(4077 S. K. m. 3, 10, 23)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İstanbul 1. Tüketici Mahkemesi'nce verilen 1.12.2011 tarih ve 2009/530 - 2011/1116 Sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkili banka tarafından davalı H. K.'a, 10.11.1998 tarihli tüketici kredi sözleşmesiyle 3.955,62 TL, aynı tarihli kredili mevduat sözleşmesiyle de 2.500 TL kredi kullandırıldığını, diğer davalıların da her iki kredi sözleşmesinde müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzalarının bulunduğunu, davalıların kredi borcunu ödemediğini ileri sürerek tüketici kredisinden kaynaklanan 42.069,25 TL, kredili mevduat kredisinden kaynaklanan 45.262,62 TL olmak üzere toplam 87.331,87 TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalılar davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece tüm dosya kapsamına göre, dava dilekçesi içeriği ve dosyaya sunulan 10.11.1998 tarihli sözleşme içeriğine göre taraflar arasındaki uyuşmazlığın kredili mevduat hesabı sözleşmesinden kaynaklandığı, taraflar arasında tüketici kredisi sözleşmesi düzenlendiğinin ileri sürülmediği ve taraflar arasında 4822 Sayılı Yasayla değişik 4077 Sayılı Kanunun 10. maddesinde tanımlanan nitelikte tüketici kredisi sözleşmesi, geri ödeme planının ibraz edilmediği, taraflar arasında yasaca tanımlanan tüketici kredisi sözleşmesinin varlığından söz edilemeyeceği, uyuşmazlık hakkında 4822 Sayılı Yasayla değişik 4077 Sayılı Kanunun 10. maddesinin uygulama olanağının bulunmadığı, bu sebeple davacı bankayla davalılar arasında anılan Kanunun 3/h maddesinde tanımlanan tüketici işleminden söz edilemeyeceği, uyuşmazlığın genel hükümlere göre genel mahkemelerde bakılıp sonuçlandırılmasının yasal zorunluluk olduğu gerekçesiyle dava dilekçesinin görev yönünden reddine, karar kesinleştiğinde istenmesi halinde dosyanın görevli ve yetkili İstanbul Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, 10.11.1998 tarihli kredili mevduat hesap sözleşmesinden kaynaklanan alacak talebi yönünden verilen görevsizlik kararında isabetsizlik olmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Ancak; dava, kredi borcundan kaynaklanan alacak istemine dair olup, dava dilekçesinde 2 ayrı kredi sözleşmesine dayanılmıştır. Dayanılan sözleşmelerden yine 10.11.1998 tarihli olan 2.500 TL limitli kredi sözleşmesinin 1. maddesinde tüketici kredisi açılması için anlaşmaya varıldığı belirtilmiştir. Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun'un 10. maddesinde tüketici kredilerine dair düzenleme yapılmış, 23. maddede ise bu kanunun uygulamasından çıkan ihtilafların Tüketici Mahkemelerinde görüleceği belirtilmiş olup, bu durumda davacı tarafça talep edilen 13.8.1998 tarihli tüketici kredisine yönelik istem yönünden Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun'un 10 ve 23. maddelerindeki düzenleme karşısında görevsizlik kararı verilmesi mümkün değildir.
Bu itibarla, mahkemece davacı bankaca talep edilen tüketici kredisine yönelik istem yönünden işin esasına girilip, neticesine göre bir karar vermek gerekirken, yanılgılı değerlendirmelerle yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu sebeple bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan sebeplerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentlerde açıklanan sebeplerle davacı vekilinin temyiz itirazının kabulüyle kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödenen temyiz peşin harcın istemi halinde temyiz edene iadesine, 18.09.2013 tarihinde oybirliği ile, karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy