(2004 S. K. m. 67)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret (Kadıköy 2. Asliye Ticaret) Mahkemesi'nce bozmaya uyularak verilen 10.3.2011 tarih ve 2008/956-2011/139 Sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi tarafların vekilleri tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 13.9.2013 günü başkaca gelen olmadığı yoklamayla anlaşılıp hazır bulunan davalılar vekili dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşüldü düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkiliyle davalı limited şirket arasındaki acentelik sözleşmesinden kaynaklanan alacakları için diğer davalı şirkete ait taşınmazın üzerine davacı lehine 30.000 TL üzerinden, birleşen davanın davalısı F.'ya ait taşınmaz üzerine de 4.000 TL üzerinden ipotek tesis edildiğini, davalı acentenin sözleşme hükümlerine uymaması sebebiyle sözleşmenin feshedilip 69.853.39 TL borcun ödenmesinin istenildiğini, ancak anılan borcun ödenmemesi üzerine girişilen icra takiplerinin itirazla durdurulduğunu ileri sürerek, asıl davada 2003/1294 Esas sayılı takip dosyası, birleşen 2003/890 Esas sayılı davada 2003/2576 Esas sayılı takip dosyalarındaki alacakların tümüne, yine birleşen 2003/536 Esas sayılı davada ise 2003/1470 Esas sayılı icra takibinde istenen alacağın ise 7.056.44 TL'lik kısmına vaki itirazların iptaline ve inkar tazminatlarına karar verilmesini istemiştir.
Davalılar vekili, davalı acentenin hasar ödemeleri, gönderilen havale ve teminat mektubunun nakde çevrilmesinden sonra bakiye borcun 970,58 TL olduğunu savunarak, tüm davaların reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, davacının davalı acenteden toplam 42.743,44 TL alacağı bulunduğu, ancak davalının banka havalesiyle gönderdiği 10.000 TL, hasar ödemelerine dair ödediği 13.518,81 TL ve teminat mektubundan tahsil edilen 5.000 TL olmak üzere toplam 28.518,81 TL'lik tutarın davacının alacağından mahsup edilmesi gerektiği, neticede davacı alacağının 14.224,63 TL olduğu gerekçesiyle asıl davanın 3.168,19 TL üzerinden kabulü, birleşen davaların ise kabulüyle davalının itirazının iptaline, kabul edilen miktarlar üzerinden hesaplanan icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, tarafların vekilleri temyiz etmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, taraf vekillerinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Asıl ve birleşen davalar, acentelik sözleşmesine dayalı borcun tahsili için başlatılan takiplere yapılan itirazların iptali istemlerine dair olup mahkemece kurulan 29.5.2006 tarihli ilk hüküm Dairemizce, davalı acentenin, hükme esas alınan bilirkişi raporuna yönelik poliçe bazında kayıtları içeren rejistro defterlerinin sigorta muhasebesinden anlayan bilirkişi tarafından incelenmesi gerektiği yönündeki ciddi itirazları karşılanmadan salt davacının T.T.K. gereğince tutması zorunlu defterleri üzerinde incelemeyle hüküm kurulmasının doğru olmadığı gerekçesiyle bozulmuştur. Mahkemece, bozma ilamına uyulduktan sonra alınan bilirkişi raporunda, davalı tarafından ibraz edilen rejistro kayıt örneklerinin davacı tarafından düzenlendiği, herhangi bir noter onaylarının bulunmadığı, ayrıca her ne kadar davalı taraf, acentelik akdinin feshinden sonra tahsil edilmesi gereken primler olduğunu ve bunların borçtan mahsubunun gerektiğini savunmuş ise de davaya cevap dilekçesinde böyle bir savunma olmadığı gibi tahsili gereken bakiyeyi gösteren somut bir belge de sunulmadığından bu yönde inceleme yapılamadığı açıklanmıştır. Oysa davalı taraf cevap dilekçesinde, borçtan mahsubu gereken poliçe primlerinin bulunduğunu savunmuş olup bilirkişi raporuna itirazlarını içeren 13.4.2005 tarihli dilekçesine ekli olarak da fesih tarihinden sonra primleri tahsil edilecek poliçe numaralarını bildirmiştir. Bu durumda, uyulmasına karar verilen bozma ilamının gereklerinin yerine getirildiği kabul edilemeyeceğinden mahkemece, dosyaya sunulan tüm belgeler ve rejistro kayıt örnekleri üzerinde uzman bilirkişi aracılığıyla inceleme yaptırılarak taraflar arasındaki sözleşmenin feshinden sonra borçtan mahsubu gereken bir prim tahsilatının olup olmadığının tespit edilmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde eksik incelemeye dayalı olarak hüküm tesisi doğru olmamış, hükmün bu sebeple davalılar yararına bozulması gerekmiştir.
3- Ayrıca, davalı tarafça takibin kötüniyetle yapıldığı savunularak davacı aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilmesi talep edilmiş olmasına karşın bu konuda mahkemece olumlu olumsuz herhangi bir karar verilmemiş olması da doğru görülmemiş, hükmün bu sebeple de davalılar yararına bozulması gerekmiştir.
4- Öte yandan, mahkemece hükme esas alınan 2.11.2009 tarihli bilirkişi raporunda, davalı tarafından davacıya havale edilen toplam 10.000 TL ile teminat mektubundan tahsil edilen 5.000 TL'nin davalının borcundan mahsubunun gerektiği açıklanmış ise de davacı vekili, söz konusu ödemelerin icra takibinden önce zaten davalının borcundan mahsup edildiğini belirterek bilirkişi raporuna itirazda bulunmuş, ancak davacı vekilinin bu itirazı hususunda herhangi bir inceleme ve değerlendirme yapılmadan hüküm kurulmuştur. O halde mahkemece, davacı vekilinin mükerrer mahsup yapıldığı yönündeki iddiaları üzerinde durulmamış olması da doğru görülmemiş, hükmün bu sebeple davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan sebeple taraf vekillerinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) ve (3) numaralı bentlerde açıklanan sebeplerle davalılar vekilinin, (4) numaralı bentte açıklanan sebeplerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle kararın taraflar yararına BOZULMASINA, takdir olunan 990,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 13.09.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy