(6762 S. K. m. 704)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Küçükçekmece 2. Sulh Hukuk Mahkemesi'nce verilen 08.12.2010 tarih ve 2007/1321-2010/2346 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi G. O. Ç. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin 30.06.2006 tarihli 3.670 TL bedelli çeki ticari ilişkisi nedeniyle davalı şirkete teslim ettiğini, bu çekin zayi olduğu iddiasıyla açılan davada çekin iptaline karar verildiğini, kararın kesinleşmesi üzerine çek bedelinin davalı şirket yetkilisine makbuz karşılığı ödendiğini, ancak iptal edilen çekin dava dışı R. E. tarafından icraya konulduğunu, gönderilen haciz ihbarnamesi neticesinde çekin ikinci kez ödendiğini, müvekkili tarafından ikinci kez ödeme yapılan R. E. aleyhine açılan davanın reddedildiğini, müvekkilinin davalı şirketin kusuru nedeniyle ikinci kez ödeme yaptığını ileri sürerek, 3.670 TL'nın 11.07.2006 ödeme tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, dava konusu çekin işyerinde bulunan diğer çekler ve para ile birlikte hırsızlar tarafından çalındığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu çekin arkasında davalı şirketin kaşesi ve cirosunun bulunduğu, davalı taraf çekin arkasındaki kaşe ve imzanın soyut olarak sahte olduğunu iddia etmiş ise de, bu konuda herhangi bir suç duyurusunda bulunmadığı, çekin arkasında davalı tarafın cirosundan sonra imza ve ciroları bulunan şirket ile davalı arasında herhangi bir alışverişin bulunup bulunmadığının tespiti bakımından davalı şirketin ticari defter ve belgeleri üzerinde inceleme yapılmasına karar verilmiş ise de, davalı tarafın, kesin süre içerisinde defter ve belgeleri ibraz etmediği takdirde davacının iddialarını kabul etmiş sayılacağı yönündeki ihtara rağmen inceleme günü defterlerini hazır etmediği, yerinde yapılan incelemede de muhasebenin tutulduğu bilgisayarların takılmadığı iddiasıyla defterleri incelemeye sunmadığı, dolayısıyla davalının söz konusu çeki ciro ederek kendisinden sonraki cirantalara teslim ettiği kanaatine ulaşıldığı, davalının sebepsiz olarak zenginleştiği gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Davacı, zayi nedeniyle iptal edilen çekle ilgili olarak lehdara ödeme yaptığı halde yetkili hamil sıfatıyla dava dışı R. E. tarafından başlatılan takip üzerine ikinci kez yapmak zorunda kaldığı ödemenin davalının kusurundan kaynaklandığını iddia etmiş, davalı ise çekin arkasındaki müvekkilinin kaşesi ve imzasının sahte olduğunu, R. E.'in meşru hamil olmadığını, ciro silsilesinde kopukluk bulunduğunu yargılama esnasındaki beyanlarında savunmuştur.
Mahkemece, davalının cirosundaki imzanın sahteliği iddiası ile ilgili olarak suç duyurusu bulunmadığından bahisle savunmaya itibar edilmeyip davanın kabulüne karar verilmiştir. Ancak davalı adına yapılan cirodaki imzanın sahteliği usulüne uygun olarak hukuk mahkemesince de araştırılıp değerlendirilebilir. Bu nedenle çekin arka yüzündeki davalı şirket adına atılan ciro imzasının sahte olup olmadığının usulünce araştırılarak sahte olduğunun anlaşılması halinde davalıya yapılan ödemenin geçerli bir ödeme olduğu kabul edilemeyeceğinden, mahkemece bu yolda araştırma yapılıp cirodaki imzanın davalı temsilcisine ait olup olmadığı saptanmadan eksik inceleme sonucu yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmesi yerinde görülmemiş davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına bozulmasına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 25.06.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy