(6762 S. K. m. 370, 388) (6102 S. K. m. 454)
Dava: Taraflar arasında görülen davada (A.) 10. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 11/12/2012 tarih ve 2012/411-2012/612 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi (M.A.B.) tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkili şirketin davalı şirketin ortağı olduğunu, dava dışı (T.) A.Ş.'nin müvekkiliyle birlikte büyük hissedar konumunda olduğunu, davalı şirket yönetim kumlunun 18/07/2012 tarihinde toplanarak, 07/08/2012 tarihinde genel kurul yapılmasına karar verdiğim, yapılan genel kurul toplantısının 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 360. maddesine aykırı olduğunu, belirli grupların yönetim kurulunda temsil edilme hakkı bulunan müvekkili şirket ile diğer büyük ortağın imtiyazının bulunduğunu, mevcut imtiyazın kaldırılması ya da zayıflatılmasının 454'üncü madde hükmüne tabi olduğunu ancak bu kurala uyulmadığım, şirket sermayesinin en az %75'ini oluşturan pay sahiplerinin ve temsilcilerinin olumlu oy kullanması gerekirken 9660 nisabı ile karar alındığını, müvekkilinin oylamaya iştirak etmeyip muhalif oy kullandığını ileri sürerek, genel kuralda ana sözleşmenin 10'uncu maddesinde değişiklik yapılarak müvekkili şirketin yönetim kurulundaki yetkilerini bertaraf eden genel kurulun 2, 3 ve 4. maddelerinin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, genel kural toplantı çağrısının usule uygun şekilde yapıldığını, tüm pay sahiplerinin toplantıda hazır olduğunu, genel kural toplantı ve karar nisaplarının tespitinde 6762 sayılı kanunun 388'inci maddesi hükmünün uygulanması gerektiğini, davacı şirkette imtiyazlı hisse senedi bulunmadığını bildirerek, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, somut olayda toplantı ve karar nisaplarının 6762 sayılı yasa kapsamında belirlenmesinin gerektiği, genel kuralım 370'inci madde uyarınca tüm pay sahiplerinin katılımı ile gerçekleştirildiği, oylamadaki toplantı ve karar nisaplarının yerinde olduğu, davalı şirketin iki büyük hissedarı olan davacı şirket ile dava dışı (T.) A.Ş.'nin imtiyazlı olmayan paylarının 6102 sayılı yasanın yürürlüğe girmesiyle imtiyazlı hale geldiği, bu haliyle her iki şirketin davalı şirketteki paylarının imtiyazlı olduğu, 6102 sayılı yasanın 454'üncü maddesine göre genel kurulun esas sözleşmenin değiştirilmesine dair kararının imtiyazlı pay sahiplerinin hakkını ihlal edecek nitelikte olması halinde bu kararın imtiyazlı pay sahiplerinin yapacakları özel bir toplantıda alacakları bir kararla onanmadıkça uygulanamayacağı, bu durumda davaya konu 07/08/2012 tarihli genel kural toplantısının ilanının 16/08/2012 tarihinde yapıldığı, davalı şirket özel kumlunun 16/09/2012 tarihine kadar yönetim kurulu tarafından toplantıya çağrılmasının gerekli olduğu, bu yapılmadığı taktirde imtiyazlı pay sahiplerinin 01/10/2012 tarihine kadar Asliye Ticaret Mahkemesinde 454'üncü maddeye uygun olarak dava açmaları gerektiği ancak davanın prosedüre uyulmadan açılması sebebiyle zamansız olduğu nitekim davacı şirket tarafından bu konuda (A.) 15'inci Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2012/352 esas sayılı dosyasında dava açılmış olduğu, toplantıda alınan kararın 3'üncü maddesinde yönetim kurulu üye sayısının dört kipi olmasına karar verildiği, ana sözleşmenin taraflar arasında uyuşmazlık konusu olmayan 10. maddesinin 1. fıkrasında yönetim kurulunun en az üç kişiden oluşmasının düzenlendiği, bu haliyle yönetim kurulunun dört kişi olarak belirlenmesinde usul ve yasaya aykırı bir hususun bulunmadığı, dördüncü maddede kararların oybirliğiyle alınmış olması ve davacının iptal davası açma hakkının bulunmadığı gerekçesiyle, genel kurul kararının ikinci maddesinin iptaline yönelik açılan davanın zamansız açılmış olması sebebiyle reddine, diğer maddelere ilişkin davanın ise reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 21.06.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy