(4389 S. K. m. 10) (5411 S. K. m. 61) (818 S. K. m. 306, 307, 472)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Maçka Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen 17/07/2012 tarih ve 2009/220-2012/162 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi H. C. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşüldü düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalı bankanın Maçka Şubesi 11101039-5002 nolu hesabını ve davalı operatörün 0506 5835910 nolu hattını kullandığını, müvekkilin sahte nüfus cüzdanı ile cep telefonu numarasını kullanmak suretiyle davalı bankanın Maçka Şubesinden başka bir hesaba EFT yapılarak, hesapta bulunan 14.230 TL'nin tamamının alındığını, davalıların gerekli tedbirleri almadığını ileri sürerek, 14.320TL maddi, 5.770 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini, talep ve dava etmiştir.
Davalı banka vekili, müvekkili bankanın internet bankacılığı konusunda gerekli tedbirleri aldığını, sahte kimlikle değiştirilen sim karttan sorumlu olamayacağını savunarak davanın reddini istemiştir.
Diğer davalı vekili, müvekkili şirkete husumet yöneltilemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının davalı bankadaki hesabına internet yoluyla girilebilmesi için gerekli olan SMS doğrulama şifresinin sahte nüfus cüzdanına dayanarak düzenlenen yeni Sim karta gönderildiği, hattın güvenli bir şekilde kullanımının sağlanmadığı, zararın doğmasında gsm operatörünün de kusuru olduğu; davalı bankanın da gerekli güvenlik önlemlerini almadığı; davacının davasında haklı olduğu, davacı manevi tazminat talep etmişse de buna ilişkin herhangi bir delil sunulmadığı, gerekçesi ile, 14.230 TL maddi tazminatın olay tarihi olan 24/02/2009 tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle davalılardan müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, manevi tazminat talebinin reddine, karar verilmiştir.
Kararı, davalılar vekilleri ayrı ayrı temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı Ziraat Bankası AŞ. vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Davalı Avea İletişim Hiz. AŞ.'nin temyiz istemine gelince; dava, banka nezdinde açılmış olan hesapta bulunan paranın davacının bilgisi ve izni dışında internet yoluyla yapılan işlemler sonucu çekilmesi suretiyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir.
Bankalar kendilerine yatırılan paraları mudilere istendiğinde veya belli bir vadede ayni veya misli olarak iade etmekle yükümlüdür (4491 sayılı Yasayla değişik 4389 sayılı Bankalar Kanunu 10/4 ve 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun 61 inci maddesi). Bu tanımlamaya göre, mevduat ödünç ile usulsüz tevdi sözleşmelerinin niteliklerini taşıyan kendine özgü bir sözleşmedir. BK'nun 306 ve 307 nci maddeler uyarınca ödünç alan, akdin sonunda ödünç verilen parayı eğer kararlaştırılmışsa faiziyle iadeye mecburdur. Aynı Yasa'nın 472/1 inci maddesi uyarınca usulsüz tevdide paranın nef'i ve hasarı mutlak şekilde saklayana geçtiği için ayrıca açıklamaya gerek kalmadan saklayan bu parayı kendi yararına kullanabilir. Bu açıdan değerlendirildiğinde, usulsüz işlemle çekilen paralar aslında doğrudan doğruya bankanın zararı niteliğinde olup, mevduat sahibinin bankaya karşı alacağı aynen devam etmektedir. Usulsüz işlemlerin gerçekleşmesinde ispatlandığı takdirde mevduat sahibinin müterafik kusurundan söz edilebilir ve banka bu kusur oranı üzerinden hesap sahibinin alacağından mahsup talebinde bulunabilir.
Somut olayda mahkemece, GSM şirketinin bayisinden sim kartın kaybedildiğinden bahisle sahte kimlikle yeniden çıkartıldığı, şirketin hattın güvenli bir şekilde kullanımını sağlamadığı gerekçesiyle, kusurlu kabul edilmiştir. Oysa, dava konusu olayda davacının banka hesabında bulunan para 3. kişiler tarafından rızası hilafına alınmış olup, dolandırıcılık eylemi bankaya karşı işlenmiştir. Banka müşterisi olan davacının açmış olduğu böyle bir dava da GSM şirketi aleyhine hüküm kurulması doğru değildir.
Bu itibarla mahkemece, davalı GSM şirketi hakkında davanın reddine karar vermek gerekirken, yanılgılı değerlendirmelerle aleyhine hüküm kurulması doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı Ziraat Bankası AŞ. vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı Avea İletişim Hiz. AŞ. vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle kararın anılan taraf yararına BOZULMASINA, aşağıda yazılı bakiye 760,70 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalı T.C. Ziraat A.Ş.'den alınmasına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davalı Avea İletişim Hiz. A.Ş.'ye iadesine, 30.09.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy