(2918 S. K. m. 98) (6111 S. K. Geç. m. 1) (3095 S. K. m. 4/A)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Fatsa 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen 15/11/2011 tarih ve 2007/580-2011/1050 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili, davalı sigorta vekiliyle davalı H. D. vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Sevda Boyraz tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşüldü düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin Alman yasaları çerçevesinde kurulmuş tüzel kişiliği haiz bir kamu kurumu olup hastalık kasası olarak hizmet verdiğini, müvekkili kurumun sağlık sigortalısı olan E. B.'nun 11/07/2005 tarihinde davalılardan İsmet'in kullandığı aracın yaptığı trafik kazası neticesinde yaralandığını, sigortalının tedavi ve hastane masraflarıyla çalışamadığı günler için müvekkilinin 23.820,45 Euro ödediğini ileri sürerek, 23.820,45 Euro maddi zararın, davalı sigorta şirketi bakımından poliçe limitleri dahilinde olması kaydıyla, davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı Ak Sigorta AŞ vekili, poliçede kişi başına teminatın 50.000,00 TL ile sınırlı olduğunu, davacı tarafın öncelikle sigortalısının gerçekten bu kazada yaralandığını ispatlaması gerektiğini, savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı H. vekili, alacağın zaman aşımına uğradığını, aracın kaza tarihinden önce haricen satıldığını, müvekkilinin kaza tarihinde aracın kayıt maliki olduğunu, ancak işleteni ve sürücüsü olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı İ. Y., davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, Alman yasalarına göre kurulan davacı kurumun sigortalısının tedavi masraflarını ödediği, kazada aracın sürücüsü İ. Y.'ın tamamen kusurlu bulunduğu, diğer davalı H. D.'ın aracın kayıt maliki olduğu, harici satış protokolünün davalı H. D.'ın zarardan sorumluluğunu ve pasif husumetini ortadan kaldırmayacağı, toplam 38.437,53 TL maddi tazminatın davacı tarafından talep edilebileceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili, davalı sigorta vekiliyle davalı H. D. vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı H.'in aşağıda 2 numaralı bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Ancak, davalı H. hatır taşıması savunmasında bulunduğu halde, mahkemece bu savunma üzerinde durulmadan eksik incelemeyle karar verilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle davalı H. yararına bozulması gerekmiştir.
3- Dava, haksız fiilden kaynaklanan zararın, zarar sorumlusu bulunan davalılardan tazmini istemine ilişkindir. Karar tarihinden önce yürürlüğe giren 25.02.2011 tarih ve 6111 sayılı Yasa'nın 59 ncu maddesi, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 98 nci maddesini başlığıyla birlikte değiştirmiş ve trafik kazasına bağlı olarak gerçekleşen tüm sağlık hizmeti bedellerinin SGK tarafından karşılanacağını, trafik kazalarına sağlık teminatı sağlayan zorunlu sigortalarda, sigorta şirketlerince belirlenen primlerin ve Güvence Hesabı'nca tahsil edilen katkı paylarından belirli bir oranın Sosyal Güvenlik Kurumuna aktarılacağını, yine aynı Yasa'nın geçici 1 nci maddesi de bu Kanun'un yayınlandığı tarihten önce meydana gelen trafik kazaları nedeniyle sunulan sağlık hizmeti bedellerinin Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanacağını düzenlemiştir.
Somut uyuşmazlıkta da davalı şirket, zorunlu mali sorumluluk sigortacısıdır.
Bu durumda mahkemece, davalı sigortacının hukuki durumunun 6111 SK.'nun 59 ve geçici 1'nci maddeleri çerçevesinde değerlendirilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, kararın bu nedenle de davalı sigorta şirketi yararına bozulması gerekmiştir.
4- Davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; dava yolcu taşımasına dayalı olarak açıldığı ve davacının zararı da yabancı para üzerinden gerçekleştiğine göre, mahkemece yabancı para üzerinden tespit edilen tazminatın tahsil tarihindeki TL karşılığına hükmetmek gerekirken, dava tarihindeki TL karşılığına hükmedilmesi doğru olmadığı gibi, ödeme tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 4/a maddesi uyarınca temerrüt faizine hükmedilmesi gerekirken, yasal faize hükmedilmesi de doğru değildir. Keza mahkeme kararında dava tarihinin 11.07.2007 olarak yazılması gerekirken, 31.07.2007 olarak yazılması da doğru olmamış, bu nedenlerle hükmün davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı H. vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davalı H. vekilinin, (3) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davalı Ak Sigorta A.Ş. vekilinin, (4) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle kararın mümeyyiz taraflar yararına BOZULMASINA, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 23.09.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy