(4077 S. K. m. 12)
Dava ve Karar: Taraflar arasında görülen davada Bafra 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen 13.6.2012 tarih ve 2011/50-2011/50 Sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi ihtiyati haciz isteyen alacaklı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi F. K. O. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği düşünüldü:
İhtiyati haciz isteyen alacaklı vekili, borçluların genel kredi sözleşmesine istinaden kredi kullandıklarını, K. B.'nin asıl borçlu, diğer borçluların müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatıyla sözleşmeyi imzaladıklarını, kredi borcunun ödenmediğini, borçluların alacaklılardan mal kaçırma hazırlıkları içerisinde bulunduklarını belirterek ihtiyati haciz kararı verilmesini istemiştir.
Mahkemece, yapılan incelemede, 4077 Sayılı Kanunun 10/2 maddesi gereğince tüketici kredisinin teminatı olarak şahsi teminat verildiği hallerde kredi verenin asıl borçluya başvurmadan kefilden borcun ifasını isteyemeyeceği, diğer taraftan, kredi hesabının kat edilerek borcun ödenmesi için borçlulara ihtarname gönderildiği, ihtara rağmen borcun ödenmediği, alacağın rehinle teminat altına alınmamış olduğu gerekçesiyle borçlu K. B. yönünden ihtiyati haciz talebinin kabulüne, kefiller O. V. ile R. A. yönünden talebin reddine karar verilmiştir.
Kararı, ihtiyati haciz isteyen alacaklı vekili temyiz etmiştir.
Talep, banka genel kredi sözleşmesine dayalı ihtiyati haciz istemine dair olup, mahkemece yukarda açıklanan gerekçelerle asıl borçlu yönünden talebin kabulüne, müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla sözleşmeyi imzalayanlar yönünden talebin reddine karar verilmiştir. Ancak, dosyaya ibraz edilen 25.6.2008 tarihli genel kredi sözleşmesine dayalı olarak ihtiyati haciz talebinde bulunulmuş olup, mahkemece sözleşmenin tüketici sözleşmesi olarak kabulü ve bu suretle kefiller yönünden ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir. Nitekim, 25.6.2008 tarihli sözleşmenin tüketici sözleşmesi olduğu dosya kapsamından anlaşılamamakta, buna dair dosyada herhangi bir bilgi ve belge bulunmamaktadır. Bu kapsamda, müşterek borçlu müteselsil kefiller yönünden talebin reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu sebeplerle ihtiyati haciz isteyen yararına BOZULMASINA karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan sebeplerle ihtiyati haciz talep eden vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle kararın ihtiyati haciz isteyen yararına BOZULMASINA, temyiz harcının istenmesi halinde iadesine, 03.07.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy