(2004 S. K. m. 265) (6762 S. K. m. 1352)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Bodrum 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen 10.1.2012 tarih ve 2012/8-2012/8 D. İş sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi borçlu vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği düşünüldü:
Karar: İhtiyati hacze itiraz eden borçlu vekili, taraflar arasında müvekkilinin imzasını taşıyan herhangi bir hizmet sözleşmesi bulunmadığını, müvekkilinin alacaklıya herhangi bir borcu olmayıp, mal kaçırma ihtimaline dair alacaklı tarafça herhangi bir delil sunulamadığını, ihtiyati haciz talep koşullarının oluşmadığını belirterek ihtiyati haciz kararının kaldırılmasını istemiştir.
Alacaklı vekili, borçluya ait tekne sebebiyle marinada bağlama yapılarak borçluya hizmet verildiğini, 2.6.2011-18.8.2011 tarihleri arasındaki döneme ait marina bağlama ücretinin ödenmediğini, borçlunun teknesine dair olarak internet sitesine verdiği satış ilanından teknenin müvekkili tarafından işletilen marinada bağlı olduğu ve hizmet aldığının açıkça anlaşıldığını, müvekkili alacağının T.T.K. m. 1352 kapsamında deniz alacağı olduğunu belirterek itirazın reddini istemiştir.
Mahkemece, yapılan incelemede, borçlunun ihtiyati hacze konu tekneyi satmak için internet sitesinde ilan verdiği, bu şekilde mal kaçırma şüphesinin ortaya çıktığı, yine aynı ilanda teknenin marinada bağlı olduğu belirtilmiş olup bu durumun ihtiyati haciz talep eden alacaklının alacağına dair kuvvetli delil teşkil ettiği gerekçesiyle itirazın reddine karar verilmiştir.
Kararı, ihtiyati hacze itiraz eden (borçlu) vekili temyiz etmiştir.
1- İstem, ihtiyati haciz kararına karşı yapılan itirazın reddine dair olup, ihtiyati haciz kararına karşı yapılan itirazın incelemesi usulü İ.İ.K.nın 265. maddesinde düzenlenmiştir. Anılan maddenin 4. fıkrasında, mahkemenin itiraz üzerine iki tarafı davet edip gelenleri dinledikten sonra, itirazı varit görürse kararını değiştirip veya kaldırabileceği, iki taraf da gelmezse evrak üzerinde inceleme yaparak karar verebileceği belirtilmiş olmasına göre, itirazın duruşma açılarak incelemesi yasal zorunluluk olarak kabul edilmiştir.
Somut olayda ise, ihtiyati haciz kararına itiraz eden borçlunun itirazının duruşmalı olarak değerlendirilmesine karar verilmiş ise de, duruşma gün ve saatine dair tebligatın yalnızca ihtiyati haciz talep eden alacaklıya gönderildiği, ihtiyati haciz kararına itiraz eden borçluya bu hususta tebligat çıkarılmadığı ve borçlunun hazır bulunmadığı 15.10.2012 tarihli duruşmada itirazın reddine karar verildiği anlaşılmaktadır. Bu durumda, ihtiyati hacze itiraz eden borçlu vekili usulüne uygun olarak duruşmaya davet edilmeksizin itirazın değerlendirilmesi doğru olmamış, yerel mahkeme kararının bu sebeple ihtiyati hacze itiraz eden borçlu yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre, ihtiyati hacze itiraz eden borçlu vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan sebeplerle ihtiyati hacze itiraz eden borçlu vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle kararın BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan sebeplerle ihtiyati hacze itiraz eden borçlu vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, ödenen temyiz peşin harcın istemi halinde temyiz edene iadesine, 17.09.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy