. Y.'ın sürücüsü olduğu araçla müvekkillerinin murisi R. K.'nun yolcu olarak bulunduğu diğer davalı M. K.'ın işleteni ve sürücüsü olduğu aracın çarpışması sonucu muris R. K.'nun hayatını kaybettiğini ileri sürerek, müvekkili S. için 20.000 TL manevi, 2.000 TL maddi, velayeti altındaki çocukları için ayrı ayrı 15.000 TL manevi, 1.000 TL maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, 15.11.2006 tarihli ıslah dilekçesiyle maddi tazminat talebini davacı S. için 56.840 TL'ye, davacı M. N. için 1.749 TL'ye davacı M. için ise 13.650 TL'ye çıkarmıştır.
Davalı M. K. vekili, müvekkilinin meydana gelen kazada herhangi bir kusurunun bulunmadığını, istenen tazminatın fahiş olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı H. N. K. vekili, müvekkilinin maliki olduğu aracın sürücüsü diğer davalı A. R. Y.'ın söz konusu kazanın meydana gelmesinde herhangi bir kusurunun bulunmadığını, murisin gelir durumuna ilişkin iddiaların doğru olmadığını ve müvekkilinden ticari faiz istenemeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Diğer davalı, davaya cevap vermemiştir.
Birleşen davada, davacı M. K. vekili, söz konusu kazada müvekkiline ait aracın hasara uğradığını ileri sürerek, 12.400 TL'nin kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar, davanın reddini istemişlerdir.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre, davalıların sürücüsü ve işleteni oldukları araçların yaptıkları kazada, araçta yolcu olarak bulunan davacıların murisi R. K.'nun hayatını kaybettiği, kazanın meydana gelmesinde davalı A. R. Y.'ın %75, davalı M. K.'ın ise %25 oranında kusurlu oldukları, davacı S. K. ve çocuklarının sigorta şirketinden toplam 54.000 TL tahsil ettikleri, her ne kadar adı geçen davacılar vekili bu meblağı mahsup ederek bakiye destekten yoksun kalma tazminatını talep ettiklerini belirtmiş ise de tahsil edilen 13.500 TL'nin mahsup edilmediği, bu nedenle anılan miktarın davacı S. için istenilen tazminattan mahsup edildiği, birleşen davada da davacı vekilinin aracında meydana gelen hasar karşılığında davalı sigorta şirketinin 4.000 TL ödeme yaptığı gerekçesiyle asıl davada, davacı Selma için 43.340 TL maddi, 5.000 TL manevi, davacı M. N. için 1.749 TL maddi, 2.000 TL manevi, Davacı M. 13.650 TL maddi, 2.000 TL manevi, davacı A. için 1.000 TL, 2.000 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine, birleşen davada, 5.300 TL'nin kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılar H. N. K. mirasçılarıyla davalı A. R. Y.'tan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine, davalı sigorta şirketi tarafından yargılama sırasında ödeme yapıldığından bu davalı hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Kararı, davalı H. N. K. mirasçıları, asıl davada davalı birleşen davada davacı M. K. vekiliyle asıl davada davacılar vekili temyiz etmiştir.
1) Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, asıl davada davalı birleşen davada davacı M. K. vekilinin aşağıdaki (2) nolu bendin kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2) Birleşen davada, davacı vekili 12.400 TL'nin tahsilini talep etmiş olup mahkemece gerek davalı sigorta şirketi tarafından davadan sonra ödenen 4.000 TL, gerekse davacının kusuruna tekabül eden kısım düşüldükten sonra 5.300 TL'nin sigorta şirketi dışındaki davalılardan tahsiline karar verilmiş olmasına rağmen vekalet ücreti hesaplanırken davadan sonra yapılan ödemenin dikkate alınmayarak davalılar H. N. K. mirasçıları ile A. R. Y. lehine fazla vekalet ücreti takdiri doğru olmamış, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
3) Davacılar vekilinin temyiz itirazlarına gelince; davacıların murisi için dava dışı sigorta şirketi tarafından ödenen 54.000 TL sigorta tazminatının tamamının mahsup edilerek davacılar tarafından tazminat talebinde bulunulmuş olmasına karşın mahkemece davacılardan Abdüssemad'ın miras hissesi oranında yapılan mahsubun gözden kaçırılarak davacı Selma lehine hüküm altına alınan tazminatın mükerrer olarak mahsup yapılması suretiyle belirlenmesi doğru olmamış, hükmün bu nedenle davacılar yararına bozulması gerekmiştir.
4) Ayrıca, Borçlar Kanunu'nun 47 nci maddesi hükmüne göre hakimin özel durumları göz önünde tutarak hükmedeceği manevi tazminat miktarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru gerçekleştirecek ve tazminata benzer bir fonksiyonu da olan özgün bir nitelik taşır. Manevi tazminat bir ceza olmadığı gibi mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. Zarar görenin zenginleşmemesi, zarar sorumlusunun da fakirleşmemesi gerekmektedir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.6.1976 günlü ve 7/7 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı'nın gerekçesinde de takdir edilecek manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden, hakim bu konuda takdir hakkını kullanır iken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Somut olayda, davacılar lehine hükmedilen manevi tazminat, ölenin yaşına, davacıların olaydan etkileniş derecesine, olay tarihindeki paranın alım gücüne ve somut olayın özelliklerine uygun düşmemektedir. Bu durumda mahkemece, davacılar lehine daha makul bir miktarda manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken yukarıda açıklanan şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle de davacılar yararına bozulması gerekmiştir.
5) Taraflar arasındaki davadan dolayı verilen kararı süresinde temyiz eden davalı H. N. K. mirasçıları vekili yerel mahkemeye sunduğu 13.07.2010 tarihli dilekçesiyle vaki temyizinden yöntemince feragat ettiğinden HUMK'nun 432/4 üncü maddesi uyarınca temyiz isteminin reddi gerekmiştir
Sonuç: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı birleşen dosyada davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı birleşen dosyada davacı vekilinin temyiz itirazının kabulüyle kararın davalı birleşen dosyada davacı M. K. yararına, (3) ve (4) nolu bentlerde açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle kararın davacılar yararına BOZULMASINA, (5) nolu bentte açıklanan nedenlerle mümeyyiz davalıların temyiz isteminin feragat nedeniyle REDDİNE, istek halinde aşağıda yazılı 1.005,45 TL harcın temyiz eden davalı H. N. K. mirasçılarına iadesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden M. K.'a iadesine, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz eden davacılara iadesine, 09.07.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy