(6762 S. K. m. 385, 388)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 27.9.2012 tarih ve 2011/527-2012/626 Sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşüldü düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalı şirketin 25.11.2012 tarihli genel kurulunun toplantı çağrısının usule uygun yapılmadığını, müvekkilinin belirli payla vekaleten toplantıya katılmasının engellendiğini, gündemin 7. maddesinde yönetim kurulu üyelerine ücret ödenmesine dair kararın, 6. maddesinde esas sözleşmenin 13/d maddesinin değiştirilmesine dair kararların kanun, esas sözleşme ve iyiniyet kurallarına aykırı olduğunu ileri sürerek yok hükmünde sayılması, bunun kabul görememesi halinde iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, genel kurul çağrısının usulsüz olduğu iddiasının yerinde olmadığı, zira ticaret sicil gazetesinde ve ulusal gazetede gerekli ilanların yapıldığı, davetiyenin 2.11.2010 tarihinde tebliğ edildiği, davacının da vekili aracılığıyla toplantıda hazır olduğu, davacının paylarını bölerek iki ayrı bağımsız vekille temsil ettirmesi talebinin yerinde olmadığı, bir ortağın kendisini ancak müşterek hareket etmek kaydıyla birden çok temsilciyle temsil ettirebileceği, genel kurulun yönetim kurulu üyelerini her zaman değiştirebileceği, görev süresinin dolmamış olmasının önemli olmadığı, genel kurulun olağanüstü toplantıya çağrılması ihtiyacının çağrıyı yapan organa ait olduğu, görev süresinin dolmuş olmasının yeterli sebep olduğu, esas sözleşmenin 13/d maddesinde yapılan değişikliğe gelince şirket esas sözleşmesinde sözleşme tarihlerinin hangi nisapla yapılacağı hususunda özel bir hüküm bulunmadığı, esas sözleşme değişikliğinin eski T.T.K.388. maddesindeki nisaplara uyularak yapılabileceğini, sermaye arttırımının da tüm ana sözleşme hükümleri gibi eski T.T.K.nın 388/f-3 maddesi gereğince sermayenin 1/2'sini temsil eden ortakların katıldığı toplantıda çoğunluk oylarıyla değiştirebileceği, iptali talep edilen kararda bu çoğunluğun sağlandığı, 13/d maddesi hükmünün eski T.T.K.nın 385. maddesi anlamında bir müktesep hak oluşturmayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Ancak, davalı şirketin ana sözleşmesinin 13/d maddesi ... Ancak şirketin mali yapısını ve mal varlığını etkileyecek kararlarla sermaye artırımı kararlarında ortakların %75'inin toplantıya katılmaları ve toplam sermayenin %75'inin olumlu oyu ile karar almaları halinde yapılabilir. hükmünü haiz bulunduğundan, Dairemizin yerleşmiş uygulaması gereğince ana sözleşmenin bu hükmünün de sözleşmede gösterilen nisaplara uyularak değiştirilmesi gerekmektedir (Bkz G. Eriş, Ticari İşletme ve Şirketler, Cilt 3, s. 2815 vd-24.3.1994 T., E. 6147 K. 2195, 02.05.94 T., E. 6802 K. 3773). Somut uyuşmazlıkta, ana sözleşme hükmü %75 nisapla değiştirilmediğinden bu hususta alınan karar yok hükmündedir. Bu itibarla, mahkemece davacının bu hususa dair isteminin kabulü gerekirken, bu husustaki istemin de reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan sebeplerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, kararın (2) numaralı bentte açıklanan sebeple kararın BOZULMASINA, ödenen temyiz peşin harcın istemi halinde temyiz edene iadesine, 06.09.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy